Category Archives: Egoizm

Bir Bozukluğu Nasıl Islah Ederim?

Soru: Bir bozukluğu nasıl ıslah edebilirim?

Cevap: Bir bozukluğu, onu bir yardıma dönüştürerek ıslah edersiniz. Bir zamanlar bunu nasıl yaptığınızı hatırlamıyor musunuz? Bir mahkeme çağrınız vardı, ve sürekli bundan korkarak yaşıyordunuz. Polis memurundan korkuyordunuz ve pek çok tatsız şey yaşadınız. Bu Yaradan’ın tekliğine karşı bir problemdi.

Peki engelin özü nedir? Her şeyi polis memuruna mı yoksa Yaradan’a mı bağlı yapmak? Burada “Ben kendim için değilsem, kim benim için?” ve “O’ndan başkası yoktur” prensipleri devreye girer. Önemli olan bu prensiplerin ne zaman ve nasıl sıraya konulacağıdır.

Nihayetinde, bu bozukluğun arka planına karşı olarak, kendinizi bu sıkıntının içinde mevcut olan ve O’nunla olan bağınızı güçlendirmeniz için bunu size veren Yaradan’ın yönetimiyle ek bir bağa yönelik olarak ıslah etmeniz gerekiyordu.

Bu gerçekleşti mi? Bunun ne kadar yardımcı olduğunu hissettiniz mi? Aynı şey grup çalışmasındaki tüm bozukluklar için de geçerlidir. Bir kişi maneviyat yolunu takip ettiğinde, kendisine mahkeme, toplumsal baskı, toplum yasalarından gelen baskı gibi şeylerle bağlantılı olanlar da dâhil olmak üzere pek çok sıkıntı gönderilir, çünkü bunlar açıkça Yaradan’ın elindedir.

How Can I Correct a Disturbance?

Maddesel Engellere Karşı Duyulan Korku

Soru: Ya aynı engel tekrar tekrar ortaya çıkarsa ve giderek şiddetini artırırsa?

Cevap: Aynı engel her seferinde yepyeni bir şekilde geri dönemez. Bize sadece aynı engelmiş gibi gelir.

Örneğin, bir dava iki ya da üç yıl sürebilir, ve kişi sanki sürekli aynı kapalı döngü içinde sıkışıp kalmış gibi hisseder. Ancak bu aynı engel değildir. Aynı dış koşuldur, ancak her seferinde arzuların boyutu ve biçimi değişir; sadece biz bunu algılayamayız.

Aslında, bu şekilde olması çok iyidir. Bu, Yaradan’ın yaratılan varlıkla olan bağını güçlendirmek istediğine dair çok açık bir işarettir. O, görünüşte korkunç olan şeylerin korkusunu ona gönderir ve hatta bunu yoğunlaştırır.

Bu, “Kapının arkasında bir ayı var, dikkat et!” denildiğinde korkan küçük bir çocuğa benzer. Kişi tüm dünyaya korkuyla bakar ve “Ne olacak?” diye düşünür. Entelektüel olarak anlasa da, hissettikleriyle ilgili hiçbir şey yapamaz. Çok korkar.

Yalnızca Yaradan ile olan bağ, bu hayvansal korku hissini tatlandırabilir ve onu farklı bir yöne taşıyabilir. Ancak bu yine de insan seviyesinde değildir, henüz bağın gerçek anlamda incelenmesi için yeterli değildir.

Fear of Material Obstacles

Kişi Bir Dosttan Nasıl İlham Alabilir?

Yorum: Bana iyi davranan bir dosttan ilham almak kolaydır. Ama ara sıra bana kötü davranan bir dosttan ilham almak zordur.

Cevabım: Zorlukla tahammül ettiğim ya da belki de hiç tahammül edemediğim dostlar var. Neredeyse hiç fark etmediklerim de vardır; beni ne kızdırırlar ne de memnun ederler. Ve son olarak, aralarında bulunmaktan hoşnut olduğum, harika ve neşeli hissettiklerim vardır. Peki hangisini kazanım hedefi olarak görmeliyim? Ne de olsa şöyle denir: “Kendine bir dost satın al.”

Buna evrensel bir yanıt vermek mümkün değil. Ancak şu şekilde söyleyebilirim: her seferinde neler yapabilecek kapasitede olduğunuzu göreceksiniz, ve işte yapmanız gereken de bu. Kimse size özellikle nefret ettiğiniz, grupta olmasına rağmen birlikte olamadığınız kişiye odaklanmanız gerektiğini söylemeyecektir. Bu doğru değil. Aksine, her seferinde hissettiğiniz kadarıyla çaba sarf edebileceğiniz dostlarla birlikte olmalısınız.

Ancak bu, birine “hamle yapmak”, ona ihsanda bulunmak, onunla birleşmek, ve daha yakın olmak için hemen birlikte bira içmeye gitmek temeline dayanmaz. Hayır. Bir dost edinmek için çaba sarf etmek, gruba yapılan genel bir yatırımdır.

Bu, sürekli odaklandığım belirli bir kişiyle kurduğum kişisel bir bağla ilgili değildir. Bir kişinin herhangi bir anda içinde bulunduğu duruma göre, etrafındakiler her seferinde farklı görünür. Bazen manevi anlamda yükselmiş gibi iyi bir durumda olursunuz, ve sonra aniden kendinizi normalde nefret ettiğiniz kişiyi kucaklayıp öpmeye hazır bulursunuz.

How Can One Be Inspired by a Friend?

Dostların Önünde Kendinizi Nasıl İptal Edersiniz?

Soru: Kendini iptal etmenin doğru şekli nedir?

Cevap: Yaradan ile birleşmeyi edinmek istiyorsanız, gruba gelirsiniz ve ihsan etme niyetini geliştirmek için grubun güçlerini kullanırsınız. O zaman grup sizin için çok önemli hale gelir; Yaradan’ın yüceliğinin idrakine gelmek için grubun önünde kendinizi iptal edersiniz, ve kendinizi iptal etme yolunda ortaya çıkan engelleri ıslah etmek sizin için ek bir güç haline gelir.

Soru: Kendi kendimi dostların önünde iptal olmaya nasıl ikna edebilirim?

Cevap: Kendimi ikna etme kapasitesine sahip değilim. Bu ancak gerekli olduğunu hissediyorsam gerçekleşir. Güvenebileceğim başka hiçbir şeyin olmadığı ve yalnızca grubun bana yolda yardımcı olabileceği bir safhaya ulaşmak yalnızca kendi çabalarımdan kaynaklanmaz.

Grupta çalışabilirim, dostlarıma yakın olabilirim ve binlerce şey yapabilirim, ama bunları amacı edinmek için yaptığımı, grubun bana yardım etmesi gerektiğini ve grupta sadece bunun için çalıştığımı aklımda biraz bile olsa tutmazsam, o zaman ne tek bir düşünce ne de tek bir netleştirme alırım. Bu yalnızca niyetimden, arzumdan bir parça getirdiğimde gerçekleşecektir. Ardından işlemeye başlayacaktır.

How to Nullify Yourself before the Friends?

Bizi Yaradan’a Yönelten Nitelikler

Kişi gururlu olduğunda ve Yaradan’ın önündeki otoritesini iptal etmeye dair hiçbir arzusu olmadığında, ve kendisinde hiçbir alçaklık olmadığını söylediğinde, aksine ne isterse onu yaptığında, ona tüm kötü nitelikler buradan gelir. Yukarıdan gelen haz ışığı, dünyayı sürdürmek için ince bir ışık olarak aydınlatır. Bilindiği gibi, “kıskançlık”, “şehvet” ve “onur” olarak adlandırılan üç nitelikle kıyafetlenir, ve bu üç nitelik de gurur niteliğine dâhildir. (Rabaş, “Çalışmada, ‘Yaradan Gururu Tolere Etmez’ Nedir?”)

Gurur kavramı, insan karakterine ilişkin yaygın bir terimdir; kişinin kendi “ben”ini hissetmesidir. Bu hissiyat için bir ıslah mevcuttur: kişiyi, kendisinin hiçbir şeye muktedir olmadığına dair bir farkındalığa getirmek. Daha ziyade, kişi bu hayatta pek çok şeye yetkin olsa da, kendi başına manevi ıslaha gelemez.

Peki kişi kendi kendini düzeltemeyeceğini anlamaya, Lişma’ya gelmeye nasıl yönlendirilir? Bu, üç niteliğin yardımıyla olur: kıskançlık, şehvet ve onur.

Çünkü insanda bulunan alma arzusu bu üç niteliğe de sahiptir, ve gelişir. Kişi geliştikçe, her seferinde alma arzusunu kontrol edemediğini, onu verme niyetiyle birleştirip sonsuzluk çerçevesi dahilinde kullanamadığını görür. Bunun üzerine pes eder ve Yaradan’dan yardım talep eder.

Bizim ilerleyişimiz, aslında, deneyip başarısız olduğumuz, tekrar tekrar boş yere denediğimiz pek çok safhayı içerir. Ve her seferinde kalplerimizde bir dua belirir, ben yapamıyorum, edemiyorum diye Yaradan’a bir yakarış. Şimdiye kadar, kendimde gerçekten hayal kırıklığına uğradığım ve ihsan etme niyetine ulaşmak istediğim bu talep, tam olarak özellikle Yaradan’a yönelmiş olarak oluşmamıştı.

Ancak yavaş yavaş, kişi kendi alma arzusu içerisinde, çevresi içerisinde bu detaylar hakkında daha fazla şey öğrenmeye başlar, ve bu amacın önemine ikna olmuş hale gelir. Görür ki, aksi takdirde yaşamı geçici, rastgele ve anlamsız olacaktır.

Bu böyle devam eder, ta ki bu yakarışın tesadüfi bir hayal kırıklığından kaynaklanan doğal bir talep olmadığını; yaşamın tüm koşullarına yönelik doğru yaklaşımı bulmak, alma arzusunu ne kadar yönetip yönetemediğini görmek, ve bu temelde Yaradan’a gerçek bir dua ile yönelmek için çeşitli yaşam koşullarına yönelik belirli bir yaklaşım olduğunu anlamaya başlayana dek.

The Qualities That Aim Us at the Creator

Kötü ve İyi Kıskançlık

Soru: Dostumun Yaradan’la olan ilişkisinde bende eksik olan bir şeyi gördüğümde, içimde kıskançlık, arzu ve ihtiras gibi duygular uyanır mı?

Cevap: Hayır! Negatif ve pozitif kıskançlık, şehvet ve ihtişam vardır. Bir başkasında iyi bir şey görürsem, bunu görmeseydim daha iyi olurdu diye düşünebilirim, böylece acı çekmem. Ne de olsa onda iyi bir nitelik gördüğümde bu beni kötü hissettirir.

Ya da iyi bir şey görürüm, ve bu bende onu edinme arzusu uyandırır. O zaman bana elde edilebilecek bu özel hazları görme fırsatı verene minnettar olmalıyım. Daha önce dünyada böyle şeylerin var olduğunu bile düşünmüyordum. Bu iyi kıskançlıktır.

Kötü kıskançlık ise iyi durumda olan insanları gördüğüm halde onlar gibi olmayı yeterince arzulamadığım zamandır. Yani, sarf etmem gereken çabanın, elde edeceğim hazdan çok daha fazla olduğunu düşünürüm. Amaç, araçları gerekçelendirmiyor.

Başka bir deyişle, tembelim. Buna tembellik denir. Ve acı çekmemek için, onların da buna sahip olmamasını isterim. Ya da bunu gördüğüm için sinirlenirim ve şimdi kıskanırım. Her şey tersine döner. Daha yüksek bir seviyeye ulaşmak için çabalamak yerine, bu insanların benim seviyemin altında olmasını isterim. “Birçok kişinin acısı, tesellinin yarısıdır.” Onlarda daha az, bende daha çok olduğunda, ruh halim hemen düzelir.

Her şey kişinin amacına bağlıdır—kıskançlık, onur ve şehvet gibi nitelikleri nasıl kullanmak istediğine göre. Kişi, ya amacın önemi onu zorladığı için bunların yardımıyla yükselmek ister, o zaman da bu nitelikleri faydalı, etkili ve yapıcı bir biçimde kullanır.

Ya da tam tersi olabilir, bir başkasında gördüğü her şeyi yok etmek ister çünkü rahatlık onun için gelişmekten daha önemlidir. Henüz çektiği acı mevcut durumu terk etmek istemesine yetecek kadar güçlü değildir. Her şey, yapılan hesaba ve içinde bulunduğumuz durumdan ne beklediğimize bağlıdır.

Durumu bir düşünün. Burada bulunanların yarısının uyuduğunu ve geri kalanının da umursamadığını görüyoruz. İçlerinde, “ölümün bu hayattan daha iyi olduğu” bu koşuldan kurtulmak için yakıcı bir arzu yok. Onlara sorun: “Bir sonraki safhanızda durgunluk ihtimalinin bulunmadığını görmek ister misiniz?” Cevap vereceklerdir: “Şey… deneyebiliriz, belki daha iyidir.”

Ancak bunu beklediklerini ve her şeye hazır olduklarını, çünkü bu olmadan ilerleme olmayacağını söyleyecek olanlar da vardır. Dolayısıyla her şey ön hazırlığa bağlıdır. Grupta, uğruna var olmaya değecek bir fikir, bir amaç olmalıdır.

Bad and Good Envy

Alma Niyetinin Tersine Çevrilmesi

Soru: Alma arzusunun tam da kullanımının içindeki kötülüğü keşfediyorum. Neden bu şekilde ortaya çıkıyor?

Cevap: Kendim için haz alma arzusunu ve niyetini yukarıdan, verilmiş olarak alırım. Şimdi ise sebebin ne olduğunu görmem gerekiyor. Ne tür bir arzu aldım? Bu bana büyük haz veren bir arzu ya da bir amaca ulaşmak için keyif almamı sağlayacak bir fırsat olabilir.

Bu nedenle, benim için önemli olanın arzunun karşılanması değil, arzuya yönelik niyet olduğunu ortaya koymak için çaba sarf ediyorum. Arzunun içerisinde, şu anda yaptığım gibi, keyif alsam ve doldurulmamış bir Hisaron (eksiklik) içerisinde kalsam bile, almak uğruna sahip olduğum niyet, özünde benim için hâlâ kötüdür. Mesele şu ki, arzunun hedeflenen doyumundan ziyade Yaradan benim gözümde daha yüce bir hale gelir. Dolayısıyla, Yaradan’ın yüceliğine, arzudan alınabilecek hazdan daha fazla değer vermeliyim. Bunu başardığımda, kötülüğün farkındalığına gelirim.

Ancak bu yalnızca bir grup içinde çalıştığımızda ve herkesten amacın, Yaradan’ın önemiyle ilgili ilham almaya çabaladığımızda gerçekleşir. O zaman bunu yapmak için bir ihtiyaç geliştiririm, ve bana O’nun daha önce verdiği arzudan daha büyük bir şey olarak O’nun bana Kendisini ifşa etmesi için Yaradan’a dua ederim.

Başka bir deyişle, bana yönelik Yaradan’ın eylemlerinde şunlar gerçekleşir: Kendim için alma niyetiyle bana bir arzu verir, ve ben de grup ve kitaplar aracılığıyla, benim gözümde arzunun kendisi Yaradan’ın yüceliğinden daha yüksek olduğundan, bu arzunun kötülüğünü ifşa etmem gerekir. Ardından Yaradan’dan Kendisini bana bir haz kaynağı olarak değil, yüce olarak ifşa etmesini talep edeceğim ki O’nun yüceliği arzumu tam tersi bir niyetle kullanmama yardımcı olsun – O’na ihsan etmek için.

Bunu başardığımda, benim duam vermek için yapılan bir dua haline gelir. Yani, artık Kli’nin dolumu için değil, vermek üzere çalışma fırsatı için dua ederim.

Reversal of the Intention to Receive

Bencilliğin Sınırı

Soru: İnsanlar size soru sorduğunda, bencillikten kaynaklanan bu baskıdan hiç yoruluyor musunuz? Bir tür sınırınız var mı?

Cevap: Soruların konuyla ilgisi kesilir kesilmez, cevap vermeyi hemen bırakırım.

Soru: Diyelim ki bir akşam toplantısı beş saat sürüyor. Beş saat boyunca aralıksız soru cevaplayamazsınız, değil mi? Bir tür kaynak sınırınız var mı?

Cevap: Hayır! Genellikle sorular kendiliğinden biter. Dinleyicilerin ne kadar bilgiyle doyabileceğine dair belirli bir sınır vardır ve o noktadan sonra devam etmenin bir anlamı kalmaz.

Dersler için de durum aynıdır. Derslerimiz zamana göre ilerler; her biri 45 dakikalık üç bölüm. Ancak bazen bu sınırı aşıp, bir bölüm için 45 dakika yerine, doldurulabilecek ciddi bir boşluk olduğunu gördüğümde arka arkaya iki 45 dakikalık blok ders veririm.

Kongrelerimizde, önce 40 ila 50 dakika bir konferans veririm, ardından 40 ila 50 dakika daha soruları yanıtlarım. Bundan sonra dinleyiciler konuyu özümseyemezler. Bu bile onlar için zaten çok fazladır. Başka bir deyişle, bir buçuk saat süren bir konferans verseydim, bunu özümseyemezlerdi.

Sadece üç saat aralıksız çalışmaya alışkınsak (beş ya da altı saat çalışmak mümkündür; bir keresinde Rabaş ile sekiz ya da dokuz saat aralıksız çalışmıştım, ama bu başka bir konu), o zaman sorun yoktur.

