Category Archives: Dost

Kişi Bir Dosttan Nasıl İlham Alabilir?

Yorum: Bana iyi davranan bir dosttan ilham almak kolaydır. Ama ara sıra bana kötü davranan bir dosttan ilham almak zordur.

Cevabım: Zorlukla tahammül ettiğim ya da belki de hiç tahammül edemediğim dostlar var. Neredeyse hiç fark etmediklerim de vardır; beni ne kızdırırlar ne de memnun ederler. Ve son olarak, aralarında bulunmaktan hoşnut olduğum, harika ve neşeli hissettiklerim vardır. Peki hangisini kazanım hedefi olarak görmeliyim? Ne de olsa şöyle denir: “Kendine bir dost satın al.”

Buna evrensel bir yanıt vermek mümkün değil. Ancak şu şekilde söyleyebilirim: her seferinde neler yapabilecek kapasitede olduğunuzu göreceksiniz, ve işte yapmanız gereken de bu. Kimse size özellikle nefret ettiğiniz, grupta olmasına rağmen birlikte olamadığınız kişiye odaklanmanız gerektiğini söylemeyecektir. Bu doğru değil. Aksine, her seferinde hissettiğiniz kadarıyla çaba sarf edebileceğiniz dostlarla birlikte olmalısınız.

Ancak bu, birine “hamle yapmak”, ona ihsanda bulunmak, onunla birleşmek, ve daha yakın olmak için hemen birlikte bira içmeye gitmek temeline dayanmaz. Hayır. Bir dost edinmek için çaba sarf etmek, gruba yapılan genel bir yatırımdır.

Bu, sürekli odaklandığım belirli bir kişiyle kurduğum kişisel bir bağla ilgili değildir. Bir kişinin herhangi bir anda içinde bulunduğu duruma göre, etrafındakiler her seferinde farklı görünür. Bazen manevi anlamda yükselmiş gibi iyi bir durumda olursunuz, ve sonra aniden kendinizi normalde nefret ettiğiniz kişiyi kucaklayıp öpmeye hazır bulursunuz.

How Can One Be Inspired by a Friend?

Kötü ve İyi Kıskançlık

Soru: Dostumun Yaradan’la olan ilişkisinde bende eksik olan bir şeyi gördüğümde, içimde kıskançlık, arzu ve ihtiras gibi duygular uyanır mı?

Cevap: Hayır! Negatif ve pozitif kıskançlık, şehvet ve ihtişam vardır. Bir başkasında iyi bir şey görürsem, bunu görmeseydim daha iyi olurdu diye düşünebilirim, böylece acı çekmem. Ne de olsa onda iyi bir nitelik gördüğümde bu beni kötü hissettirir.

Ya da iyi bir şey görürüm, ve bu bende onu edinme arzusu uyandırır. O zaman bana elde edilebilecek bu özel hazları görme fırsatı verene minnettar olmalıyım. Daha önce dünyada böyle şeylerin var olduğunu bile düşünmüyordum. Bu iyi kıskançlıktır.

Kötü kıskançlık ise iyi durumda olan insanları gördüğüm halde onlar gibi olmayı yeterince arzulamadığım zamandır. Yani, sarf etmem gereken çabanın, elde edeceğim hazdan çok daha fazla olduğunu düşünürüm. Amaç, araçları gerekçelendirmiyor.

Başka bir deyişle, tembelim. Buna tembellik denir. Ve acı çekmemek için, onların da buna sahip olmamasını isterim. Ya da bunu gördüğüm için sinirlenirim ve şimdi kıskanırım. Her şey tersine döner. Daha yüksek bir seviyeye ulaşmak için çabalamak yerine, bu insanların benim seviyemin altında olmasını isterim. “Birçok kişinin acısı, tesellinin yarısıdır.” Onlarda daha az, bende daha çok olduğunda, ruh halim hemen düzelir.

Her şey kişinin amacına bağlıdır—kıskançlık, onur ve şehvet gibi nitelikleri nasıl kullanmak istediğine göre. Kişi, ya amacın önemi onu zorladığı için bunların yardımıyla yükselmek ister, o zaman da bu nitelikleri faydalı, etkili ve yapıcı bir biçimde kullanır.

