Category Archives: ARİ

Seçilmiş Yüce İnsan

Şunu kesin olarak bilin ki, ARİ’nin zamanından bugüne kadar, ARİ’nin metodunu tam olarak anlayan hiç kimse olmamıştır…

Ve şimdi Yaradan’ın iradesiyle, iyi amellerim nedeniyle değil fakat yüce olanın arzusuyla, ARİ’nin ruhunu idrak etmekle ödüllendirildim. Ölümünden bugüne kadar hiç kimseye nasip olmamış bu olağanüstü ruh için neden benim seçildiğim ise beni aşan bir konu. (Baal HaSulam, Mektup 39)

Çalışmamız hakkında hiçbir şey bilmiyoruz. Belirli insanlara hangi amaçla benzersiz yetenekler verildiği bilinmiyor. Bu, ancak genel ıslahın sonunda, hepimiz tek bir Kli’de (kap) birleşip birbirimize ne kadar bağımlı olduğumuzu gördüğümüzde netleşecek.

Bu nedenle, Baal HaSulam, “bu olağanüstü ruh için” neden seçildiğini bilmediğini yazıyor.

Soru: Buna egoist bir bakış açısıyla bakıldığında, kişi şu soruyu sorabilir: “Kendisi için nasıl ARİ’nin ruhu olduğunu söyleyebilir?! Belki de sadece ona öyle gelmiştir?”

Cevap: Her bilimde olduğu gibi, bu da bir gerçeğin dile getirilmesidir. Baal HaSulam, dünyada başardıklarını doğrulamak için bunu söylemek zorundaydı.

Merdivenin Basamakları Hakkında Sohbetler, Kısım 149

ARİ’nin Büyük Bir Tüccar Olması Gerçeği, “Gereklilik Ölçüsünde Maddesellik” İlkesiyle Nasıl Bağdaştırılır?

Sadece ARİ büyük bir tüccar değildi, aynı zamanda birçok başka Kabalist de büyük mülk sahipleriydi. Bu nasıl bağdaştırılır? Burada hiçbir çelişki yoktur. Islah, sadece arzuda gerçekleşir. Sadece geçimimizi sağlamakla kalmayıp, aynı zamanda günde birkaç saatimizi bu dünyanın işleriyle meşgul olmaya ayırmamız gerekiyor. ARİ’nin büyük bir tüccar olması ya da çok kazanması onun maneviyatından hiçbir şey eksiltmez. Tam tersine, bu dünyada yaşarken ve diğer insanlar gibi işlerini sürdürürken bütünüyle manevi edinime bağlı kalabileceğini gösterir.

Baal HaSulam Ve Rabaş’ın Öğretileriyle “Beslenmek”

Soru: Baal HaSulam, ARİ’nin başlattığı ruhun ıslahına ne eklemiştir?

Cevap: ARİ’nin kendisi hiçbir şey yazmamıştır. Yazanı, öğrencisi Marhu (Chaim Vital) idi ve yazıları ARİ’nin ölümünden sonra üç nesil boyunca yayımlandı.

Baal HaSulam, ARİ’nin tüm öğretilerini açıkladı ve sistematik hale getirdi. Ondan önce, ARİ’nin öğretisi yapılandırılmış bir şekilde düzenlenmemişti ve bu yüzden onu doğru bir şekilde çalışmak mümkün değildi. ARİ’yi çalışmaya başlayan birçok kişi sonunda Ramak’ın eserlerini çalışmaya yönelirdi.

Baal HaSulam’ı keşfedene kadar ben de Ramak’ı çalıştım. Ramak’ın kitapları açık ve düzenli olduğu için ARİ yerine Ramak’ı çalışmayı tercih eden birçok Kabalist gördüm.

ARİ’nin yazıları yapılandırılmış değildi. Baal HaSulam onları sistematik hale getirdi, detaylandırdı, açıkladı ve düzenledi: üç çizgi, birinci ve ikinci kısıtlamalar, Yaradan ve yaratılan varlık, dünyaların tanımları, Sefirot, Partzufim, NRNHY, KHB, ZON ve hatta Elan kitabında üst dünyaların diyagramlardan oluşan bir koleksiyon bile oluşturdu.

