Merdivenin Basamakları Hakkında Sohbetler, Kısım 117

Çaresizlik Koşulundan, Çalışma İçin Gücü Nasıl Kazanabiliriz?

Gerçek bilgiden yoksun olduğumuzu fark eden, okuduklarımızdan hiçbir şey öğrenemediğimizi hisseden, maneviyat kapısının önümüzde kapalı olduğunu gören bizler, bu çalışma başkalarına değil de sadece bize düşüyorsa, nasıl ilerlemek için güç bulabiliriz? Bu çalışma için gücü nereden alabiliriz?

Birbirine bağlamaya eğilimli olduğumuz tamamen farklı iki koşul vardır. Birincisi, tamamen önemsiz ve hayvani olduğumuz, hiç manevi gücümüzün olmadığı bir koşuldur. Manevi dünya hakkında hiçbir şey anlamayız, hatta bu dünya hakkında da hiçbir şey anlamayız. Bir sonraki anda bize veya dünyaya ne olacağı hakkında hiçbir fikrimiz yoktur. Her şeyin nasıl yapılandırıldığı ve işlediği hakkında hiçbir fikrimiz yoktur. Gözlerimizi ne kadar açarsak, Newton’un bilimsel çalışmalarını tanımladığı gibi, o derece kendimizi uçsuz bucaksız okyanusun kıyısında çakıl taşlarıyla oynayan küçük bir çocuk gibi hissederiz.

Ve bu doğru bir duygudur. Bir dereceye kadar, doğanın muazzam güçlerini hissetmek budur. Bu bizim gerçekliğimizdir. Bu kavramı kendi gücümüzle kavrayamayız.

Yukarıda anlatılan bu koşul, aslında aktif bir koşula sıçrama tahtasıdır. Ne şekilde aktif? Güç talep edebileceğimiz ve içimizde ıslahlar yapılmasını isteyebileceğimiz şekilde. Önceki koşul, bize şu anki seviyemizde bunun gerçekten bizim gerçekliğimiz olduğunu göstermek içindir.

Bundan nasıl yükselebiliriz? Biz bu güçlerin gerçekten eksik olduğunu unutuyoruz. Yaradan, neden her adımda takılıp kaldığımızı ve bir hiç olduğumuzu fark etmemizi sağladı? Bu çaresizlikten, Yaradan’ın varlığını hatırlamamız için. Sonra Yaradan’a döneriz ve O da ilerlememizi, anlamamızı, harekete geçmemizi vb. sağlayacak şekilde her şeyi bizim için düzenler.

Yaradan neden bunu böyle yaptı? Çünkü tüm bu süreç, Yaradan ile bağ kurmamız için bir araçtır. Amacı, teslim olmamız, Yaradan’a ihtiyaç duymamız ve bu ihtiyaç sayesinde Yaradan’ın niteliklerini kazanmamızdır.

Sonuçta Yaradan, bizim O’nun gibi sonsuz ve mükemmel olmamızı ister.

Yaradan her seferinde bize zayıflık, çaresizlik, umutsuzluk, cehalet ve gerçekliği kavrayamama gibi, Kendi koşulunun tam tersi olan nitelikleri gösterir, böylece O’na dönüp hissettiklerimizin tam tersini elde etmek isteyeceğiz. “Hissettiklerimizin tam tersi” demek, Yaradan’dan, O’nun niteliklerinden ve seviyesinden bir şey elde etmek demektir.

Böylece, zıtlık yoluyla her seferinde daha eksiksiz bir koşula ulaşırız. Kötü olanı ne kadar derinden hissedersek, zıtlık yoluyla o kadar büyük bir iyiliğe ulaşabiliriz.

Tüm manevi seviyeler bu şekilde inşa edilir.

Ne yazık ki, bu ögeye yorum yapma özelliği kapatılmış.

"Kabala ve Hayatın Anlamı" Yorumlar RSS Feed