Ya da tam tersi olabilir, bir başkasında gördüğü her şeyi yok etmek ister çünkü rahatlık onun için gelişmekten daha önemlidir. Henüz çektiği acı mevcut durumu terk etmek istemesine yetecek kadar güçlü değildir. Her şey, yapılan hesaba ve içinde bulunduğumuz durumdan ne beklediğimize bağlıdır.

Durumu bir düşünün. Burada bulunanların yarısının uyuduğunu ve geri kalanının da umursamadığını görüyoruz. İçlerinde, “ölümün bu hayattan daha iyi olduğu” bu koşuldan kurtulmak için yakıcı bir arzu yok. Onlara sorun: “Bir sonraki safhanızda durgunluk ihtimalinin bulunmadığını görmek ister misiniz?” Cevap vereceklerdir: “Şey… deneyebiliriz, belki daha iyidir.”

Ancak bunu beklediklerini ve her şeye hazır olduklarını, çünkü bu olmadan ilerleme olmayacağını söyleyecek olanlar da vardır. Dolayısıyla her şey ön hazırlığa bağlıdır. Grupta, uğruna var olmaya değecek bir fikir, bir amaç olmalıdır.

Bad and Good Envy

Grupla Nasıl İlişki Kurmalıyım?

Soru: Dostlarıma kendim veremediğim bir şeyi grup toplantısında nasıl talep edebilirim?

Cevap: Ben kendim bir konuda çok iyi değilken, dostlarımdan nasıl bir şey talep edebilirim? Eğer o konuda iyi olsaydım, onlardan hiçbir şey talep etmezdim; her şey yolunda olurdu.

Sonuçta, gruba katılıyorum çünkü kendimi zayıf ve tek başıma ilerleyemeyecek kadar yetersiz hissediyorum ve bunun bir grup içinde mümkün olduğunu duydum, bu yüzden hedefime ulaşmak için eksik olan şeyin onlarda bulunacağını umuyorum. Yaradan’ı ifşa etmek için ek kaplara ihtiyacım var ve bu kaplar onlarda var!

Bu, onlardan tüm izlenimleri, tüm arzuları ve tüm düşünceleri almam gerektiği anlamına gelir ve bunları ancak onlara ihsan etme niyetiyle yaklaşırsam elde edebilirim. Onlara alma niyetiyle yaklaşırsam, onlardan egoist arzularını alırım; bunlara ihtiyacım yok.

Onlara ihsan etme niyetiyle davrandığım ölçüde, onlardan ihsan etme formları hakkında fikirler edineceğim. Aksi takdirde, biri sigarayı, diğeri Coca-Cola’yı, bir diğeri kumar oynamayı sever ve ben de onların arzularına kapılırım. Beni futbola falan sürüklerler; bana maddesel hayatın tadını çıkarmayı öğretirler.

Ancak, bir gruba katılıp onlardan ihsan etme formlarını öğrenirsem, o zaman onların Yaradan’a olan özlemlerini ve O’na doğru yükselişlerini alırım. Bu nedenle, bireyin çalışması için bir alan vardır: grupla nasıl ilişki kurdukları ve ondan ne istedikleri.

Grup, kişinin gruba doğru bir şekilde yaklaşmasını zorunlu kılmalıdır. Kişi, gruba egoist bir yaklaşım sergilerse, grup bu yaklaşıma direnmelidir. Kişiyi, kendisi için yararlı olan şeye, gruba ihsan etmeye yönelik bir tutuma “dönüştürmelidir”. “İhsan etmek istiyorsan, hoş geldin. Almak istiyorsan, burada işin yok.”

Neden? Kişi buradan bir şeyler almak için gelmişse, ona ne verebilir? O kişi sadece alma arzusunu daha da artıracak, grubu yönetmek ve kendi isteklerine göre manipüle etmek isteyecektir. Bu nedenle, grup bizim onunla doğru bir ilişki kurmamıza yardımcı olmalıdır.

