Monthly Archives: Kasım 2025

Yaradan’a Yaklaşın

Soru: Yaradan, en derin arzularımı yerine getirerek beni şefkatli bir baba gibi şımartıyorsa, kendimi kısıtlayıp bunlardan haz almamalı mıyım? Bu, benim ilerlememin yetersiz olduğunu mu gösterir? Buna nasıl bakmalıyım?

Cevap: Yaradan’ın, O’nunla oynadığınız bu küçük oyunlar aracılığıyla, size O’nun seviyesine yükselme fırsatı verdiğini anlamalısınız. Bu yüzden bu oyunlara katılmak istersiniz.

Soru: Bu arzuları kabul edip minnettar olmalı mıyız, yoksa reddetmeli miyiz?

Cevap: Bu, sizin bunu nasıl ele aldığınıza bağlıdır. Eğer sadece arzularınızın yerine getirilmesini kabul ederseniz, Yaradan’ın zıt bir koşulda olursunuz – O verir, siz alırsınız, hepsi bu kadar.

Eğer O’nun koşuluna benzer bir koşulda olmak isterseniz, bu şekilde almayı reddedip, örneğin O’nun size vermek istediği ödülün sadece bir kısmıyla bağ kurarsınız, böylece onu aldığınızda gerçekten haz duyarsınız. Bu şekilde, O’na benzeyerek, Yaradan’a daha yakın olursunuz.

Yükselişi Seçin, Pişman Olmayacaksınız!


Dünyevi hayatta hiçbir özgürlüğümüz yoktur. Ancak manevi gelişimde, çevremizi, bu çevrenin bize aktaracağı arzuyu ve topluma karşı tutumumuzu seçebiliriz.

Halen bu sistemin belirlediği sınırlar içinde hareket etsem de, manevi yolun iki noktası olan başlangıç ve bitiş noktaları arasında ilerleyeceğim şekli seçebilirim.

Bu noktaları değiştiremem çünkü son hedef ruhumun kökünde, bir zamanlar indiğim ve şimdi geri dönmem gereken yerdedir. Farklı bir yol izleyemeyeceğim açıktır.

Ancak, ilerlememin niteliğini seçebilir, gelişim için araçlar ve fırsatlar arayabilirim ve bunu yaparak Yaradan’ın aklını edinir ve O’na benzer hale gelirim. Bu sayede, şimdiki ve gelecekteki koşullarımla ilgili belirli bir ölçüde özgür irade kazanırım.

Bugün içimde, üst olanın AHP’ı olarak adlandırılan, gelecekteki koşulumun bir parçası vardır; bu benim bir sonraki seviyemdir, “Ben+1”. Bu, manevi dünyada zaten mevcuttur ve onun alt kısmı (AHP) şu anda benim içimdedir.

Bunu ifşa edebilir ve bu bir sonraki koşulu arzu edebilirim; yani, bunu gerçekleştirmek ya da gerçekleştirmemek konusunda özgürümdür. Zaten “bugün” ve “yarın” arasında bir seçimim vardır.

Ama sadece bu dünyada yaşıyorsam, yarın yani bir sonraki an hakkında hiçbir şey bilmem. Peki, seçim sadece gelecekle ilgiliyse, gerçekte neyi seçebilirim?

İnsanlara Karşı Doğru Tutum Ne Olmalıdır?

Hiç kimsenin, kendisine yanlış yapılmış olsa bile, yanlış yapmaya hakkı yoktur (Viktor Frankl, İnsanın Anlam Arayışı).

Evrensel bir yasa vardır ve bu nedenle, her zaman, herkese sanki yüce amacını gerçekleştirmiş bir insanmış gibi davranmalısınız.

Soru: Düşmana bile mi?

Cevap: Hele ona daha da fazla. O zaman doğru bir şekilde davranacak, hayatta kalacak ve hedefinize ulaşacaksınız.

Başka bir deyişle, herkese karşı – düşmana, dosta, herkese karşı – doğru tavrınızla bunu kendiniz yaratırsınız.

Bunu yaparak, kendinizi içsel olarak şekillendirirsiniz, sürekli olarak kendinizi düzeltirsiniz ve bu şekilde nihai hedefe, sonunda ulaşmanız gereken forma yaklaşırsınız.

Soru: Bu mümkün mü?

Cevap: Genel olarak konuşursak, bu bizim yolumuzdur.

Köle Olmayın

Yorum: İnsan güzel giyinmek ister. Bu onun doğasında vardır.

Cevabım: Eğer dışsal koşullar tarafından buna zorlanmıyorsa, o zaman içsel koşulları bakımından eskisi gibi yaşamaya devam edebilir.

Soru: Eski bir giysiyle mi?

Cevap: Elbette.

Yorum: O halde ilerleme olmaz.

