Category Archives: Grup

Kabala Çalışmak Kolay Değildir

Soru: Kabalistik gruptan ayrılan insanlara ne olur? Bir şekilde bağlarını kesiyorlar mı, yoksa sistemde içsel olarak kalıyorlar mı?

Cevap: Ayrılanlar arasında hayatın bu dönemini fiilen unutan insanlar vardır. Sonuçta önemli olan insanın ne için yaşadığı ve ihsan etme dünyasına, üst dünyaya özlem duyup duymadığıdır.

İnsanlar bu arzuyu kaybettiklerinde, olağan maddesel değerler sistemine geri dönerler ve normal bir şekilde var olurlar ve başka hiçbir şeyleri yoktur. Bilinçaltında, beyinciğin arkasında derinlerde bir yerde, bir çeşit arka beyinle, başka bir şey olduğunu anlarlar, ancak : “Belki bir gün…” diyerek, bunu kendi içlerinde bastırırlar.

Ya da, insan bir güve gibi uçup sadece onun ışınlarının tadını çıkarmak istediğinde, hayat onlara artık o kadar düz görünmez. Aydınlanma devam ettiği için, zaten başka bir dünyanın ve başka bir yaşamın olduğunu hissediyorlar.

Bizden ayrıldıklarında, bu dünyada mutlak tam bir neşeye sahip olmadıklarını düşünüyorum. Bugün buna kim sahip ki? Daha yüksekte başka bir şey olduğu hissi insanı sürekli kemirir ama ulaşılması zordur: “Bunu sonraya bırakacağım.” der.

Ne yapabilirsiniz? Bu basit bir şey değil. 1975’ten beri Kabala’da olan biri olarak konuşuyorum. Burada gerçekten kalanlar, elbette ki kahramanlardır. Dünya grubunun ana kısmı, bu yüzyılın başında bize gelen insanlardır.

Kişi Nasıl Kabalistik Bir Grubun Üyesi Olabilir?

Yorum: Kültlerin sınıflandırılmasında garip bir varsayım vardır: “Hemen grubun bir üye olmalısınız.”

Cevabım: Hayır, kesinlikle hayır. Bizim topluluğumuzda, bir kişi bir gruba katılmadan önce en az altı ay kampüste eğitim görür, bizimle birlikte kongrelere, ortak yemeklere katılır, ancak grupta değildir.

Kampüsten mezun olduktan sonra genç grubun bir üyesi olur – yaşına göre değil, sınıf derecelendirmesine göre gençtir. İnsanlar orada iki ya da üç yıl daha çalışır.

Kişi grubumuza uyum sağlayana kadar birkaç yıl geçer. Kimse onu oraya sürüklemez. Niye? Yarın gitmesi için mi? Tam tersine, kişi için, önce uyum sağlaması ve ancak o zaman (eğer bunun onun yolu olduğunu gerçekten anlarsa) bize gelmesi daha iyidir.

Klipa’nın Özellikleri

Soru: Gruptaki dostlar arasında ne tür bir ilişkiye Klipa denilebilir?

Cevap: Bir grup içinde, pratik olarak Klipa gibi hiçbir ilişki olamaz. Klipa, çekememezlik, kıskançlık, reddetme, yardım etme isteksizliği, vb. gibi yani insanlar arasındaki duygusal, manevi, kalpten kaynaşmayı reddeden tüm özelliklerdir.

Soru: Klipa genel olarak nasıl çalışır? Mekanizması nedir?

Cevap: Kişide Klipa oluşturan birkaç nitelik vardır. Genel olarak bunlar egoist niteliklerdir, ancak belirli türlere ayrılırlar. Bunlar çekememezlik, kıskançlık, kendini yüceltme, yalan ve gururdur.

Soru: Yani bizi ayıran her şey mi?

Cevap: Evet. Aslında bunlardan pek çoğu mevcut ama hepsi tek bir bütünü oluşturur kişinin egoist “Ben” ini.

Soru: Az önce sıraladığınız niteliklerle, doğrudan yüksek gücün ifşasında olan bir kişide açığa çıkan nitelikler arasında bir fark var mı?

Cevap: Bu nitelikler orada da faaliyet gösterirler.

Grubun Merkezi Nerededir?

Grubun merkezi, grubun hiçbir üyesinin içinde değil, yalnızca hepsinin arasındadır. Eğer hepimiz herkesi bir bütün olarak hissedecek şekilde birbirimizle birleşmeye çalışsaydık, burası grubun merkezi, aramızdaki tam bağlantı noktası olurdu.

Soru: Çalıştay sırasında grubun merkezine konsantre olmak için, kendimize tarif ettiğiniz bu durumu tasvir etmemiz mi gerekiyor?

Cevap: Evet, elbette. Sonuçta, bağ kurduğumuzda, herkesin kişisel “Ben” i kaybolur ve “Ben” yerine “Biz” kalır.

