Eşeğinizi Omuzlarınızdan Atın

Bizim yolumuz, haz alma arzusunun gelişimine bağlıdır. Hepimiz tek, birleşik bir arzunun içinde var oluyoruz. Işığın dört safhası, dünyalar, Partzufim ve manevi dereceler onun içine yerleştirilmiştir. Her şey onun içindedir.

Başka bir deyişle, bu arzu bir bileşiktir. Nasıl ki insan bedeni çeşitli organ ve parçalardan oluşuyorsa, bu arzu da birçok bileşenden oluşur.

Arzunun parçaları arasında daha gelişmiş olanlar vardır, daha az gelişmiş olanlar vardır. Ayrıca Aviut dediğimiz bayağılıkları bakımından da farklılık gösterirler. Bunun dışında, bazı parçalar doğaları gereği almaya daha yakındır, bazıları ise ihsan etmeye daha yakındır. Bu tür pek çok derecelendirme vardır. Dolayısıyla, bu büyük arzuyu parçalarına ayırırsak, her biri kendi ayrıntıları ve bileşenleri bakımından benzersiz olduğunu ortaya koyacaktır.

Bu parçalar arasında daha saf, daha az egoist olanlar bulunur ve bunlar ışığa daha yakın oldukları için önce bunlar uyanırlar. Bunlar dünyanın dört bir yanındaki dostlarımızdır. Onlar ihsan etmeye, ışığa, varoluşlarının nedenini keşfetmeye özlem duyarlar.

Onlar özgürlük ararlar. Ve bu dünyadaki yaşamdan özgürlük, ilk olarak şu soruda kendini gösterir: “Ne için yaşıyorum? Bu yaşam bana ne veriyor? Faydası nedir?”

Bu soru, sorunlardan ve acılardan doğar. Ama daha sonra, sebeplerini anlamaya çalışırken, kişi hayatın özünü araştırmaya başlar. Acı ikinci planda kalır; sonuçta, bu konuda ne yapılabilir ki? Artık en önemli şey, varoluşun sırrını açığa çıkarmaktır.

Bu, benim uyandığım ve günlük rutinden ve egoist tatminin peşinden boşuna koşmaktan kurtulmak istediğim anlamına gelir. Artık bir köle gibi haz alma arzuma hizmet etmeye devam edemem. Bu bana ölüm gibi gelir. Her gün, “eşeğimi” sürükleyip, beslemek, sulamak zorundayım, ta ki ölene kadar. O öldüğünde, ben de onun sadık hizmetkârı olarak onunla birlikte öleceğim.

Ama bunun yaşam değil ölüm olduğunu anlamaya başlayanlar, işte onlar ilerlerler. Eşek yemek istiyorsa, onu besleyin. Ama bırakın o sizi taşısın, siz onu taşımayın. Bu yaşam süresince, eşeğinizi beslediğiniz sürece, onu daha yüce bir amaca doğru götürme fırsatınız vardır. Eğer onu omuzlarınızda taşımıyor, üzerine biniyorsanız, işte o zaman insansınız demektir.

Bu, ölüm meleğinden, yalnızca bedensel varoluşla ilgili bitmek bilmez kaygılardan kurtuluşun ilk aşamasıdır. Eğer ona bakman, bir çözüm bulmak içinse, o başka bir meseledir; bu zaten hayatın kendisidir. Zira özünde siz, yaşamın kaynağına doğru bir yol çiziyorsunuz.

Ne yazık ki, bu ögeye yorum yapma özelliği kapatılmış.

"Kabala ve Hayatın Anlamı" Yorumlar RSS Feed

Önceki yazı: