Merdivenin Basamakları Hakkında Sohbetler, Kısım 131

Bariyerden Önce Erkek Ve Dişi Koşulları Nasıl Hissedilir?

Rabaş’ın bahsettiği sayısız manevi farkındalık içimizde bir kopya olarak mevcuttur. Bariyerden önce bile çeşitli manevi safhaları hayal edebiliriz. Doğru, bunlar yalnızca hayal gücünde mevcuttur, ancak bazı ince hisleri şimdiden deneyimleriz. Henüz tam duygulara sahip değiliz ve hayal ettiğimiz şey doğru değildir, ancak gerçeğin bir gölgesi vardır.

Başka bir deyişle, kalpteki noktanın içinde, her bir kavram, his ve bunlar arasındaki ilişkiler için zaten bir hacim, bir alan vardır. Kalpteki noktanın içindeki her tanım arasında belli bir mesafe, bir tür boşluk vardır. Bir şeyin sağ tarafa, başka bir şeyin sol tarafa ait olduğunu hissedebiliriz. Bir şey biraz daha yakın, diğeri daha uzak hissedilir. Bunlara karşılık gelen bir içsel hissiyatımız var, ancak henüz gerçek bir his değil, sadece hafif bir hassasiyet, sanki gerçek şeyi “koklayabiliyormuşuz” gibi. Kapların kırılması nedeniyle içeride bir tür algılamaya izin veren kıvılcımlar kalır.

Kıvılcımlar aracılığıyla nasıl bir şeyler hissedebiliriz? Kalpteki noktayla çalışırsak, çeşitli saran ışıkları kendimize çekeriz. Çalışma sırasında gelen ışık homojen değildir; kaba göre birçok olasılık taşır. Bu basit bir ışıktır (Ohr Pashut), tam anlamıyla içsel ışık (Ohr Pinimi) veya saran ışık (Ohr Makif) değil, ama bizi sürekli saran ince bir aydınlanmadır. Kalpteki noktayla nasıl çalıştığımıza, onu nasıl geliştirdiğimize ve içinde nasıl ayırımlar yaptığımıza bağlı olarak, saran ışık bu ayırımlar üzerinde zaman zaman farklı şekilde hareket eder.

Bu ışık henüz Hassadim, Hohma ve benzeri gibi belirli derecelere belirgin bir şekilde bağlı olan berrak iç ışık NRNHY (Nefeş, Ruah, Neşama, Haya, Yehida) gibi olmasa da, yine de nüanslar ve gölgeler içerir. Bu nedenle, sadece kalpteki nokta içinde hassasiyet geliştirmekle kalmaz, aynı zamanda genişlemesine neden olur ve bir tohum hücresi gibi gelecekteki organların büyümesi için hazırlar. Bu tohum hücresinin içinde ruhun gelecekteki bedeninin gelişeceği minik noktalar, minicik tohumlar olduğuna dair belirli bir duyarlılığa sahip olabiliriz. Bariyerden önce bile bu tür hassasiyetlere sahip olabiliriz.

Elbette bu hala sadece bir tohum, bir damladır. Bu nedenle kendimizi bu damlaya karşı hazırlamalı, onun organlar ve farklı parçalar geliştirmesini ve Yaradan’a karşı ilişkiler kurmasını dilemeliyiz. Organlar – “el”, “ayak”, “karaciğer”, “baş” vs – Yaradan’a yönelik çeşitli arzularımızdan doğan farklı ilişkileri temsil eder. Böyle olmasını dileriz ama henüz içimizde bu arzuları ve farkındalıkları bulamayız, yine de onları arar ve onlar aracılığıyla Yaradan’la nasıl ilişki kurabileceğimizi araştırırız.

Bu arayışı, bu çabayı tamamladığımızda (tam olarak Yaradan’ın elindeyken), ancak o zaman Yaradan yanıtını verir: Tohumu canlandırır ve tohum gelişmeye başlar. Başka bir deyişle, işin yarısını kendi çabalarımızla yapmalıyız ve tüm çabamızı adadıktan ve payımızı tamamladıktan sonra ki buna “ölçümüzü doldurmak” denir, o zaman yukarıdan alırız.

Ne yazık ki, bu ögeye yorum yapma özelliği kapatılmış.

"Kabala ve Hayatın Anlamı" Yorumlar RSS Feed

Önceki yazı:

Sonraki yazı: