Monthly Archives: Ağustos 2025

Yaradan’ın Işığını Kabul Etmeyi Seçin

Tora’mızın verildiği zaman olan Şavuot bayramı yaklaşıyor. Yaradan’ın kalpte kıyafetlendiğini, yani o zaman Tora’nın tüm İsrail’den her bir kişinin kalbinde kıyafetlendiğini kasteder (RABAŞ, Mektup No. 52).

Tora kişinin kalbinde kıyafetlendirilir yani kişi bu günlerde, Yaradan’la diğer zamanlarda deneyimlenmeyen bir bağ olduğunu hisseder. Bu günlerde, Yaradan halkına yaklaşır ve herkes bunun bir bayram olduğunu hisseder.

Eğer bayramı hissetmiyorsak, o zaman Yaradan’ın halkının içinde yaşadığını hissetmek için kalplerimizi açmalı ve bu günlerde edinilebilecekleri almalıyız. Eğer bayram çok az hissediliyorsa, bayrama hazırlığımızda, yani Tora’yı almaya hazır oluşumuzda neyin eksik olduğunu incelemeliyiz.

Tora kendini kalpte kıyafetlendirdiğinde ve kişi Tora’nın ışığını içinde hissettiğinde, Tora’yı bu içsel giysiye göre yerine getirmeye başlar. Yani, Yaradan’ın arzusu kişinin kalbine girer ve artık kalbin kendisi, kişiyi Tora’yı sevgi ve sevinçle yerine getirmeye zorlar.

Pesah’tan Şavuot’a kadar tüm günler boyunca kendimizi Tora’yı almaya hazırlarsak, o zaman bu bayramda onu kabul etmeye hazır oluruz. Başlangıçta insan kalbi egoisttir, ancak kişinin içinden geçtiği koşullarla dönüşür ve nihayetinde Yaradan’ın ondan talep ettiklerine yaklaşır. Tora’nın kişinin kalbinde kendini kıyafetlendirmesinin anlamı budur.

Kişinin Tora’yı almaya hazır olduğunun işareti, kişinin kalbini açmaya ve Yaradan’ın kalbine nasıl yerleştiğini hissetmek için kendisine gelen tüm ışığı almaya istekli olmasıdır.

İnsanlar, Sina Dağı’nın eteklerinde toplandıklarında, Yaradan’ın onlara bir koşul sunduğu söylenir: ya Tora’yı kabul edersiniz ya da burası sizin mezarınız olur. Başka bir deyişle, önlerine bir seçim konur: ya Yaradan’a bağlanırsınız ya da ayrılık içinde kalırsınız; seçim yapma zamanıdır. Ve biz birliği ve bağı seçeriz ve bu karar sayesinde bayram gelir!

Merdivenin Basamakları Hakkında Sohbetler, Kısım 56

Toplumdan Ne Gibi Ek Arzular Kazanabiliriz?

Toplumdan Tanrısallık için ek bir arzu kazanabiliriz. Ruhun pek çok parçaya bölünmesi meselesinin tamamı budur. Eğer kolektif ruh bölünmemiş olsaydı, hiçbir şey belirleyemezdik. Orijinal halinde ruh ışıkla dolu, tamamen mühürlenmiş, her şeyin yukarıdan geldiği –Reşimot (kayıtlar), ışıklar ve arzular- tek bir kaptır. Işık ayrıldığında, kap olduğu gibi kalır ama ışık ya da arzu olmadan. Tek bir parça olarak bile düşer ve bozulur. Sonra ışık geri döner, kabı uyandırır ve hareket etmeye başlamasına neden olur.

Bununla birlikte, kolektif ruhun pek çok parçaya bölünmesi bize (üzerinde değil ama kendi seviyemizde) özgür seçim eylemi yapma imkânı verir. Eylem bizim seviyemizde olduğu için, diğer parçalardan ek arzu alabiliriz; yani onlardan ilham alabiliriz. Diğer parçaların orijinal arzusunu almak mümkün değildir.