Dost Kimdir?

Soru: Bir dostuma çok fazla yatırım yaptıysam ne olur?

Cevap: Sanki bir dost edinmişsin gibi konuşuyorsun, ona çaba harcadın ve şimdi o sana iyi davranıyor. “Ona bir şeker verdim ve şimdi o benim dostum.”

Ama bizim anlayışımıza göre dost, benim Yaradan ile bağ kurmama yardım eden kişidir. Dost, esasen benim dostum olan Yaradan’a daha fazla yakınlaşmamı sağlayan ek bir güçtür. Ve ben, üsttekiyle bağ kurmak için güç almak amacıyla gruba çaba harcıyorum.

Bu nedenle, herkesin bana iyi davrandığı ve benim de onlara iyi davrandığım maddesel anlamda dost olmaları için sürekli olarak herkesle iyi ilişkiler sürdürmem gerekmez.

Grupta, Yaradan tarafından gönderilen çok zor durumlar yaşanabilir. Gerçek durumumuzu grupta olanlarla ölçemeyiz. Herkesin yanlış anlama ve nefret içinde olduğu, birinin diğerini anlayamadığı vb. çalkantılı ve kargaşalı dönemlerden geçebiliriz, ama yine de bu durumlar faydalıdır ve biz gerçekten bir dost grubundan bahsediyoruz.

Onlar dost olarak adlandırılırlar çünkü her biri Yaradan’a yaklaşmak için kendine ve diğerine vermek ister ve herkes bunun sistem olduğunu anlar.

Dost olup olmadığımız sorusu, insan duyularıyla doğrulanmaz: Buraya bakıyorum ve maddesel anlamda dost olan kimseyi görmüyorum; gerçek olan tek şey, ortak hedeftir.

Dostu Haklı Çıkarmak

Soru: İnsan başkalarına bakıp onları kusurlu olarak, alma arzularını ıslah edilmemiş bir biçimde görürken, kendisinde bunu nasıl görmez?

Cevap: İnsan başkalarına bakıp onların hepsinin alma arzusunun içinde olduğunu, kendisinin öyle olmadığını nasıl görür ki?

Rabaş çok basit bir örnek verir: Benim bir çocuğum var, komşunun da bir çocuğu var. Benim çocuğum tatlı, sevimli, akıllı ve usludur. Ona bakarım ve küçük bir adam görürüm. Ama komşunun çocuğuna baktığımda onu kirli, cahil, bakımsız, kaba ve gürültücü olarak görürüm. Neden? Her şey bakış açısındadır.

Benim çocuğum komşunun çocuğundan farklı mı? İkisi de çocuk, aralarında aslında hiçbir fark yok. Fakat kendi çocuğumda iyi olan yarıyı görürüm, komşunun çocuğunda ise kötü olan yarıyı. Yani hem sen hem de dostun aynısınız. Fark şu ki, ben kendimi haklı çıkarabilirim; neden böyle olduğumu bilirim. Ama dost neden böyle? İşte fark burada.

Daha sonra farklı bir şey keşfedeceksiniz: kendinizde olumsuz şeyler görmeye başlayacak, dostunuzda ise olumlu nitelikler göreceksiniz. O zaman onu kıskanmaya başlayacaksınız. Bu iyi bir kıskançlık olacak. Başta bu kötüdür; fakat sonra belki iyiye dönüşür, ona yaklaşmak, ondan öğrenmek ve onun yardımıyla güçlenmek istediğinizde. Siz ona ihsanda bulunacaksınız, o da size karşılık verecek.

Dostlar Toplantısı Gündemi

Bir araya geldiğimizde, gündem baştan belirlenmelidir. Başka bir deyişle, herkes elinden geldiğince grubun önemi ve grubun kendisine sağladığı faydalar hakkında konuşmalıdır. Grubun, kendisine önemli bir şey, kendi başına başaramayacağı bir şey vereceği beklentisi doğrultusunda, o ölçüde grubu dinler.

