Dua Kapıları Kilitli Değildir
Maddesellikte kapıyı, açıklığı gördüğün gibi görürsün. Oysa maneviyatta sadece açıklığı görürsün. Fakat açıklığı bütün ve saf bir inanç olmadan göremezsin. Sonra kapıyı görürsün ve o anda kapı açılır çünkü O birdir ve O’nun adı “Birdir.” (Baal HaSulam, Mektup 26)
Öyle ki, önümde, içinden geçmenin, etrafından dolaşmanın veya üzerinden atlamanın imkânsız olduğu bir duvar durduğunu görürüm. Fakat inanç niteliğini ifşa ettiğim anda, bu nitelik duvarda bir giriş oluşturur ve ben geçerim. Bunu hepimiz için diliyorum.
Dua kapıları kilitli değildir. Dostlarımızla birlikte, sürekli olarak Yaradan’a dua etmeye çalışmalı, O’ndan birleşmemize yardım etmesini, ihsan etme gücünün ne olduğunu bize netleştirmesi ve bu ihsan etme gücüyle O’na ulaşmamızı sağlamasını dilemeliyiz.
Böyle bir duruma ulaşmakla yükümlüyüz; gözyaşı kapısına varmak için gerekli olan tüm nicelik ve nitelikteki çabayı vermeliyiz. Kişi ancak gözyaşı kapısından geçerek üst dünyaya, maneviyata girebilir.
Gruptaki her dostumuzun gözyaşı kapısına, manevi dünyaya, her şeye ulaşabilmesi için dua etmeliyiz. “Dostu için dua eden, ilk önce cevaplanır.” Bu, insanları büyük ölçüde ilerletir.
Ama bu, sözlerle ilgili değildir; dua “kalpteki çalışma” olarak adlandırılır.
Gözyaşı kapısı, yalnızca kişinin en küçük bir ihsan etme eylemini bile gerçekleştirecek hiçbir gücünün olmadığını anladığında açılan özel bir kapıdır. Ancak aynı zamanda, ne olursa olsun bu ihsan etme eylemlerine ulaşmalıdır. Her şeyi feda etmeye hazırdır, yeter ki ihsan eden biri olabilsin. İşte o zaman bu kapılar açılır.
"Kabala ve Hayatın Anlamı" Yorumlar RSS Feed

