Category Archives: Yaradan

Manevi Çalışmanın Üç Koşulu

Bir grupta manevi çalışma için üç koşul vardır.

Birincisi, “kendine bir Rav yap.” Rav (öğretmen), bana yön veren, benden daha üstün bir kişidir. Onun söyledikleri benim yolumu belirler. Yön verirken, her zaman bir öğrenciye belli bir miktar özgürlük vermeli, bazen zayıf, bazen kafası karışık görünmeli, bazen de kendisiyle çelişmelidir. Bu, öğrenciye çeşitli engeller, çeşitli şüpheler ve öğretmenin haklı olup olmadığına dair düşünceler verir; bu da öğrenciye “kendin için bir Rav yap” eylemini gerçekleştirmesi için alan bırakır.

İkincisi, “kendine bir dost satın al.” Tıpkı benim gibi, benimle birlikte aynı süreçten geçen insanlar bulmalıyım, ve onlara yaptığım yatırım sayesinde onlardan güç kazanacağım. Dostlarıma yönelik çaba yatırımı yaptığım için, bu güçler benim olur — onları satın aldım; onları edindim.

Üçüncüsü ise “herkesi erdem ölçeğine göre yargıla”dır. Bu, birçok insandan engeller gördüğümde, bunu Yaradan’ın temsilcilerinden geldiği şeklinde yorumlamam gerektiği anlamına gelir; bunlar ruhumun Yaradan’a doğru aşamalı gelişimine yönelik çeşitli olaylarla kafamı karıştırmak içindir.

Dolayısıyla, önümde “kendine bir Rav yap” prensibine göre hareket etmem gereken bir öğretmen var; “kendine bir dost satın al” prensibine göre beraber çalıştığım dostlar var; ve dışsal çevre, tüm dünya, erdem ölçeğine göre yargıladığım diğer herkes vardır, aslında kendileri hiçbir eylemde bulunmazlar, ama Yaradan onlar aracılığıyla beni etkiler. Dolayısıyla, onları eylemlerinde suçlu veya erdemli karakterler olarak değil, yalnızca kuklalar olarak görüyorum.

Three Conditions of Spiritual Work

Dostların Önünde Kendinizi Nasıl İptal Edersiniz?

Soru: Kendini iptal etmenin doğru şekli nedir?

Cevap: Yaradan ile birleşmeyi edinmek istiyorsanız, gruba gelirsiniz ve ihsan etme niyetini geliştirmek için grubun güçlerini kullanırsınız. O zaman grup sizin için çok önemli hale gelir; Yaradan’ın yüceliğinin idrakine gelmek için grubun önünde kendinizi iptal edersiniz, ve kendinizi iptal etme yolunda ortaya çıkan engelleri ıslah etmek sizin için ek bir güç haline gelir.

Soru: Kendi kendimi dostların önünde iptal olmaya nasıl ikna edebilirim?

Cevap: Kendimi ikna etme kapasitesine sahip değilim. Bu ancak gerekli olduğunu hissediyorsam gerçekleşir. Güvenebileceğim başka hiçbir şeyin olmadığı ve yalnızca grubun bana yolda yardımcı olabileceği bir safhaya ulaşmak yalnızca kendi çabalarımdan kaynaklanmaz.

Grupta çalışabilirim, dostlarıma yakın olabilirim ve binlerce şey yapabilirim, ama bunları amacı edinmek için yaptığımı, grubun bana yardım etmesi gerektiğini ve grupta sadece bunun için çalıştığımı aklımda biraz bile olsa tutmazsam, o zaman ne tek bir düşünce ne de tek bir netleştirme alırım. Bu yalnızca niyetimden, arzumdan bir parça getirdiğimde gerçekleşecektir. Ardından işlemeye başlayacaktır.

How to Nullify Yourself before the Friends?

