Gerçeğin Dünyasına Giriş Kapısı

İnsan, “Gözyaşı kapısı”na nasıl gelir? Yaradan’ın benden gizlendiğini, hayatımda mevcut olmadığını, yaklaşmadığını ve Kendisini ifşa etmediğini hissederim. Yaradan’a daha yakın olmanın ve manevi dünyaya girmenin yolları olduğunu düşünmüşümdür ama şimdi hiçbir şeyin ifşa olmadığını, her şeyin kapalı olduğunu anlarım.

Ancak maneviyat arzusu ortadan kalkmaz; arzu çok büyüktür ama fırsat yoktur. Maneviyata ulaşmanın, ihsan etme niteliğine yaklaşmanın hiçbir yolu yoktur.

Ve sonra ihsan etme niteliğini edinmenin bir yolu olduğunu keşfederim! Yaradan ile bağ kurmanız gerekir. Artık anlarım ki, Yaradan’ı ifşa etmek ve O’nunla bağ kurmak; ihsan etme ve sevgi niteliğiyle bağ kurmak, herkesle birleşmek ve herkesle Yaradan’ın herkese duyduğu gibi ilgilenmek demektir. İşte buna Yaradan ile bağ kurmak denir.

Bu, daha önce düşündüğüm gibi değildir. Yaradan ile bağ kurarak daha fazlasını göreceğimi, daha fazlasını hissedeceğimi ve daha fazlasını anlayacağımı – yani dolacak olanın ben olacağını – ümit etmiştim. Ama şimdi görüyorum ki, Yaradan’ı ifşa etmek ve O’nunla bağ kurmak, herkese verme, herkesle ilgilenme fırsatına sahip olmak demektir. Herkesi öyle çok sevmek, herkese her şeyi vermek isterim ki, gözyaşlarına boğuluyorum! İşte bu, ‘gözyaşı kapılarının önünde durduğum’ anlamına gelir.

Bu çok iyi bir koşuldur. Sonuçta kendimi hiç düşünmek istemem ama herkese vermek isterim ve insanlara iyilik yapamadığım için acı çekerim. Başkalarına fayda sağlayamazsam tüm dünya ve hayatım bana karanlık gibi gelir.

Gözyaşı kapısı, sevgi ve ihsan etme dünyasına giriştir, kişinin kendisinden çıkıp mantık ötesi inanca gidiş yoludur. Gerçeğin dünyasına, gerçek gerçekliğe bu şekilde gireriz. Aslında, onun içinde varız, ancak şimdi dünyamızı hissettiğimiz ve kendi içimizde yaşadığımız sıkışık bir kapsülün içinde hapsolmuş durumdayız.

Ne yazık ki, bu ögeye yorum yapma özelliği kapatılmış.

"Kabala ve Hayatın Anlamı" Yorumlar RSS Feed