Kabala’nın Bakış Açısından Mutluluk

Soru: Kabala’nın bakış açısından mutluluk nedir?

Cevap: Kabala’nın bakış açısından mutluluk, Yaradan’ı mutlu etmektir.

Yaradan’ı mutlu etmek demek, O’na haz verdiğinizi hissetmek, O’nu mutlu ettiğinizi hissetmek demektir çünkü O size baktığında sevinir. Siz de O’nun sizden sevinç duyduğunu hissedersiniz; bu, mümkün olan en yüce koşuldur! Bunu nasıl ifade edebileceğimi bile bilmiyorum.

Belki bu, anne babaların çocukları için sevinmeleriyle kıyaslanabilir. Bunu ben kendim de çocuklarım ve torunlarım aracılığıyla hissettim, yaşadım; şunu söyleyebilirim ki, anne babanızın sizin için mutlu olması büyük bir sevinçtir.

Ama Yaradan’la olan bambaşka bir seviyededir!

Kabalada çift yönlü, karşılıklı bir bağ vardır: Yaradan, bizim O’nu mutlu etmemizden dolayı sevinir; biz de O’nun sevincinden dolayı mutlu oluruz.

O’nunla birleşiriz ve bu nedenle duygular iki kat olur; tek bir duyguda birleşirler. Öyle ki, hem ben hem de O birlikte aynı şeyi hissederiz. O’nun mutluluğu ve benim mutluluğum ayrılmaz hale gelir.

Soru: Kişi Yaradan’ı nasıl mutlu edebilir?

Cevap: Yaradan, hepimizin tam anlamıyla bir arada, uyum içinde, birleşme, içsel duygusal ve bilinçli bağ içinde olmasıdır. Tüm kalplerimiz ve zihinlerimizle birleşmiş olan bizler Yaradan’ız. Her şey tek bir bütün halinde bir araya geldiğinde, onu Yaradan olarak algılarız. Dolayısıyla, Yaradan ancak bu şekilde, birbirimizle olan bağımız aracılığıyla edinilir.

Soru: Yaradan’ın kim veya ne olduğuna dair hiçbir fikri olmayan biri nasıl mutlu olabilir? O’na doğru nasıl çabalayabilir?

Cevap: Yaradan mutlaka ifşa edilmelidir! Anlayış eksikliği ve belirsizlik bize özellikle O’nu ifşa edelim diye verilmiştir. Eğer bu zaten bilinseydi, insan manevi-hayvansal bir koşulun içinde var olurdu; tıpkı bu dünyada hayvansal koşul içinde yaşadığımız gibi. Yani bu yeni koşula kendimiz ulaşmalı, bize verilen araçları kullanarak onu kendi içimizde yaratmalıyız! Ama insan, aslında kendini yontar ve biçimlendirir.

Anlaşılan o ki, kişi sanki bir maddeyi alır ve onunla çalışmaya başlar. Ve yavaş yavaş, içindeki cansız maddeden canlı bir madde oluşmaya başlar: önce bitkisel, sonra hayvansal, sonra insan. Çeşitli varyasyonlar ve dönüşümler ortaya çıkar.

Sonuçta insan, bu tüm yapıyı, bağı, sonsuz kombinasyonları kendi içinde inşa eder! Tüm bunlar Sefirot, Sefirot, Sefirot… Sonunda DNA’ya, proteinlere, sarmallara, biyolojide gözlemlediğimiz şeylere dönüşür.

Ama tüm bunlar daha yüksek bir seviyededir: insanın sadece doğa yasalarına göre şekil verip inşa etmekle kalmayıp, aynı zamanda bu yasaları bizzat ifşa ettiği ve bizzat uyguladığı amaç seviyesinde! Özünde, bu muazzam bir yaratıcı çalışmadır. İşte bu yüzden insan bu çalışmaya katılır ve buna Yaradan çalışması denir.

Kişinin bütün bunları kendi içinde yaratmasından daha büyük bir haz yoktur! Ve bu, her birimizi bekleyen şeydir!

Soru: Yaradan’dan almakla, O’na vermek arasındaki mutluluk farkı nedir?

Cevap: Hiçbir fark yoktur. Hatta Yaradan’dan almak bile, eğer birlik ve O’na benzerlik içinde birleşme uğrunaysa, O’na vermekten daha değerlidir.

Ne yazık ki, bu ögeye yorum yapma özelliği kapatılmış.

"Kabala ve Hayatın Anlamı" Yorumlar RSS Feed