Bizi Yaradan’a Yönelten Nitelikler

Kişi gururlu olduğunda ve Yaradan’ın önündeki otoritesini iptal etmeye dair hiçbir arzusu olmadığında, ve kendisinde hiçbir alçaklık olmadığını söylediğinde, aksine ne isterse onu yaptığında, ona tüm kötü nitelikler buradan gelir. Yukarıdan gelen haz ışığı, dünyayı sürdürmek için ince bir ışık olarak aydınlatır. Bilindiği gibi, “kıskançlık”, “şehvet” ve “onur” olarak adlandırılan üç nitelikle kıyafetlenir, ve bu üç nitelik de gurur niteliğine dâhildir. (Rabaş, “Çalışmada, ‘Yaradan Gururu Tolere Etmez’ Nedir?”)

Gurur kavramı, insan karakterine ilişkin yaygın bir terimdir; kişinin kendi “ben”ini hissetmesidir. Bu hissiyat için bir ıslah mevcuttur: kişiyi, kendisinin hiçbir şeye muktedir olmadığına dair bir farkındalığa getirmek. Daha ziyade, kişi bu hayatta pek çok şeye yetkin olsa da, kendi başına manevi ıslaha gelemez.

Peki kişi kendi kendini düzeltemeyeceğini anlamaya, Lişma’ya gelmeye nasıl yönlendirilir? Bu, üç niteliğin yardımıyla olur: kıskançlık, şehvet ve onur.

Çünkü insanda bulunan alma arzusu bu üç niteliğe de sahiptir, ve gelişir. Kişi geliştikçe, her seferinde alma arzusunu kontrol edemediğini, onu verme niyetiyle birleştirip sonsuzluk çerçevesi dahilinde kullanamadığını görür. Bunun üzerine pes eder ve Yaradan’dan yardım talep eder.

Bizim ilerleyişimiz, aslında, deneyip başarısız olduğumuz, tekrar tekrar boş yere denediğimiz pek çok safhayı içerir. Ve her seferinde kalplerimizde bir dua belirir, ben yapamıyorum, edemiyorum diye Yaradan’a bir yakarış. Şimdiye kadar, kendimde gerçekten hayal kırıklığına uğradığım ve ihsan etme niyetine ulaşmak istediğim bu talep, tam olarak özellikle Yaradan’a yönelmiş olarak oluşmamıştı.

Ancak yavaş yavaş, kişi kendi alma arzusu içerisinde, çevresi içerisinde bu detaylar hakkında daha fazla şey öğrenmeye başlar, ve bu amacın önemine ikna olmuş hale gelir. Görür ki, aksi takdirde yaşamı geçici, rastgele ve anlamsız olacaktır.

Bu böyle devam eder, ta ki bu yakarışın tesadüfi bir hayal kırıklığından kaynaklanan doğal bir talep olmadığını; yaşamın tüm koşullarına yönelik doğru yaklaşımı bulmak, alma arzusunu ne kadar yönetip yönetemediğini görmek, ve bu temelde Yaradan’a gerçek bir dua ile yönelmek için çeşitli yaşam koşullarına yönelik belirli bir yaklaşım olduğunu anlamaya başlayana dek.

The Qualities That Aim Us at the Creator

Gerçek Bir Dua Ne Zaman Ortaya Çıkar?

Duadan önce gelen bir dua vardır; bu, doğru ihtiyaçlara sahip olabilmem ve kendi durumumu gerçeğin ışığında görebilmem için yaptığım bir taleptir. Ancak bundan sonra gerçek bir dua ortaya çıkar.

Kişi kendi “Kli”sini ıslah için hazırlamıştır; ardından ıslah gerçekleşir, yani ışık gerçekten kişiye etki eder ve kişi, ihsan etme niyetini alır.

Bu, Yaradan’ın bizim dualarımıza, yakarışlarımıza, övgülerimize veya kutsamalarımıza gereksinim duyması değildir. Aksine, bunlar aracılığıyla her tür arzudan, ıslah edilmiş bir duruma ilişkin durumumuzu tanımlarız.