“Ben ”in anlamını ve soruların cevaplarını biz belirlemiyoruz: “Ben kimim?” “Ben neyim?” ve “Yaradan bana nasıl veriyor?” Onlar bir kaptır. Kabın içeriğini değiştiremeyiz veya içine girecek ışığı belirleyemeyiz. Kabın içindeki ışık bizim koşulumuzu, düşüncelerimizi ve arzularımızı belirler. Sahip olduğumuz tek özgür seçim, yakındaki kaptan ilham almaktır zira kökten bağlıyızdır. Eğer kökten bağlı olmasaydık, bir dostumuzdan ilham almamız mümkün olmazdı.

Kökten bağlı olan iki kap, maddesel dünyaya indiklerinde birbirlerinden ayrılmışlardır. Bir şekilde bağ kurmaya çalıştıklarında, kökteki bağlarına benzer bir birleşme eylemi gerçekleştirirler. Görünürde iki arzuyu tek bir arzuda birleştirirler. Eğer kişi görünürde ıslah olmuş bir arzuyu – maneviyata duyulan bir özlem, Yaradan’a duyulan bir arzu – bir dostundan alırsa, ne kadar ıslah olmuş olduğuna bakılmaksızın, sanki yukarıda iki kabı birbirine bağlamış gibi olur.

Bu bize özgür seçim olarak verilen tek eylemdir ve sonuç olarak kendi içimizde iki kap yaratırız ve aynı zamanda dostun arzusunu da alırız. Daha sonra yukarıdan her iki ruha ait olan ışığı çekeriz. Bu şekilde, her dostun arzusunu bütünleştirmek mümkündür.

Merdivenin Basamakları Hakkında Sohbetler, Kısım 55

Kişiden Yapması Beklenen İlk Eylem Nedir?

Eylemde bulunmaya zorlanamayız çünkü her eylem gönüllü olmalı ve içsel çabadan kaynaklanmalıdır. Bu çaba ya da gerekli eylem, doğuştan gelen doğamızdan ve yukarıdan alınan ışığın kapsamından doğar.

Bu, kabın aniden kendi isteğiyle değişimi arzuladığı anlamına gelmez. Bunun yerine, kap Aviut (“kalınlık” veya “bayağılık”) ve Reshimo’ya (‘kayıt’ veya “manevi veri”) sahiptir ve bunlar onun yönüne ve seçimlerine rehberlik eder, değişimi sağlamak için ışıkla uyum içinde çalışıyor gibi görünür.

Ancak, gerçekte, ne yapmak isteyeceğimizi dikte edemeyiz. Her an önceden belirlenmiştir. Bize tanınan tek seçenek öğrenmeyle meşgul olmaktır. Destekleyici bir çevrede çalışarak, gruptan ek arzular alırız; aslında bizim olmayan arzular.

 

Yaradan’ın Niteliklerini Edinmek

Soru: Yaradan Kendisini iki kısma ayırdı: algılayan ve algılanan. Bu durum her zaman devam edecek mi?

Cevap: Algımız bu şekilde yapılandırılmıştır; algılayan ve algıladığı şeyden oluşur.

Ancak gerçek şu ki, bizim durumumuzda, Yaradan’ın ifşasıyla uğraşırken, ilginç bir niteliğe sahibiz. Kişi, Yaradan’ın niteliklerini edinmeye başlar. Onun ediniminin sınırı yoktur, ta ki sonsuzluk dünyasının hissine kadar.

Soru: Nihayetinde, edindiğimiz Yaradan, aynı anda her yerde, en uzak parçalarda bile var olabilen Yaradan mıdır?

Cevap: Kesinlikle!

Yaradan Her Zaman Hazırdır

Soru: Kişi Yaradan ile nasıl konuşabilir ki bu konuşma insanlar arasındaki iletişim gibi sürekli hale gelsin?

Cevap: Bu size bağlıdır. Yaradan her zaman hazırdır. O’nun sabah ya da akşam, gece ya da gündüz diye ayrılmış bir programı yoktur. O her zaman açık ve aktif bir durumdadır.

Birbirinizle birleşmeyi amaçlayan egzersizlere ne kadar sık katılır ve bu birlik içinde kendinizi Yaradan’a doğru yönlendirirseniz, O’nun koşulunu ve sizi nasıl algıladığını hissetme arzusuyla, O’nunla yakın ve doğrudan bir bağ kurmanız o kadar hızlı olacaktır.