Bunun nedeni, başlangıçta grubun büyüklüğünü, doğanın amaçlarını ve bunları gerçekleştirmenin gerekliliğini oluşturmaktır. Çünkü amacın büyüklüğü ölçüsünde, egosunun ötesinde çaba gösterebilir, grubun görüşü karşısında kendi görüşünü iptal edebilir ve sadece grup için değil, doğa ve bütünlüğü için de hareket edebilir. Düşüncelerinin bu yönde olmasıyla, doğanın tüm güçlerinin yardımını hissedecektir.

Aynı şey dost sevgisi için de geçerlidir. Bir araya gelmeden önce, dostların önemini, her birinin önemini inşa etmek gerekir. Ve grubun büyüklüğünü takdir ettiği ölçüde, gruba saygı ile davranabilir. Bundan sonra, grubun yararı için ne kadar çaba gösterdiğini kontrol etmelidir. Grubun yararı için hiçbir şey yapmaya gücü yetmediğini fark ederse, o zaman gruba başvurarak güç almak ve komşusuna sevgi duymak için çalışma arzusu isteyebilir.

Ve eğer düşüncelerinde bile gruba dönerse, grubun gücüne ve ıslaha ulaşmasına yardım etme isteğine inandığının bir göstergesi olarak, birleşmek ve kendisinin neşe içinde olup olmadığını kontrol etmek için güç alacağından emin olmalıdır.

Ve bu durumda tüm dostlar tek bir arzuyu temsil ettiğinden, herkesin mutluluğunu görmek ister. Bu nedenle, tüm hesaplamalardan sonra, dostların sevgisinin mutluluğu için zaman gelir. Ve her biri, sanki iyi bir iş yapmış ve bununla çok para kazanmış gibi mutlu hissetmelidir. Ve artık, bu dünyada gelenek olduğu gibi, dostlarına öyle davranır.

Benzer şekilde, burada da durum böyledir; herkes, dostunun iyi bakıldığından emin olmalıdır, çünkü şimdi mutludur ve dostlarının da iyi hissetmesini ister. Bu nedenle, toplantının kapanışı neşe ve ilhamla sonuçlanmalıdır. Ve sonra herkes mükemmelliği hissedecektir.

İki Nokta

Yaradan’ın onu doldurabilmesi için bir Kli yaratmak zorundayım. Yaradan’dan ilham alırsam, bu benim değil, O’nun erdemidir. Dostlarımdan ilham alırsam, bu da benim değil, onların erdemidir.

Dostlarımdan ilham alırım. Ben, hiçbir şeye sahip olmayan, dostlarla birlik olamayan ve Yaradan’ı arzulayamayan önemsiz biri olarak, onlardan bu ilhamı alırım ve ona göre hareket ederim. Ben bu ilhamı kendim edindim.

Burada mutlaka iki nokta olmalıdır: Ben tamamen yokum, bir sıfırım, altın en altıyım; ancak, onları gözümde çok yücelttiğim için onlardan ilham aldım. O zaman onlardan aldığım ilham, onlarla ilgili çalışmalarım aracılığıyla benim için Keter gibi olurken, ben kendim Malhut gibiyim. Burada sanki bir Reşimo deHitlabshut ve bir Reşimo deAviut var gibidir. Ben böyle hareket ederim. Bunun başka bir yol yoktur.

Eğer sadece Yaradan’dan ilham alırsam, bu O’nun ilhamıdır. Ve eğer sadece bir dostumdan ilham alırsam, bu dostumun ilhamıdır. Öyleyse, bu nasıl benim olur? Burada iki nokta olmalı: Ne Yaradan’dan ne de başka bir şeyden ilham almayan ben, şimdi bir dostumdan ilham aldım.

Mutlaka iki nokta olmalı. Benim “ben” noktam nerede? Komşunu kendin gibi sev kuralına göre davranmazsam bunu nasıl ifşa edeceğim?

Dostlarının yüceliğini göster ki, onlar da sana bu yüceliği göstersinler.

Soru: Onlara yüceliklerini gösterdiğimde, kendimin buna muktedir olmadığımı daha da fazla görmem neden?