Ve eğer gerçekten her bir niteliğin ıslahına ulaşmak istiyorsak, o zaman bu Kli’mizi hazırladığımızın bir işaretidir, öyle ki içinde her bir arzu için, ihsan etme uğruna bir niyet ortaya çıkabilsin.

Ancak, eğer arzum henüz doğru niyete ihtiyaç duymuyorsa, o zaman onunla çalışamam. Kişi ancak bu niyetin gerekliliğinin bilincine vardığı ölçüde, o arzuyla çalışmaya başlayabilir; aksi takdirde bu bir zorlama olacaktır, ve maneviyatta zorlama yoktur.

When Does a True Prayer Arise?

Yaradan’ın Eylemlerini İfşa Etmek

Soru: Lo Lişma’dan Lişma’ya (Yaradan rızası için) niyet değişimi ne zaman gerçekleşir? Mahsom’dan sonra “yakıtım” değişiyor mu yoksa hâlâ “kendi iyiliğim için” niyetiyle mi hareket ederim?

Cevap: Mahsom’dan sonra kişinin “yakıtı” değişir. Mahsom’dan önce içinde bulundukları çift ve tek gizlilikten çıkarlar ve Yaradan’ın ifşasına gelirler. Kurtuluş ve sürgün arasındaki fark nedir?

Kurtuluş, Yaradan’ın varlığının, tüm realite üzerindeki üst yönetimin hissedilmesidir. Ancak bunu hissetmiyorsanız, o zaman sürgündesiniz demektir (aslında şu anda bulunduğunuz yer). O’nu dinleyebilir, düşünebilir ve tasvir edebilirsiniz, fakat O’nu gerçekten hissetmezsiniz. Dolayısıyla, bu his hayatınızın yönünü belirlemez.

Ancak Yaradan’ı hissetmeye başladığınızda, O’nun haricinde başka hiçbir gücün işlemediğini hissedersiniz. Ve Firavun ve diğer tüm “karakterler”, Yaradan’ın hem içsel hem de dışsal olarak size olan her şeyi belirlediği ve düzenlediği faktörlerdir. Ve tüm bunlar böylece, bu değişimlerin idraki yoluyla, kalpteki tek noktanın gelişebilmesi içindir. Kalpteki nokta, ruhun (Nefeş) başlangıcıdır.

Hem içsel hem de dışsal olarak başınıza gelen her şeyin yalnızca O’nun eylemleri olduğunu nasıl ifşa edeceğinizle ilgili olarak şöyle denir: “İki ışık, iç ve saran, Kli’yi su gibi parlatır. Böylelikle, Kli inşa edilir.”

Reveal the Actions of the Creator

Kitlenin Seviyesine Göre

Soru: Çoğu zaman soru soran kişi aslında başkalarının yararı için sorar. Böylelikle onlar da böyle bir soruya sahip olduklarını fark ederler. Sizden nasıl daha derin bilgi alabiliriz? Bir kişi soru sorarken nasıl bir uyum içinde olmalıdır?

Cevap: Bu bana ya da soran kişiye bağlı değil, orada bulunanların, hatta internet üzerinde uzakta olanların genel seviyesine bağlı. Dinleyici kitlesini hissettiğimde, bunun için çalışırım; bu, konuştuğum seviyeyi ve hatta materyali sunma tarzımı belirler.

Eğer karşımda çoğunlukla kadınlar oturuyorsa, onlarla erkeklerle konuştuğumdan daha farklı konuşurum. Eğer dinleyiciler yeni öğrencilerden oluşuyorsa, doğal olarak yumuşak ve anlaşılır bir dil kullanarak, sanki küçük çocuklara ders verir gibi konuşurum. Uzun süredir birlikte olduğum öğrencilerim gibi, daha hazırlıklı bir dinleyici kitlesi için konuşma kısa, net ve keskin olur.