Cevabım: O hâlde o türden bir ilerleme olmaz.

Yorum: Şimdi biraz doğaya karşı çıkıyorsunuz. Etrafınıza bakın, her şey bir ev satın almak, güzel giyinmek, moda üzerine kurulu. Bugün her şey böyle.

Cevabım: Her şey, sadece amacınız uğruna rahat yaşamak için gereklidir ki, eşyaların kölesi, zamanın kölesi ve çevrenin kölesi olmayasınız. Hepsi bu. Ve kalan tüm boş zamanınızı sevgili benliğinize ayırın.

Soru: Peki kişi böyle mi yaşamalı?

Cevap: Evet, sizin de söylediğiniz gibi, neden bir giysi için, bir masa için ya da başka bir şey için çalışayım ki?

Soru: “Kendinize iyi bakın” derken ne demek istiyorsunuz?

Cevap: Gerçekten istediğinizi, önemli olduğunu düşündüğünüz şeyi yapın. Çevrenin dikte ettiğini değil, sizin önemli gördüğünüz şeyleri.

Soru: Yani sizin tavsiyeniz durmak mı?

Cevap: Durmak bile değil, en başından buna hiç girmemek. Karışmayın, içine dalmayın.

Soru: İçten içe dönüp duruyorsam, huzursuz olsam bile mi?

Cevap: Bu, insan gelişiminin düşük bir seviyesinde, hayvansal seviyesinde ulaşılması gereken bir hedeftir yani başka hedeflere ya da alanlara kapılmaması içindir. Kendiniz için yaşayın! Egoistçe görünse bile.

Yorum: Az önce çok egoistçe bir formül verdiniz: başkaları için değil, kendiniz için yaşayın.

Cevabım: Bir hedef seçin ve onun için yaşayın. İnsan yolunu gözden geçirmeli, kendi hayatı da dahil olmak üzere kimseye zarar vermeyecek şekilde yönlendirmeli ve düzenlemelidir. Hepsi bu.

Manevi Çalışma İle İlgili Sorular – 271

Soru: Kişinin çilecilikle mücadele ettiği egoizm ile insanlar arasında bağ kurmaya çalışırken ortaya çıkan egoizm arasındaki bağlantı nedir?

Cevap: Amaçtır. Egoizminin içinde çalışan kişi, egosunda kalmak ve gelecekte kendisini bekleyen her şeyi hissetmek ister. Egosundan kurtulmaya çalışmayan kişi ise bencil arzularına saplanıp kalır.

Soru: Baal HaSulam, TES’e Giriş’te sık sık “mutlu yaşam” terimini kullanır. En yüce Kabalistik anlayışta mutluluk nedir?

Cevap: Mutluluk, bir şeyi arzulayıp onu gerçekleştirebildiğiniz zamandır.

Soru: Yaradan’la buluşmamızı, tüm hayatımızı dolduracak şekilde nasıl gerçekleştirebiliriz?

Cevap: Bu kolay değildir. Bu buluşmaya hazırlanmaya çalışın. Dostlarınızla bir araya gelmeden önce kalbinizi nasıl açacağınızı anlatan bir şeyler okuyun, başaracaksınız.

İlgi Alanlarına Dayalı Bağ

Soru: Kabala çalışmayan insanlarla birleşemeyeceğimizi söylediniz. Bununla ne demek istediniz?

Cevap: Eğer bir şey çalışıyorsam, genellikle çalışmalarıma yakın olan insanları ararım. Eğer bir şeye ilgi duyuyorsam, aynı ilgi alanlarına sahip insanları tercih ederim. Baal HaSulam’ın kastettiği budur.

Tüm ülkelerde, tüm kıtalarda bu şekilde gruplar oluşturuyoruz. Kendimiz hakkında bilgi yayıyoruz ve bize katılmak isteyen herkes davetlidir.

Arzularınızı İnceleyin

Soru: Arzularımın maneviyata engel olup olmadığını nasıl belirleyebilirim?

Cevap: Kendilerini ifşa etmeye ve gerçekleştirmeye yönelik tüm arzularımız, doğal olarak, edinmemiz gereken şeye zıttır. Bunlar, Yaradan’ın bizi ihsan etme arzusuyla nihai ve eksiksiz bir şekilde memnun etme niyetine aykırıdır; bu arzu sayesinde O’na benzer ve O’nunla bağlı hale geliriz.

Bu nedenle görevimiz, arzularımızı Yaradan’ın ışığında yani arzularımızı O’nun arzularıyla karşılaştırarak incelemektir. Yaradan’ın amacıyla uyuşmayan arzuları, yaratılışın amacına aykırı güçler olan Klipot olarak tanımlıyoruz. Bu nedenle, onları bir kenara bırakır ve yalnızca başkalarının doyumunu amaçlayan arzuları yerine getirmekle meşgul oluruz.

