ARİ’nin Yüce Ruhu, Bölüm 2
Soru: ARİ gibi yüce bir ruhun ortaya çıktığı dönemin özelliği nedir? O dönemde dünyada neler oluyordu?
Cevap: İsrail halkı, tarih boyunca, arzunun tam gelişiminin dört safhasına (HaVaYaH) karşılık gelen dört sürgün ve dört kurtuluştan geçmiştir.
Bu safhalar, yaratılışın genel kabının yaratılması için üst ışığın yayılmasının dört safhasında, ilk HaVaYaH’da zaten yerleştirilmiştir. Ve buna bağlı olarak, tüm yaratılış, her bir parçasıyla birlikte, HaVaYaH’nın dört safhasına göre var olur ve gelişir. Her dünya, her manevi nesne ya da eylem, en küçük parçacıktan tüm yaratılış ölçeğine kadar, her zaman HaVaYaH’yı içerir.
Dolayısıyla, manevi kökün bir sonucu olan bu maddi dünyadaki insanlık da HaVaYaH’nın basamaklarına göre gelişmiştir. Bu nedenle dört sürgün ve üç kurtuluş yaşandı ve şimdi nihai kurtuluşun eşiğindeyiz.
ARİ, son dördüncü sürgünün sonunu ve kurtuluşun başlangıcını temsil eder. Bu yüzden, onun ruhu ifşa olduğunda, bütün sistemi kavrayabilmiş ve bu dünyadaki açıklamaları sayesinde pek çok insana idrake ulaşma, ruhları aracılığıyla ışığı çekme imkânı vermiştir. Bu süreç Baal Şem Tov ile başladı ve ondan sonra tüm Kabalistler tarafından, Baal HaSulam ve Rabaş’a kadar devam etti.
ARİ herkese Kabala bilgeliğinin metodunu, dördüncü ve son seviyede vermiştir. ARİ’den sonra Baal HaSulam bu metodu bizim neslimize uyarlamıştır; ancak özünde, bu ARİ’nin metodur.
ARİ, dördüncü sürgünün sonu ile nihai kurtuluşun başlangıcı arasındaki sınırda yaşamıştır. Bu, 16. yüzyılda meydana gelen çok özel bir dönemdir. Ancak manevi süreçler, maddi dünyada anında ortaya çıkmaz; ışıkların ve arzuların gelişim düzenine göre yavaş yavaş ortaya çıkar ki bu da zaman alır. Dolayısıyla, bunların ifşa olması yıllarca sürebilir.
Sonuçta, arzular bilgiye, hissiyata ve idrake doğru, özgür iradeleriyle yavaş yavaş gelişmeli ve Işık’ı çekmelidir. Bu süreç, atlanamayacak birçok aşamayı içerir.
Kişi, gelişmiş duygular ve akıl, doğasına karşı çalışma, egoizmine her zaman karşı olan başkalarıyla bağ kurma ve tüm içsel parçalanmalarını netleştirme becerisi edinmelidir. Ve bu kolay değildir; bu yüzden de gördüğümüz gibi, ARİ’den Baal HaSulam’a kadar zaman gerekmiştir.
Rav Chaim Vital (ARİ’nin metodunu anlayan ilk ve hatta tek öğrenci) bile, Sefer HaHakdamot’un girişinde, Mesih’in henüz gelmemiş olmasından dolayı nasıl umutsuzluk ve keder içinde oturduğunu yazar. Bu, 16. yüzyılda bile böyledir. Büyük bir Kabalist olmasına rağmen o da beklemiş ve umut etmiştir.
Açıkçası, bu çok uzun bir süreçtir, ancak her nesil ARİ’nin başlattığı aynı çalışmaya katkıda bulunur.
Bizler, ARİ ve Baal HaSulam’ın metodunu daha da ileriye yaymak, onların kitaplarını dağıtmakla ödüllendirildik. Kim bilir, belki bu çalışmanın tamamlanması için bir nesil daha gerekebilir. Ama umalım ki biz, tüm dünyanın ıslahını tamamlamayı başaralım.