Dostlarla Bağı Güçlendirmek

Soru: Klipot’a düştüğümüzde, onların içinde uzun süre kalmamak için nasıl hemen kalkabiliriz?

Cevap: Gruptaki dostlar arasında her zaman çeşitli sorunlar olacaktır. Ama grupla bağınız varsa ve her şeyin sadece dostlarla olan bağa bağlı olduğunu açıkça anlarsanız ve Yaradan’a karşı birlikte doğru davranırsanız, o zaman bu sorunların üzerine hızla yükselirsiniz.

Böylece, düşüşlerinizin her birine, egoizmden özgeciliğe geçen daha da büyük bir yükseliş, aranızda daha da büyük bir bağ eşlik edecektir. Sonuç olarak hedefinize hızlı ve kolay bir şekilde ulaşacaksınız.

“Bireysel ve Takım Hedeflerine Ulaşmak” (Medium)

Hayat, hedefler ve bunlara ulaşmaya uyumlu seçimlerle ilgilidir. Başarının temel unsurları, bir hedef belirlemeden önce elimizdeki koşulları ve ekip çalışması yeteneklerimizi doğru bir şekilde değerlendirmektir.

Kendime bir hedef belirlediğimde, onun ulaşabileceğim bir yerde olup olmadığını görmeliyim. Bunu başarmak için gerekli eğilim ve becerilere sahip miyim? Örneğin, analitik bir zihnim yoksa yazılım mühendisliğinde kariyer hedefi koymak zaman kaybıdır. Gerçek şu ki, yüksek teknoloji endüstrisindeki bu kadar çok çalışma ortamın olması da bana başarıya giden yolu garanti etmez.

Kişisel olarak bana hitap eden bir yöne karar verdiğimde, o alanda çalışan insanların bulunduğu bir çevreye yaklaşmalı ve günlerinin nasıl geçtiğini, hayatlarını, ailelerini, boş zamanlarını incelemeliyim. Bu işleri gerçekten yürüten insanlarla ilgili keşfettiğim örnekler, beni belirli gelişim yönlerini önceden elemeye yönlendirebilir. Bu beni zaman, kaynak ve yanlış umuttan koruyacaktır.

Ortak bir amacı paylaşan gruplar veya çalışma ekipleri de kendi alanlarında başarılı örnekler bulmalı ve mümkün olduğunca onları takip etmelidir. Genel olarak, ekip başarısı için en önemli değişken, o grup içinde var olan karşılıklı bağlılık düzeyidir.

Doğal olarak, gruptaki veya ekipteki her birey kendi performansını, çıkarlarını ve gelecekteki terfisini düşünür. Bu durumda, kişi katkıda bulunsa ve işbirliği yapsa dahi, grup birlikteliğinin derecesi düşüktür. Doğru bir ekibin nasıl kurulacağını öğrenmeye değer: ortak çıkarı dikkate alarak. Böyle bir takımda başarının sınırsız olduğunu göreceğiz.

En önde gelen tanımıyla grup, hepimizin bir arada olduğu, kendimizi bağlı hissettiğimiz ve bir vücuttaki farklı organlar gibi çalıştığımız anlamına gelir. Uyum yaratma ve sonuçlara ulaşma arzusu nedeniyle, tamamen farklı bir düzeyde her biri diğerine yardım eder ve diğerini kelimeler olmadan dahi anlar. Bu yeni dereceye, nihai hedefe tek başına ulaşılamayacağına dair mutlak bir inançla ulaşılır.

Grup gücü, bir görevin üstesinden gelmeden önce, birbirimizle bağ kurmanın kapsayıcı hedefini belirlediğimizde ortaya çıkar. Böylece aramızda ortak bir akıl, ortak bir duygu ortaya çıkar ve bundan, önümüzdeki zorluğa doğru bir şekilde yaklaşırız. Bağ olmadan ileriye doğru bir adım atmak imkânsızdır.

Grup, bir bireyler topluluğu, bireyler olarak tüm yeteneklerimizin toplamı değil, ortak çabalarımızın ve ortak özlemlerimizin birleştiği yeni bir varoluştur. Kimin ne kadar zeki ve yetenekli olduğuna bakılmaksızın, grubun zihni ve duyguları, bireylerin tek başlarına sahip olduğundan daha yüksek bir seviyede olacaktır.

Evrim, başlangıcından beri bu şekildedir. Doğanın, yaşamın gelişimini teşvik etme formülü, farklı unsurlar arasında her zaman daha gelişmiş bağlar yaratmaktır.

Akıllı varlıklar olarak bizler, şayet bu eğilimi benimser ve insanlar arasında doğru bağ kurma metodunu öğrenirsek, bunun bizi bir insan türü olarak evrimin bir sonraki aşamasına yükselteceğini göreceğiz. Bu sayede doğanın genel gücünün hareketine uyum sağlayacak ve hayatımızın her alanında mümkün olan maksimum sonuçlara ulaşacağız.