Cevap: Bunu dostlarınızla denediğinizde ve pratikte hiçbir şey yapamadığınızı gördüğünüzde, muktedir olmadığınızı anlayabilirsiniz. Yaradan ile ilgili olarak bunu göremezsiniz. Dolayısıyla, dostlarınızdan, gruptan hem Malhut noktasını hem de Keter noktasını almanız gerekir.

Dostlar Arasındaki İlişkiler

Bir grup içindeki dostlar arasındaki ilişkiler dışsaldır, ancak içsel hale gelmelidir.

Bu ilişkiler ihsan etme formunu aldıkça, o ölçüde Yaradan’ın var olacağı manevi bir kap haline dönüşeceklerdir.

Dostlarla Çalışmak Ne Anlama Gelir?

Bir dostla çalışmam, ondan uyanış, yükseliş, amacın önemine, Yaradan’ın yüceliğine ve Yaradan’a övgüye dair bir anlayış almaktır. O bana bunları verebildiği ölçüde, ben de O’nunla olan bağı yüceltirim. Bu, grup içindeki bağı yücelttiğim ve sonra bir şeyin diğerini tetiklediği anlamına gelir.

Ancak bir dostumda kontrol ettiğim, analiz ettiğim ve değerlendirdiğim her şey, ona karşı tüm tutumumum, sadece onun Yaradan’a karşı tutumuna uygun olmalıdır. Bana ne kadar farklı görünürse görünsün, durum böyledir.

Onun ruhuna girmemeli, onu Yaradan ile olan ilişkisi hakkında konuşmaya zorlamamalıyım. Ancak, Yaradan’a olan özlemini ifade ettiği dışsal biçim, bana onun Yaradan’ı tutkuyla arzuladığını anlamamı sağlar.

Dostlarımın etkisi altında olmak, onlarla olan bağım aracılığıyla arzularımı artırmak ve onlarla etkileşimde olmak zorundayım. Bu etkileşim iki yönde işler: benden onlara ve tersine.

Onların burada olduğunu ve buna gerçekten hazır olduklarını görürseniz, Yaradan’ın onları size getirdiğini söyleyebiliriz ve buna göre onlarla özel bir şekilde ilişki kurmalısınız. Sizin seçeneğiniz yok, ama O’nun bir seçeneği var ve O tam olarak onları seçti. Bu noktadan itibaren tüm gruba karşı tutumunuzu geliştirmeye başlayın.

Bir Dostun Değeri

Soru: Bir dostla bağ kurmak ne demektir?

Cevap: Bir dostla birlik olmak, benim Yaradan’a bağlılığı istediğim anlamına gelir. Ama ne yazık ki, sizinle bağ kurmadan bunu başaramam. Sizler de aynı farkındalığa gelmelisiniz; benimle bağ kurmazsanız, Yaradan’ı asla edinemezsiniz.

Yaradan, O’nunla bağlılık ve O’nunla benzer nitelikleri edinmek, hem sizin hem de benim hedefimizdir. Hiç kimse başkalarıyla bağ kurmadan bunu edinemez, ancak başkaları aracılığıyla edinir.

Birlik, Yaradan’ı edinmek için gerekli olan Kli’nin (kap) dostunuzun içinde bulunduğu anlamına gelir. Kli, izlenimdir, özlemdir, amacın yüceltilmesi, Yaradan’ın yüceliğidir.

Yaradan’ı övdüğünüzü, O’nu yücelttiğinizi hissettiğinizde, bunu size getirenin siz değil, dostunuz olduğunu bilin. Ancak ilhamı, dostunuza verdiğiniz kendi katkınız karşılığında alabilirsiniz. Bunu gerçekleştirirseniz, o zaman bununla Yaradan’a doğru çabalayacağınız bir Kli yaratılmış olacaktır.

Ve bir dostunuzla bağ kurup ondan Yaradan’ın yüceliğini özümsediğinizde, size Kendisi’ne olan özlemi verenin Yaradan olduğunu anlayacaksınız. Size karşı arzusunu ifade eden O’dur, O’na karşı siz değil.