Based on the Level of Audience

Alma Niyetinin Tersine Çevrilmesi

Soru: Alma arzusunun tam da kullanımının içindeki kötülüğü keşfediyorum. Neden bu şekilde ortaya çıkıyor?

Cevap: Kendim için haz alma arzusunu ve niyetini yukarıdan, verilmiş olarak alırım. Şimdi ise sebebin ne olduğunu görmem gerekiyor. Ne tür bir arzu aldım? Bu bana büyük haz veren bir arzu ya da bir amaca ulaşmak için keyif almamı sağlayacak bir fırsat olabilir.

Bu nedenle, benim için önemli olanın arzunun karşılanması değil, arzuya yönelik niyet olduğunu ortaya koymak için çaba sarf ediyorum. Arzunun içerisinde, şu anda yaptığım gibi, keyif alsam ve doldurulmamış bir Hisaron (eksiklik) içerisinde kalsam bile, almak uğruna sahip olduğum niyet, özünde benim için hâlâ kötüdür. Mesele şu ki, arzunun hedeflenen doyumundan ziyade Yaradan benim gözümde daha yüce bir hale gelir. Dolayısıyla, Yaradan’ın yüceliğine, arzudan alınabilecek hazdan daha fazla değer vermeliyim. Bunu başardığımda, kötülüğün farkındalığına gelirim.

Ancak bu yalnızca bir grup içinde çalıştığımızda ve herkesten amacın, Yaradan’ın önemiyle ilgili ilham almaya çabaladığımızda gerçekleşir. O zaman bunu yapmak için bir ihtiyaç geliştiririm, ve bana O’nun daha önce verdiği arzudan daha büyük bir şey olarak O’nun bana Kendisini ifşa etmesi için Yaradan’a dua ederim.

Başka bir deyişle, bana yönelik Yaradan’ın eylemlerinde şunlar gerçekleşir: Kendim için alma niyetiyle bana bir arzu verir, ve ben de grup ve kitaplar aracılığıyla, benim gözümde arzunun kendisi Yaradan’ın yüceliğinden daha yüksek olduğundan, bu arzunun kötülüğünü ifşa etmem gerekir. Ardından Yaradan’dan Kendisini bana bir haz kaynağı olarak değil, yüce olarak ifşa etmesini talep edeceğim ki O’nun yüceliği arzumu tam tersi bir niyetle kullanmama yardımcı olsun – O’na ihsan etmek için.

Bunu başardığımda, benim duam vermek için yapılan bir dua haline gelir. Yani, artık Kli’nin dolumu için değil, vermek üzere çalışma fırsatı için dua ederim.

Reversal of the Intention to Receive

Her Şeyi Yaradan’a Bağlamak

Soru: Bir düşüş durumundan çıkışın hazırlığa bağlı olduğunu söylediniz. Neden bunun çevreye ya da gruba değil de Yaradan’a bağlı olduğu söylenir?

Cevap: Neden her şey özellikle Yaradan aracılığıyla gerçekleşmelidir? Çünkü bu sayede O’na benzer hale gelirim.

Başıma gelen her şeye Yaradan’ı dahil etmezsem, tıpkı bir kitaptaki birbirine yapışmış iki sayfa gibi, O’nunla bütünleşmezsem, benim açımdan tek bir doğru eylem bile mümkün değildir.

Her durumla, eylemlerde, düşüncelerde ve niyetlerdeki her kararlılıkla Yaradan aracılığıyla ilişki kurmalıyım. O’nu bu şekilde tanırım. O’na bu şekilde benzerim.

Genel olarak tüm çabam, birlikte ne yaşarsak yaşayalım, sürekli olarak O’nunla kalmaktan ibarettir. Bunun anlamı şudur: “O’ndan başkası yoktur.”

