Merdivenin Basamakları Hakkında Sohbetler, Kısım 99
Kabalistik Bir Grupta Nasıl Davranmalıyız: Gerçeğimize Göre Mi Davranmalıyız, Yoksa Rol Mü Yapmalıyız?
Kabalistik bir toplumda ve grupta iki tür davranış vardır:
1) İçlerinde yanan kalplere sahipken, dışlarında küçümseyici davranışlar sergileyen en büyük Kabalistlerin karakteristik davranışı. Bu, Kotzk Hasidimlerinin (Sneh Boer B’Kotzk kitabında anlatıldığı gibi) davranışına benzer. Bunlar, içsel olarak yüksek anlayış, özlem, gerçek çalışma ve sürekli içsel çaba seviyelerine ulaşmış, dışsal olarak ise açıkça küçümseme sergileyen kişilerdi. Bunu öyle bir noktaya getirdiler ki, insanlar Yahudi olmadıklarına bile ikna oldular. Yom Kippur’da sakallarında ekmek kırıntılarıyla sinagoga girdiler ve dışarıdakilerin içsel çalışmalarına hiçbir şekilde müdahale edememesi için kasıtlı ve meydan okurcasına başka şeyler yaptılar ve bunu son derece ciddiyetle yaptılar.
2) Neslimizin karakteristik özelliği olan, küçümsemenin yasak olduğu ve bunun yerine gruba ilham vermenin gerekli olduğu bir davranış. Çünkü hepimiz gruptan manevi ilham almaya ihtiyaç duyarız, aksi takdirde manevi olarak kayboluruz. Nasıl mı? Mevcut durumumuzda, dostlarımızın kalbini göremediğimiz için yalnızca dışsallıklardan etkileniyoruz. Herkes küçümseseydi, biz de küçümseyici olurduk.
Tüm dostlarımız tamamen erdemli kişiler olabilir, ancak dışsal davranışları, dışarıdan gelenlerin bizi etkilemesini önlemek için bilgelerin tavsiye ettiği gibi olacaktır. Ancak, bizim önümüzde böyle davranırlarsa, bu gerçeği algılayamayız, bunun yerine dışsal, sahte davranışlarına odaklanırız ve böylece kafamız karışır ve tüm meseleyi terk ederiz.
Bu nedenle, tam tersi şekilde davranmak gerekir. Sanki gerçekten maneviyatı arzuluyormuşuz, sanki birbirimizi seviyormuşuz, sanki birbirimiz için her şeyi yapmaya istekliymişiz gibi görünen bir davranış benimsemeliyiz. Bu dışa dönük bir eylem olsa da ve hepimiz bunun bir aldatmaca olduğunu bilsek de, bedenimiz görüp duyduğunu anlar, sadece gördüğüne inanır ve bu dışa dönük davranıştan gerçekmiş gibi etkilenir.
Bedenin tepkilerini inceleyen psikologlar, insanların eşlerine her gün, öfkeli veya sevgi eksikliği hissetseler bile, “Seni seviyorum” demelerini öneriyor. Bu cümleyi eşlerine tekrarlarlarsa, eşleri bunu duyar ve sevgi bu cümleyle kalplerine ulaşır. Manevi çalışmada bedenle bu şekilde hareket etmemiz gerekir. “Yaradan yücedir, dostlarımı seviyorum, amaç önemlidir” vb. demeliyiz. Buna göre, beden bunların önemli ve anlamlı olduğunu özümseyecektir.
Dünyamızda işler böyle yürür. Moda ve zevkler değişir ve dalgalanır. Gerçekte hiçbir anlamları, gerçeklikle hiçbir bağları yoktur; sadece yanılsamalardır. Ancak bir şeye aniden önem atfedildiğinde ve insanlar ona taptığında, içeriği boş olsa bile, herkes öyle dediği için bizim için de önemli hale gelir. Manevi çalışmalarda da durum böyledir. Bu nedenle, manevi hedefin ve Yaradan’ın önemini açıkça ortaya koymalı ve tartışmalıyız.
"Kabala ve Hayatın Anlamı" Yorumlar RSS Feed

