Merdivenin Basamakları Hakkında Sohbetler, Kısım 67
Neden Bedenselliğin Göz Ardı Edilmesiyle Hemfikir Oluruz?
Maneviyatta, olan bitenle hemfikir olma ya da olmam kavramı yoktur. Manevi yolda, üzerimize parlayan ışığın yoğunluğuna bağlı olarak içinde bulunduğumuz koşulu kabullenir ve onaylarız. Belirli bir ışık parlayıp bizi belirli bir koşul içinde tuttuğunda, “hırsız” olarak adlandırılabiliriz. Daha az ışık parlıyorsa, “soyguncu” olarak kabul ediliriz. Daha fazla ışık parlıyorsa, “erdemli bir insan” oluruz. Dolayısıyla, “Hayır, ben bir hırsızım!” diye yakınmanın bir anlamı yoktur. Koşul, doğal olarak ortaya çıkar ve ancak o zaman onu tanımlayıp adlandırırız. “Ben erdemliyim” etiketiyle kendimizi kandırabiliriz, ancak bu koşulumjzu değiştirmez veya bizi erdemli yapmaz. Sadece nasıl hissettiğimizi değiştirir.
Bu nedenle, koşulumuza tepki vermek yerine, olduğu gibi kabul etmeye odaklanmalıyız. İster beğenelim ister beğenmeyelim, ister katılalım ister katılmayalım, gerçek budur. İçsellikle meşgul olmaya başladığımızda, bedenselliği neredeyse tamamen ihmal ederiz. Bu olgu, iyi ya da kötü olarak yargılanamaz. Tıpkı doğada olduğu gibi, bir aslanı ceylan avladığı için yargılamayız; doğası onu buna zorlar. Benzer şekilde, manevi yolda olanlar için de manevi çalışmanın doğası, bedensellikten sürekli feragat etmeyi gerektirir.
"Kabala ve Hayatın Anlamı" Yorumlar RSS Feed

