Kendinizi Düşünmek Yok
Çalışmamızda her zaman Yaradan’ın gözümüzdeki önemini ve yüceliğini vurgulamalıyız ki yaptığımız her şeyin bunu başarmak için olduğu, grup için net olsun. Bu arada, Yaradan’la birleşmeyi edinmek amacıyla alma arzumuzu kontrol etmek için çeşitli eylemler gerçekleştiririz.
Alma arzusu üzerindeki kontrol, her şeyden önce onun gücünden kurtulmamız ve onu kontrol etmeye başlamamızla ifade edilir. Bu ancak bir grup içinde bulunarak ve grup içinde destek alarak mümkündür. Alma arzusu üzerindeki gerçek güç, “komşunu kendin gibi sev” olarak adlandırılan çalışmayla elde edilir.
“Komşunu kendin gibi sev”, alma kaplarını, kendi çıkarları olmadan ve sadece başkalarını düşünerek, ihsan etme uğruna ihsan etmeye doğru ıslah etme süreci ve nihai durumdur.
Ne de olsa Baal HaSulam, “Sizde olan başkalarında da olacak” demez. Herkesle eşit olarak paylaşmayı teklif etmez veya böyle bir gereksinimi yoktur. Hayır, “komşunu kendin gibi sev” ilkesine göre çalışmamdaki şartım, tek yastığı, tek sandalyeyi vermem olmalıdır.
Bu yarı yarıya bir paylaşımla ilgili değil, hayır. Neden mi? Çünkü o zaman sadece alma kaplarımla çalışırım ve iyi hissetmem için herkesi doldurmam gerektiğini görürüm. Aksi takdirde, gelip sahip olduklarımı elimden alacaklar. Bu yüzden herkesin eşit pay almasına izin verin.
Bu, diğer şeylerin yanı sıra, Sovyet Rusya’da ya da Kibbutzimlerde ortaya çıkan sosyal girişimin hatasıydı. Bir sloganları vardı: “Herkes eşittir ve herkes eşit şekilde alır.” Bu, alma arzusunu ıslah etmek için yeterli değildir.
Alma arzusu kendisinden koparılmalıdır çünkü onun nihai hedefi Yaradan’la birleşmektir. Yaradan’ın Kendisi hakkında hiçbir düşüncesi yoktur: “Böylece Ben onlar gibi olabilirim ve onlar da Benim gibi olabilirler.”
"Kabala ve Hayatın Anlamı" Yorumlar RSS Feed