Kendi dünyanıza girdiğinizde ve içinde kendi niteliklerinizi ve duygularınızı geliştirdiğinizde, içinde yaşar ve farklı açılardan onunla iletişim kurarsınız, bu tamamen farklı bir konudur. Kabalistler bu dünyada sınır olmadan kalabilirler; günlerce, bir ömür boyu, sonsuza kadar.

Egoizmi Bastırma Aracı

Yorum: 1938 yılında bir İsviçreli bilim insanı yanlışlıkla LSD adlı bir uyuşturucuyu geliştirdi. Bu maddenin, insana sözde farklı bir gerçeklik gösterdiği söylenir. Onu deneyen kişiler dünyaya farklı bakmaya başladıklarını ve sözde “zamanın ötesinde” bir durum hissettiklerini anlatırlar.

Cevabım: Bu konuda uzman olamam çünkü hayatımda hiç uyuşturucu kullanmadım. Her zaman onların yanıltıcı olduğunu, gerçeklikten bir kopuş yarattığını düşündüm. Bu tür araçlarla bizim dünyamızın ötesine geçmek, zamanın, mekânın ve hareketin üzerine çıkıp başka bir boyuta yükselmek imkânsızdır. Bunlar yalnızca çeşitli psikosomatik duyumlardır.

Beynin düzgün çalışmasını bozduğumuz için, sanki başka bir uzayda uçuyormuşuz gibi hissederiz.

Bunun Kabala ile hiçbir ilgisi olmadığı açıktır; çünkü kişi bu şekilde ihsan etme ve çevresindeki dünyaya sevgi duyma niteliğini edinmez. Uyuşturucuların yardımıyla insan bir şekilde bu duruma ayarlanabilir ve sanki başkalarını sevmeye başlayacakmış, neşeli, mutlu olacakmış ve başkalarıyla iletişime daha yatkın hale gelecekmiş gibi kendini ikna edebilir. Fakat bütün bunlar yalnızca onu bu şekilde ayarladığımız ve içindeki egoizm duygusunu bastıran araçlar verdiğimiz içindir.

Bu, sanki bir insanın duygusal bir yara alması ya da tam tersine kaderden büyük bir hediye elde etmesi gibidir; fakat kendisini değiştirmez ve yeni nitelikler edinmez.

Uyuşturucu kullanan insanların açıkça özgeci hâline gelmedikleri açıktır; ayrıca dünyayı iyi, nazik ve amaçlı bir yer olarak da görmezler. Onlar yalnızca kendi içlerinde türlü çarpık görüntüler görürler.

Bu nedenle bunun, bir Kabalistin doğduğu doğanın tam tersi bir niteliğe dönüştüğü, egoizmi ihsan etmeye ve sevgiye dönüştüğü ölçüde keşfettiği dünya ile hiçbir ilgisi yoktur.

Yoksullara Dikkat Edin

Yazılmıştır ki, yoksulların oğullarına dikkat edin… onlardan, Tora ortaya çıkacaktır. Kendini yoksul hisseden, Yaradan’ın ifşasının ışığını almak için gerçek Kelim’e (kaplara) sahip olmayan kişi, yoksul adam olarak adlandırılır. Örneğin, “bilgi açısından yoksul”.

“Dikkat edin” ne anlama gelir? Gerçek şu ki, kişi bu tür durumları ihmal eder, onları istemez ve hiçbir şeyi olmadığında yoksulluk hissinden kaçar. Sonuçta, alma arzusu, egoizm, acı çekmek istemez, doğası budur.

Kişi her zaman kendini sakinleştirir ve bir şeyin eksik olduğu, kendisinde bir sorun olduğu hissini örtbas eder. Gerçek arzularını ifşa etmek için hazır hissetmez.

Egoizm, ona kendine acıma ve kendini “kemirme” için fırsat vermekten hoşlanır ve buna hazırdır, ancak buna yoksulluk hissi denmez.

Burada yoksulluk hissi, ihsan edecek gücün olmamasıdır ve burada alma arzusu bize hiçbir fırsat bırakmaz, bizi her zaman ondan uzaklaştırır. Bu nedenle, “Yoksulların oğullarına dikkat edin” diye yazılmıştır, yani yoksul hissetmenin sonuçlarına, bunun sonucunda talep ettiğimiz şeye dikkat etmeliyiz. Sonuçta, Tora tam da bu talepten doğar ve kaynağa geri dönen ışık da buradan gelir. Islahı alma Kli’si “yoksullar” olarak adlandırılır.