Her ne kadar daha sistematik hâle getirebileceği bazı bölümler eksik olsa da (örneğin Adam HaRishon ve BYA’nın saf olmayan dünyaları), bunlarla ilgilenmemeyi tercih etmiş gibi görünüyor. Baal HaSulam olmasaydı, ARİ’nin metoduna sahip olamazdık. ARİ’yi anlamak imkânsız olurdu.

Bugün diğer Kabalistleri okuduğumuzda, onları yalnızca Baal HaSulam’ın çalışmalarına aşina olduğumuz için anlayabiliyoruz. O olmasaydı, kafamız karışırdı.

İster Hasidizm, ister Ramak, ister Agra üzerine kitaplar olsun, ne okursanız okuyun, bunları yalnızca Baal HaSulam’ı çalıştığınız için anlarsınız. Rabaş’ın makaleleri olmasaydı, bizden ne istendiğini ve Yaradan çalışmasının gerçekte ne anlama geldiğini anlayamazdık.

Birbirlerini tamamlayan bu iki Kabalist; Baal HaSulam ve RABAŞ olmasaydı, ıslah metoduna doğru bir yaklaşıma sahip olamazdık.

ARİ’nin Metinlerine Nüfuz Edin

Soru: ARİ’nin bir dizesinde, sonsuz ışığın tüm yaratılışı doldurduğu söylenir. Bir Kabalist geliştikçe, özellikle bu basit ışıkla mı çalışır?

Cevap: Bu ifadede, basit ışıktan yalnızca kısaca bahsediliyor, ancak sonrasında bu kavramı ARİ ile birlikte analiz etmemiz gerekecek. Derinlere indikçe, onun ne düşündüğünü ve bize ne iletmek istediğini anlamaya başlayacağız.

Soru: ARİ’nin ve Baal HaSulam’ın sözlerine karşı tutumumuz aynı mı olmalı, yoksa farklı bir şekilde mi algılamalıyız?

Cevap: ARİ’nin sözlerine karşı tutumumuz mutlak olmalıdır. Yani, söylediği her şey mutlak doğrudur ve her şey bu şekilde anlaşılmalıdır.

Baal HaSulam’ın sözlerine gelince, onları da tamamen doğru ve kesin olarak ele almalıyız, ancak bunlar zaten ARİ metinlerine nüfuz ederek oluşturulmuştur.

Bu nedenle, ana metin Baal HaSulam’ın üzerinde duran ARİ’dır.

Soru: Baal HaSulam’ın bahsettiği İç Işık (Ohr Pnimi) nedir?

Cevap: Metinde ilerledikçe analiz edeceğimiz birçok ayrıntı var.

Soru: ARI’nin bir dizesini hangi duyguyla okumalıyız? O anda ne arzulamalıyız?

Cevap: Bu sözlerin ne olduğunu, içlerinde ne anlamlar barındırdığını ve ARİ’nin bize ne aktarmak istediğini anlamayı istemelisiniz.

ARİ’yi Anma Günü

ARİ’yi Anma Günü’nü (vefat günü) gerçekleştirirken, dünyanın dört bir yanından birçok öğrencinin katıldığı, bize manevi kurtuluşa giden yolu yani son sürgünden çıkıp Yaradan’ın ifşasına ulaşma yolunu açan, bu özel ruhu onurlandıran, şenlikli bir yemekle anıyoruz.

Yaradan’ın ifşası, hepimizi birbirine bağlayan sevgi ve ihsan etme niteliklerinin içimizdeki ifşasıdır. Ve birleştiğimiz ölçüde, içimizde üst gücü, daha yüksek, manevi yaşamı ifşa edeceğiz.

ARİ’yi manevi dünyada sonsuza dek var olan bir ruh olarak değil, yaşamış ve ölmüş bir insan olarak ele alırsak, o bize bu dünyada bir ip attı ve biz de bu ipe tutunarak şu anki durumumuzdan manevi dünyaya yükselmeye başlayabiliriz.

Bu yüzden ARİ’ye çok minnettarız ve ona bu kadar büyük saygı gösteriyoruz. O, Yaradan’ın arzusunu temsil ettiği ve onun sayesinde yükseldiğimiz için, ona olabildiğince yakın olmak istiyoruz.

Baal HaSulam, ARİ’nin öğretisine hiçbir şey eklemediğini, sadece onu açıkladığını yazıyor. ARİ’den sonra gelen her Kabalist, onun öğretisini biraz daha geliştirdi; ARİ, ıslah metodunun esas temelini attı.

Ulusun babası olarak adlandırılan İbrahim hakkında ne düşünüyorsunuz, ıslah metoduna sahip olan o değil miydi? diye sorabilirsiniz. Ancak İbrahim’in zamanında, ruhların parçalanması, Birinci ve İkinci Tapınakların yıkılması henüz yaşanmamış, sürgün dönemi de sona ermemişti.

ARİ, son sürgün döneminin en sonunda yaşadı; ondan itibaren, yükselişe geçmemiz gereken kurtuluş döneminin “doğum sancıları” başladı. Bu nedenle ARİ, geçmişin tüm Kabala’sını, Ataların Kabalasını ve sürgün döneminin Kabalasını aldı ve ondan ruhların ıslahı metodunu yarattı. Bu yüzden bu adam bizim için özellikle değerlidir.

Umalım ki, ARİ’nin gerçek öğrencileri olmaya layık olalım!

ARİ’den Önce, Bilgelik Kapıları Bize Kapalıydı

ARİ, bilgeliğin kapılarını bize açmak için dünyamıza inmiş yüce bir ruhtur. Ve bu nedenle, Baal HaSulam’ın yazdığı gibi, ARİ’den itibaren her şey, kendini ıslah etmesi ve ardından Yaradan’ı ifşa etmesi, O’nunla bir olması ve yaratılışın amacına ulaşması gereken, insana bağlıdır.

ARİ’den önce, ruhlar henüz hazır olmadığından ve belli bir gelişim sürecinden geçip birbirleriyle karışmaları gerektiğinden, bu bilgelik sıradan insanlara kapalıydı.

ARİ, Mesih (Mashiach) dönemini simgeler; bu nedenle kendisine “Mashiach ben Yosef” denir ve onun döneminden itibaren, Kabala bilgeliği bir ıslah metodu hâlini almaya başlamıştır. Daha önce yalnızca özel olarak seçilmiş kişilere yönelikti.

O dönemde Safed’de bulunan ve ARİ’nin yüceliğini fark eden Kabalistlere saygı duymalıyız. Onlar, onu takdir ettiler. RAMAK zaten yaşlı, ünlü ve saygıdeğer biriydi; buna rağmen ARİ’nin derslerine gelip öğrenci gibi otururdu. ARİ’den iki kat daha yaşlı olmasına rağmen, büyük bir Kabalist olarak tanınır ve saygı görürdü.

RAMAK ve ARİ’yi takdir eden birkaç Kabalist sayesinde, ARİ Kabala karşıtlarından korundui. Sonuçta, yalnızca birkaç genç (26 yaşında!) öğrencisi vardı. O günlerde Kabala’ya karşı tutum hiç de dostça değildi. Bugün her şey serbestmiş gibi görünse de, o zamanlar bu konuda yazmak bile cesaret isterdi. Ama bize, şimdi olduğu gibi, istedikleri her şeyi yazmaları serbestmiş gibi geliyor.

Bu, bir nebze RAMHAL’ın kaderine benzer: O, Kabala çalıştığı için zulme uğradı, yaşadığı şehir olan Padua gettosundan sürüldü. Ta ki Vilna Gaon onun yüceliğini herkese ilan edene kadar; ondan sonra kendi hâline bırakıldı.

ARİ’nin Yüce Ruhu, Bölüm 2

Soru: ARİ gibi yüce bir ruhun ortaya çıktığı dönemin özelliği nedir? O dönemde dünyada neler oluyordu?

Cevap: İsrail halkı, tarih boyunca, arzunun tam gelişiminin dört safhasına (HaVaYaH) karşılık gelen dört sürgün ve dört kurtuluştan geçmiştir.

Bu safhalar, yaratılışın genel kabının yaratılması için üst ışığın yayılmasının dört safhasında, ilk HaVaYaH’da zaten yerleştirilmiştir. Ve buna bağlı olarak, tüm yaratılış, her bir parçasıyla birlikte, HaVaYaH’nın dört safhasına göre var olur ve gelişir. Her dünya, her manevi nesne ya da eylem, en küçük parçacıktan tüm yaratılış ölçeğine kadar, her zaman HaVaYaH’yı içerir.

Dolayısıyla, manevi kökün bir sonucu olan bu maddi dünyadaki insanlık da HaVaYaH’nın basamaklarına göre gelişmiştir. Bu nedenle dört sürgün ve üç kurtuluş yaşandı ve şimdi nihai kurtuluşun eşiğindeyiz.