Taşları Dağıtma Zamanı Ve Taşları Toplama Zamanı

Soru: Gruptaki rolümün dostlarımın Yaradan’ı ifşa etmelerine yardımcı olmak olduğunu söylediniz. Dostlarımın içinde erimek için ne yapmalıyım?

Cevap: Bir yandan dostlarımın içinde eriyorum, diğer yandan da sanki onların üstündeyim, onların hareketlerini, kaderlerini belirlemeye çalışıyorum.

Soru: Hangisi tercih edilir?

Cevap: Burada bir tercih söz konusu değildir, zira her ikisi için de bir zaman vardır. Taşları dağıtmak için bir zaman ve taşları toplamak için bir zaman vardır.

Bu iki taraf, sağ ve sol, çalışmalarımızda her zaman mevcut olmalıdır. İkisini de ihmal etmemeliyiz. Eksi olmadan artı olmaz. Bu şekilde hareket etmeliyiz.

Arzuyu Yaradan’a Odaklayın

Eğer kişi Yaradan’la sohbet ettiği gerçeğini takdir ederse… Yaradan’la konuşmanın bağı ona hayat verir. (Rabaş, Makale 3, 1988, “Yaradan’ın Adının ‘Hakikat’ Olması Ne Demektir”).

Soru: Yaradan’ın değerini yükseltmek ve Yaradan’la bağı güçlendirmek için ne eklemeliyiz?

Cevap: Sadece birleştiğinizde Yaradan’la olan bağınızın daha güçlü, daha derin hale geldiği ve başka hiçbir şeye ihtiyacınız olmadığı gerçeğini düşünün.

Gruptaki her bir kişi, kendini bununla ilişkili olarak ifade ettiğinde, hepiniz birleşip arzunuzu Yaradan’a odaklayabildiğinizde, böylelikle O’nun yanıtını alacağınız kabı (Kli) oluşturursunuz.

Yaradan’ı Tüm Yaratılışa İfşa Edin

Soru: Yaradan’ın tüm yaratılışa kendiniz aracılığınızla ifşa edilmesi gerektiğini söylediniz. “Kendiniz aracılığıyla” ne anlama geliyor? Bu nasıl uygulanabilir?

Cevap: Sevgi aracılığıyla diğer yaratılanlarla bağ kurarsınız ve Yaradan’da ifşa ettiğiniz şeyi, kendiniz aracılığıyla tüm yaratılışa aktarmak istersiniz.

Bu, sizin aracılığınızla tüm yaratılışla arasında bir bağ yaratır. Bu şekilde tüm yaratılışı ıslah eder, Yaradan’a yardım eder ve O’nun ortağı olursunuz.

Dostlarınızla Paylaşın

Soru: Yaradan ile bağ koşulu harika bir koşuldur. Bunu dostlarımızla paylaşabilir miyiz ve bu ilerlememizi nasıl etkileyebilir?

Cevap: Sürekli olarak Yaradan’ın daha büyük bir ifşasına doğru ilerleyebiliriz. Bu ana emirdir, varoluşumuzun ana edinimidir.

Bunu yaptığımızda, doğadan edinmeye başladığımız izlenimlerimizi paylaşmak için de çaba göstereceğiz.

Aşağıdan Uyanış, Nereden Gelir?

Soru: Aşağıdan uyanış, nereden gelir?

Cevap: Aşağıdan uyanış, Kli’den, parçalanmış koşulundan yavaş yavaş uyanan aynı sistemden gelir. Bu nedenle içimizde giderek daha fazla parçalanmış koşullar ortaya çıkar; bunları ıslah etmemiz için küçükten büyüğe doğru ilerlerler.

Tüm uyanmış koşullar bize parçalanmışlığımızı, birbirimizden ve Yaradan’dan ayrılığımızı ifşa eder. Bu koşulların ötesinde, onları silerek ya da düzelterek değil, onlara rağmen aramızda bağ köprüleri kurarak, aramızda bir bağ yaratmalıyız. Islahın özü budur.

Bu süreçte, sol çizgiye (yukarıdan uyandırılan koşullar), sağ çizgiye (üst ışığın yardımıyla bizim tarafımızdan uyandırılan ıslahlar) ve bu iki çizginin birleştiği ve ortak bir sonuç ürettiği orta çizgiye yani Yaradan’a olan tutunmamıza sahip olacağız.