Alma Arzusu Islah Aracıdır

“Seni eylemlerinden bileceğiz” ifadesi, kişinin kendi çabaları, inişleri ve çıkışları yoluyla, Yaradan’ın eylemlerini giderek idrak etmeye başlaması durumunu anlatır. Sonuçta, her koşulda Yaradan’la bağ içinde olmayı isterim.

Tam da kötü koşullarda O’nun beni nasıl yönettiğini, benimle oynadığını ve kafamı nasıl karıştırdığını anlamaya başlıyorum. Buradan da şunu hissetmeye başlarım: O aslında tüm bunları gerçekleştirerek beni değil, alma arzumu şaşırtıyor ve aldatıyor.

Sonra alma arzusunu bir araç, bir kap, bir Kli gibi ele alıyorum. “Ben” ve Kli var. O anda, Partzuf’un başı (Roş) ve bedeni (Guf) belirir.

Dallardan Köklere Yükselmek

Yorum: Bizim dünyamızda sevgiye dair örnekler görürüz, ancak bunlar pek de ikna edici değildir.

Cevabım: Bizim dünyamızda bir grup insanı alıp, psikolojik egzersizler yoluyla onları birbirlerine öyle bir bağlı hâle getirebiliriz ki, ölüm bile onları ayıramaz. Grup, öyle bir şekilde çalıştırılır ki, ortak bir eylem sırasında hiç kimse kendini düşünmez; herkes grubu düşünür ve onsuz bir hayatı hayal edemez.

Bir denizaltı mürettebatının kaza geçirdiği ve gemiyi terk etmek zorunda kaldığı bilinen bir olay vardır. Herkesin kaçma şansı yoktu ve çıkma imkânı olan mürettebatın bir kısmı, diğerleriyle birlikte kalıp ölmeyi seçti.

Bedensel düzeyde, manevi köklerin dallarda sorunsuz bir şekilde tezahür ettiğini görürüz. Ve bu insana özgü bir güçtür; hayvanlarda yoktur. Bir anne çocuğu için hayatını verebilir, fakat hayvanlar bunu yapamaz. Bir yırtıcı gerçekten hayatı tehdit ediyorsa, dişi yavrusunu bırakıp kaçar. Böyle bir ilave yalnızca insan seviyesinde vardır.

Bu, manevi köklerin tüm dallarına sahip olduğumuzu gösterir. Ancak biz o köklere ulaşmak istiyoruz. Ve orada, öyle bir biçimde var olurlar ki, onlara doğrudan egonuzdan ulaşamazsınız. Kendinizi sıfırdan bu forma inşa etmeniz gerekir. Yani, böyle biri olmayı talep etmelisiniz.

Bunu başaracak güce sahip olmanız ya da nasıl başaracağınıza dair bir plana sahip olmanız gerekmez; ancak böyle bir duruma girmek, onu edinmek ve bir şekilde doğanız hâline getirmek için güçlü bir arzuya sahip olmalısınız; onu bulmakla yükümlüsünüz.

Sorunun tam olarak yattığı yer burasıdır. Eğer size bir denizaltı mürettebatı modeline göre bir grup kurmanız teklif edilseydi, bunu inşa ederdiniz. Ancak bunu manevi dünya seviyesinde gerçekleştirme konusunda hiçbir yeteneğiniz yoktur.

Dallardan köklere, dost sevgisinde yükselmek ancak talebimiz aracılığıyla mümkündür. Uygulama yoluyla değil, özellikle bir talep yoluyla.

Soru: Böyle bir talebe ne zaman geliriz?

Cevap: Grup size bunun gerçekten böyle olduğunu gösterdiğinde. Size, kendinizi sevmekten çıkarak büyük bir şey kazandığımızı söyler.

Ve sizin için bu doğru olmasa bile, grup sizi öyle bir şekilde etkileyebilir ki, bu sizin için de doğru hâle gelir.