Yükselen Nesle Bir Bakış, Bölüm 2
Bilgisayar Ekranıyla Etkileşim
Gelecek nesli nasıl görmek istediğimize karar vermemiz ve ilkeler ve davranışlar listesi oluşturmamız, buna göre onları bu koşula getirecek bir program oluşturmamız gerekiyor. Doğru ilkeleri tanımlamak çok önemlidir, çünkü yanılıyor olabiliriz.
Yıllar önce psikologlarla, erken cinsel ilişki sorununu tartıştığımızı hatırlıyorum ve onlar gençlerin 13 yaşında cinsel ilişkiye başlamasının büyük bir sorun olmadığını söylemişlerdi. Bu bana tartışmalı bir konu gibi gelmişti, ama kimse beni dinlemek istememişti. Sonuç olarak, bugün bu yaş 9’a düşmüştür.
Soru hala geçerli: Bu kötü bir şey mi? Her şekilde bu konu kamuoyunun gündemine getirilmelidir.
Bu durumun kabul edilebilir olup olmadığına ve hangi çerçeve içinde olmasına karar vermeliyiz ki, gençlerin hayatlarını mahvetmesin veya geleceklerine zarar vermesin; yakın bir ilişkinin sadece cinsellikten ibaret olmadığını ve ailenin de birbirlerine karşı ağır sorumluluklardan ibaret olmadığını hissetsinler. Gençler aileyi sadece bir yük olarak algılarlarsa, hiç evlenmek istemeyeceklerdir.
Karşı karşıya olduğumuz neslin özelliğini anlamamız gerekiyor, çünkü her şeyin doğası değişmek zorunda. Teknoloji ve ilişkilerimizde radikal değişiklikler yaşıyoruz ve insandan-insana bağdan, insan-bilgisayar ekranı bağına geçtik. Bu ekranlar aracılığıyla sadece köyümüzden, şehrimizden veya küçük ülkemizden değil, dünyanın her yerinden etkileniyoruz.
Yorum: Psikologlar, genç neslin empati yoksunu olduğunu söylüyor. Çocukların empati kurma yeteneğini kaybetmesinin nedeni, bağların daha az “insanlaştırılmış” ve daha fazla bilgisayarlaşmış hale gelmesidir. O harika bir çocuk olabilir, ancak yakınlarına karşı empati kurma yeteneğinden yoksundur.
Cevabım: Bu, birbiriyle ilişkili ve birbirini etkileyen birkaç olgunun sonucudur. Birincisi, iklimde ve gezegenimizin insanları etkileme biçiminde bir değişiklik var. Sonuçta, insan doğanın ayrılmaz bir parçasıdır.
İkincisi, egomuz sürekli büyüyor ve son nesilde çok özel bir şekilde büyüdü. Birbirimizle doğrudan iletişim kurmayı bıraktık ve teknolojik araçlar aracılığıyla, insanlar arasında tamamen farklı bir iletişim türüne geçtik.
Artık insanlarla değil, makinelerle iletişim kuruyorum. Haberleri dinlerken, bir şeyler okurken veya biriyle konuşurken bile arabaya konuşuyorum. Aramızda, birbirimizi nasıl hissettiğimizi ve anladığımızı belirleyen bilgisayar sistemleri var. Gördüklerim veya görmediklerim, duyduklarım ve nasıl tepki verdiğim bu sistemlere bağlı.
Makineler dünyayla olan bağımı belirliyor. Yani, tamamen yapay bir sistemde var oluyoruz. Sonunda neye vardığımızı ve hala bir şeyi değiştirme şansımız olup olmadığını ya da sadece ellerimizi kaldırıp pes etmemizin gerekip gerekmediğini belirlemeliyiz.