Maneviyata Yaklaşım

İlk taktik, kişinin kendi hazzı için bir şey almamaya alışmasıdır, hatta yemek, içmek, uyumak ve benzeri diğer ihtiyaçlar gibi bedenin varlığı için izin verilen ve gerekli olan şeyleri bile. (Baal HaSulam, “On Sefirot’un Çalışılmasına Giriş”).

Soru: Bu egzersiz bizi maneviyata nasıl yaklaştırır?

Cevap: Bu egzersiz bizi, talep ettiğimiz, Yaradan’a döndüğümüz ve O’nun alma arzumuzu yatıştıracak bir ışıkla bizi aydınlatması için dua ettiğimiz bir koşula getirir; böylece daha fazla veya daha az almamız arasında hiçbir fark hissetmeyiz.

Anlamamız gereken tam olarak budur.

Manevi Çalışma İle İlgili Sorular – 270

Soru: İfşa edilmiş Tora’yı alma arzusu, gizli Tora’yı ise ihsan etme uğruna alma arzusu olarak düşünebilir miyiz?

Cevap: Hayır, düşünemeyiz. “Gizli Tora”, Kabala öğrenme sürecinde ifşa ettiğimiz şeydir. Ve ifşa olan, çocukluğumuzda bize öğretilen şeydir.

Soru: Demir duvar her iki taraftan da kırılır mı? Kişi diğer tarafı nasıl hissedebilir?

Cevap: Diğer tarafı ancak, duvarın diğer tarafında, dışınızdakiyle birleşmeye çalıştığınızda hissedebilirsiniz.

“Baruch’un Oğulları” Olarak Anılmanın Onuru

Rav Baruch Shalom HaLevi Ashlag (RABAŞ), Kabala’nın tüm bilgeliğini aldığımız kaynaktır. Hepsi bize onun ağzından akar. Onun tüm makaleleri, tüm açıklamaları ve büyük babası Baal HaSulam’dan aldığı tüm öğretileri, onun aracılığıyla bize aktarılır. Umalım ki tüm bunları, o yüce ruhun şerefine, doğru bir şekilde kabul edelim ve gerçekleştirelim.

Elbette manevi dünyada ölüm diye bir şey yoktur. Bu nedenle, bugün bile RABAŞ olarak anılan aynı güç tarafından yönetiliyoruz. Bunu anlamalı, hissetmeli ve onun bize bıraktığı mirastan asla kopmamalıyız. RABAŞ’ın yazılarını tüm ana dillere tercüme etmek ve tüm dünyaya yaymak bizim yükümlülüğümüzdür.

Onun tüm öğüt ve tavsiyelerini mümkün olduğunca titizlikle ve dikkatli bir şekilde yerine getirmeli ve onu Öğretmenimiz ve manevi babamız olarak görmeliyiz. Manevi dünyada, sonsuzlukta, bu dünyadaki ve ötesindeki yaşamımız boyunca elde edebileceğimiz her şey buna bağlıdır.

Dereceler ve ruhlar merdiveni asla değişmez ve bu nedenle hepimiz ona bağlıyız. RABAŞ, onunla ve birbirimizle olan bağımız aracılığıyla yaşamı aldığımız kaynaktır. Bu nedenle, kuruluşumuz onun adını taşır: Bnei Baruch (“Baruch’un Çocukları”).

Bizler gerçekten onun oğullarıyız, bu onura layık olalım!

Gelin ve bize kutsal ışıklarını veren ve ruhlarını ruhlarımıza iyilik yapmaya adayan öğretmenlerimize ne kadar minnettar olmamız gerektiğini görün. Onlar, çetin azap yolu ile tövbe yolu arasında ortada dururlar. Bizi ölümden daha zor olan ölüler diyarından kurtarırlar ve en başından beri hazır ve bizi bekleyen ilahi hazlara, yüce nezakete ve payımıza düşen hoşluğa ulaşmaya alıştırırlar…

Bilgelerimiz zaten şöyle demişlerdir: “İbrahim, İshak ve Yakup gibilerin olmadığı hiçbir nesliniz yoktur.” (Baal HaSulam, Panim Meirot uMasbirot Kitabının Girişinden, Madde 8)

Bu, Kabalistlerin kendilerinin manevi yaşamın kaynağı olduğu ve Yaradan’dan gelen bolluğun bize aktığı, dünyamıza ıslah ışığı ve doyum ışığı olarak indiği anlamına gelir. Işık, Adam HaRişon’dan itibaren tüm Kabalistler zincirinden geçer ve biz onu RABAŞ’tan alırız.

Bu nedenle, bize kutsal ışıklarını aktaran ve ruhlarını ruhlarımıza iyilik yapmaya adayan öğretmenlerimize minnettarlığımız ne kadar büyüktür.