Gözleri Kapalı İlerlemek

Soru: Kişi, “Dilediğini yap, gerçek bir dua yükseltme” diyen egoizmiyle aynı fikirdeyse ne yapmalıdır?Sonuçta, ego bir cevap alacağını biliyor.

Cevap: Yaradan bizimle böyle oynuyor. Ama insan gözleri kapalı ilerlemelidir.

Yolumuzda, aniden durduğumuz ve ilerlemek istemediğimiz, böyle birkaç nokta vardır. Hatta geriye gitmeye, her şeyden vazgeçmeye hazırızdır. Üstelik buna herhangi bir özel koşulun etkisi altında değil, çok ciddi bir şekilde karar veririz.

Bu nedenle, bu tür durumların üstesinden nasıl geleceğimizi bilmemiz ve grupla birlikte, her şeye rağmen ilerlemeye devam etmemiz gerekiyor. Olacağı varsa olur.

 

Onlu Vasıtası İle Daha Fazla İnsana

Soru: Her birimizin ihtiyaç duyduğu sosyal bağlantı sayısı 10 ila 20 kişi, yani en yakın çevre. Ve sonrasında mesafenin durumuna göre 150’ye kadar çıkıyor. Peki, insan geliştikçe böyle fizyolojik değişiklikler yine de olacak mı?

Cevap: Evet. Bu, sosyal varlıklar olduğumuz ve toplumun bir parçası gibi hissetmemiz gerektiği için olabilir. Aksi takdirde tamamen hayvanların seviyesine ineceğiz.

Bir toplum içinde, bir şehirde yaşamak, bize benzer başkaları tarafından çevrelenmiş, onlarla etkileşim içinde olmak, genel olarak bozulan yani gerektiği gibi gelişmesine izin vermeyen bedensel dünyanın seviyesinin üzerinde olmasa da kişiyi şekillendirir. Öyle anlaşılıyor ki gelişirken kendimizi sınırlıyoruz ve bunu hayatımızda fark ediyoruz.

Bu nedenle, daha yüksek bir seviyeye yükselmeye çalışmamız gerekiyor. Ama tüm bunlar birbirimizle doğru etkileşimimiz tarafından belirlenir. Bu nedenle, sosyal ağlarda veya başka bir yerde 150 arkadaşım olsa da olmasa da, fazlası veya azı fark etmez, Her şeyden önce onludaki görevlerimi yerine getirmem ve sonrasında bunun aracılığıyla daha geniş bir insan çevresi, toplum ve doğa güçleri ile bağlantı kurmam gerekiyor. Ama bütün bunlar, birlikte geliştiğim o 10 manevi dostumun içindedir.

Soru: Yani bu, artan sayıda insan için, onlu aracılığıyla kurulan yeni bir iletişim seviyesi mi?

Cevap: Evet. Doğada her şey bu şekilde çalışır.

Yeni Bir Derecenin Eşiğinde

Soru: Bir sonraki dereceye geçmemiz gerektiğini söylediniz. Kendimizi hedefleyebilmemiz için bunu tarif edebilir misiniz?

Cevap: Bir sonraki derecenin tarifi çok basittir: Aramızdaki iyi ilişkilerde Yaradan’ın niteliklerinin ifşasıdır. Sonuçta, uğruna çabaladığımız şey – bağ niteliği, sıcaklık ve destek- mevcuttur.

Yaradan gizlenmişti ve şimdi biz bu niteliği kendi aramızda yaratabildiğimiz ve edinebildiğimiz ölçüde O, içimizde ifşa oluyor. O, form benzerliği yasasına göre ifşa olur.

Bu nedenle, burada beklenmedik bir şey yok. Belki de beklenmedik olan budur, ancak genel olarak her zaman kendimizi Yaradan’ı algılamak üzere ayarlamamızla sonuçlanır, bu da O’nu edinmemiz sonucunu doğurur. Bu yüzden, “Oğullarım beni yendi” denilir. O’nu içimizde ifşa olmaya zorlarız.

Kalbimi Yaratılışın Amacına Nasıl Yönlendirebilirim?

Soru: Sık sık kendimi kötü düşüncelere ve arzulara sahip olduğum bir koşulun içinde buluyorum. Kalbimi tekrar tekrar yaratılışın amacına nasıl yönlendirebilirim? Gittikçe zorlaşıyor, bu benim için bir mücadele.

Cevap: Doğal olarak, bu bir mücadeledir. Bunun iki nedeni vardır: ya daha yüksek bir seviyeye çıkmak ya da büyük ihtimalle dostlar arasındaki bağ zayıflıyordur. Bu aynı zamanda bir sonraki dereceye yükselmenin bir sonucudur.

Grup içinde bağı güçlendirin ve her şeyin nasıl kolay, özgür ve sevinçli hale geldiğini göreceksiniz.