ARİ, son dördüncü sürgünün sonunu ve kurtuluşun başlangıcını temsil eder. Bu yüzden, onun ruhu ifşa olduğunda, bütün sistemi kavrayabilmiş ve bu dünyadaki açıklamaları sayesinde pek çok insana idrake ulaşma, ruhları aracılığıyla ışığı çekme imkânı vermiştir. Bu süreç Baal Şem Tov ile başladı ve ondan sonra tüm Kabalistler tarafından, Baal HaSulam ve Rabaş’a kadar devam etti.

ARİ herkese Kabala bilgeliğinin metodunu, dördüncü ve son seviyede vermiştir. ARİ’den sonra Baal HaSulam bu metodu bizim neslimize uyarlamıştır; ancak özünde, bu ARİ’nin metodur.

ARİ, dördüncü sürgünün sonu ile nihai kurtuluşun başlangıcı arasındaki sınırda yaşamıştır. Bu, 16. yüzyılda meydana gelen çok özel bir dönemdir. Ancak manevi süreçler, maddi dünyada anında ortaya çıkmaz; ışıkların ve arzuların gelişim düzenine göre yavaş yavaş ortaya çıkar ki bu da zaman alır. Dolayısıyla, bunların ifşa olması yıllarca sürebilir.

Sonuçta, arzular bilgiye, hissiyata ve idrake doğru, özgür iradeleriyle yavaş yavaş gelişmeli ve Işık’ı çekmelidir. Bu süreç, atlanamayacak birçok aşamayı içerir.

Kişi, gelişmiş duygular ve akıl, doğasına karşı çalışma, egoizmine her zaman karşı olan başkalarıyla bağ kurma ve tüm içsel parçalanmalarını netleştirme becerisi edinmelidir. Ve bu kolay değildir; bu yüzden de gördüğümüz gibi, ARİ’den Baal HaSulam’a kadar zaman gerekmiştir.

Rav Chaim Vital (ARİ’nin metodunu anlayan ilk ve hatta tek öğrenci) bile, Sefer HaHakdamot’un girişinde, Mesih’in henüz gelmemiş olmasından dolayı nasıl umutsuzluk ve keder içinde oturduğunu yazar. Bu, 16. yüzyılda bile böyledir. Büyük bir Kabalist olmasına rağmen o da beklemiş ve umut etmiştir.

Açıkçası, bu çok uzun bir süreçtir, ancak her nesil ARİ’nin başlattığı aynı çalışmaya katkıda bulunur.

Bizler, ARİ ve Baal HaSulam’ın metodunu daha da ileriye yaymak, onların kitaplarını dağıtmakla ödüllendirildik. Kim bilir, belki bu çalışmanın tamamlanması için bir nesil daha gerekebilir. Ama umalım ki biz, tüm dünyanın ıslahını tamamlamayı başaralım.

ARİ’nin Yüce Ruhu, Bölüm 1

Bugünlerde, eşsiz bir insan, büyük bir Kabalist olan ARİ’nin (İzak Luria Aşkenazi) anma gününü idrak ediyoruz. Gerçek şu ki, içinde var olduğumuz gerçeklik olan üst güç, dünyamızda yavaş yavaş ifşa olur. Bu, ilk kez, Âdem adlı kişiye ifşa olmuştur; bu yüzden o, “ilk insan” olarak kabul edilir.

Ondan itibaren bu ifşa, Kabalistler zinciri boyunca İbrahim’e, ardından İshak, Yakup, Musa, Harun, Yusuf, Davut ve diğerlerine aktarıldı. Tüm Tora aşama aşama ifşa edilir çünkü bizim gelişimimiz egoisttir. Nesilden nesile egoizm büyür, insanlık evrimleşir ve bununla birlikte Kabala ve Kabalistler de gelişir.

İbrahim’den önce yalnızca küçük Kabalist grupları vardı. Fakat İbrahim, gelişip kendilerine “İsrail halkı” yani Yaşar-El (doğrudan Yaradan’a) adını veren büyük bir grup topladı. Bu grup, manevi yolda pek çok yükseliş ve düşüşlerden, parçalanmalardan geçti ve sonunda son sürgüne yani son manevi düşüşe girdi.

ARİ’nin ruhu, bu son sürgünden çıkışı ve kurtuluşun başlangıcını simgeler; yani manevi dünyanın, üst gücün, tüm insanlığa ifşasının başlangıcını simgeler. Artık bu dünyadan, sonsuzluk dünyasını ifşa etmeye, yaratılışın iki zıt kutbunu birbirine bağlamaya ve bu geçici, fanî hayattan ebedî ve mükemmel olana geçmeye başlayabiliriz.

ARİ, Kabala bilgeliğini bize eksiksiz haliyle ifşa etmesi bakımından benzersizdir. Onun zamanında, son sürgün dönemi sona ermişti; bu nedenle, o, devasa egoist arzunun ifşasının zirvesinde duruyordu. Onu ıslah ederek, tüm yaratılışı edinebildi ve bu bilgeliği bütünüyle açıklayabildi.

O, yaratılışın bütün parçalarının nasıl birbirlerine bağlı olduğunu, hangi formda, hangi yasa ve formüllerle geliştiğini ve biz insanların, insan ruhlarının, son ıslahımız olan tam ifşaya doğru ilerlerken, tüm bunları nasıl yavaş yavaş ifşa ettiğimizi anlamıştı.

ARİ bütün bunları, çağdaş insanın algısına,  bizim neslimizin ruhlarına uygun bir biçimde ortaya koydu ve tanımladı. Bu yüzden ARİ’nin kim olduğunu bilen Kabalistler, ona en yüksek saygıyı gösterir. Gerçekten de o, eşsiz bir ruhtur.

Baal HaSulam, ARİ’nin olağanüstü ruhunun yüceliğini ve Kabala’nın gelişimine katkısını ifade edecek kelimeler bulamadığını yazar. ARİ bize, manevi dünyanın ediniminin tüm anahtarlarını bıraktı. Bizler bugün henüz buna muktedir değiliz, fakat umuyoruz ki bir gün onun yüceliğini anlayacağız.

Baal HaSulam, kendisine, ARİ’nin ruhuyla (İbur Neşama) birleşme bahşedildiğini ve bu sayede Zohar Kitabı üzerine Sulam (Merdiven) tefsirini ve Hayat Ağacı (Etz Chaim) üzerine On Sefirot’un Çalışması adlı tefsirini yazabildiğini belirtir. Bütün bunlar, büyük Kabalist tarafından ıslah edilmiş olan o özel ruhun, o benzersiz arzunun, ARİ’nin ruhunun onun içinde yer alması sayesinde mümkün olmuştur.

Doğal olarak, bizler de bu yüce ruha en azından biraz bağlanmaya çalışmalıyız. Onunla bağ kurabildiğimiz, bağlanabildiğimiz ve onun önünde kendimizi iptal edebildiğimiz ölçüde, bizler de onun ışığından faydalanabilir ve belki de ifşalarından bir şeyler edinebiliriz.

ARİ’nin dili baştan sona benzersizdir: akıcı, güzel, yumuşak ve bize yakındır. Anlatmayı seçtiği her ayrıntıyı son derece hassas bir şekilde betimler. Ve tüm açıklamaları, öncelikle bu çalışma aracılığıyla manevi algıya ulaşabilmemiz için saran ışığın çekilmesini amaçlamaktadır.

ARİ’nin Etz Chaim (Hayat Ağacı) kitabı şöyle başlar:

Görün ki, bütün oluşacaklar oluşmadan ve yaratılanlar yaratılmadan önce,

Üst Saf Işık tüm var oluşu doldurmuştu.

Ve boş bir hava, oyuk gibi hiçbir bir boşluk yoktu,

Ancak hepsi o Saf ve Sınırsız Işıkla doldurulmuştu.

Ve baş ya da son gibi bir kısım yoktu,

Ancak her şey, Bir’di, Saf Işıktı, eşit ve dengeliydi,

Ve ona “Ein Sof (Sonsuzluk) Işığı” dendi.

Ve O’nun saf iradesine, dünyayı yaratma ve oluşanların oluşması,

 O’nun eylemlerinin, isimlerinin, unvanlarının mükemmelliğini

Gün ışığına çıkarma arzusuna geldiğinde,

Ki bu dünyaların yaratılışının sebebiydi,

O zaman Ein Sof Kendini, Onun tam ortasında, tam merkezde sınırladı,

 Ve O, Işığı sınırladı ve Işık, o orta noktanın etrafından en uzak kenarlara çekildi.

Ve orada boş bir alan, boş bir hava, boşluk kaldı,

Tam da orta noktadan.

Ve bu kısıtlama, o boş, orta noktanın etrafında eşit olarak duruyordu,

Böylece o alan etrafında eşit şekilde daire çiziliyordu.

Ve kısıtlamadan sonra, boş alan boş kaldığında…

ARİ’nin Yazılarının Önemi

Soru: ARİ 500 yıl önce yaşadı. O dönemde belli bir uyanış vardı. Bugün de birçok insan Kabala çalışmaya başladığı için bir uyanış yaşanıyor. 500 yıl sonra, bizim zamanımızın özelliği nedir?

Cevap: ARİ’nin zamanında, onun kitapları işlevlerini yerine getirmiş ve birçok insanın ilgisini çekmişti. Sonrasında Baal HaSulam, ARİ’nin kitapları üzerine yazdığı yorumlarla, insanları buluşturmaya can attı.

Bugün de aynı şey geçerlidir. İnsanlara gidip, ARİ’nin kitaplarının artık onların günlük kullanımının bir parçası haline geldiğini, bu kitapları çalıştıklarını hissedebiliyoruz.

Özünde burada yeni bir şey yok. Tek istediğimiz şey, ARİ’nin Kabala bilgeliği, Yaradan’ı edinme, manevi merdivenin basamaklarında yükselme konusundaki yaklaşımının bizler tarafından da hayata geçirilmesidir.

İşte bu yüzden, Yaradan’a yaklaşmamız için, yerine getirmemiz gereken koşulları çalışıyoruz.

ARİ (Rav Isaac Luria), Tanrı’nın Adamı

Bilgelerimiz zaten söylemişlerdi, “İbrahim, İsak ve Yakup benzerlerinin olmadığı bir nesliniz yok”. Gerçekten de, o Tanrısal adam Rav (öğretmen, yüce insan) Isaac Luria (ARİ) uğraştı ve bize en üst mertebeyi sağladı.

Muhteşem bir şekilde kendisinden önce gelenlerden çok daha fazlasını yaptı, eğer övgü dolu bir dilim olsaydı, İsrail’e Tora’nın verildiği gün gibi, onun bilgeliğinin ortaya çıktığı o günü överdim. (Baal HaSulam, “Panim Meirot uMasbirot Kitabına Giriş”).

Gerçekten de tüm ıslah metodu bize ARİ’den gelmiştir. O, önceki tüm Kabalistler tarafından ortaya konan her şeyi gerçekleştirmiştir.

ARİ’nin ruhu, genel ruhlar sisteminde öyle bir yerde bulunur ki, ondan itibaren ışık tüm ruhlara etki etmeye başlar ve onları nihai ıslaha (Gmar Tikkun) götürür.

ARİ’den önce, tüm gelişim 0, 1, 2, 3. safhalarda gerçekleşiyordu ve yalnızca ARİ, ruhlar sistemindeki ıslahlarıyla 4. safhaya girdi ve gerçek Malhut’u nihai formunda inşa etmeye başladı.

O, Sefira Yesod’dur (Malhut’tan önceki sonuncusu)  ve bu nedenle ona Mesiha ben Yosef (Yosef, sefira Yesod’u ifade eder) denir ve bundan sonra Malhut kendisini ıslah etmeye başlar.

Önceki tüm ruhlar, ıslaha hazırlık döneminin ruhlarıydı. Ve sadece ARİ’den itibaren bütün ruhların genel uyanışı başladı.

Elbette bu süreç yüzlerce yıl sürmektedir, ancak ARİ, önceki üç safhadan, sonuncusu olan dördüncü safhaya kadar ışığa giden yolu açtı ve ıslah başladı!

Mesiha, ruhların genel sistemindeki ışığın ifşasıdır. Bu ışık, Yesod aracılığıyla Malhut’a girer. ARİ, ışığa kapıları açar ve bu nedenle Mesiha ben Yosef olarak adlandırılır.

Mesih, ıslahın gücüdür. ARİ, bu gücü kendi ruhu aracılığıyla tasvir eder. Genel sistemin içinde yer alarak, kendi ruhunda ıslahlar yapar ve şimdi ışık, onun aracılığıyla Malhut’a akar ve ruhları etkiler.

Ama artık, ruhlarımızı Malhut’tan Bina’ya yükselişe hazırlamak bize düşmektedir. Bu süreç zaten Malhut’un ıslahıyla yani Mesiha ben David’le ilişkilidir.