Daily Archives: Kasım 3, 2025

Manevi Çalışma İle İlgili Sorular – 268

Soru: Aramızdaki içsel ışığı nasıl hissedebiliriz?

Cevap: Aramızdaki ışığı henüz hissedemiyoruz. Öncelikle birkaç eylemi nasıl yapacağımızı öğrenmemiz gerekiyor: kendimizi tek bir Kli’ye yani kendimizi anlayabileceğimiz, birbirimizi hissedebileceğimiz ve genel Partzuf’ta eylemler gerçekleştirebileceğimiz yere nasıl yükselteceğimizi.

Soru: On Sefirot’un Çalışılması’nda (TES) şöyle yazılmıştır: Akudim’den önce yani Roş’un Malhut’unda, orada herhangi bir sınırlama olamazdı çünkü Malhut, Roş’un on Sefirot’unda yansıyan ışığı sınırlayıp yükselttiğinde, bu sınırlama gerçek ihsan etmedir.

Gerçek ihsan etme olan bu sınırlama nedir?

Cevap: Gerçek şu ki, Malhut ışığı almaz. Onun tek görevi, çabalarıyla üst ışığı uzaklaştırmak ve kendini onun içinde kıyafetlendirmektir.

Soru: İnsan nitelikleriyle ile üst ışık arasındaki tutarsızlıktan dolayı yaratılan utanç duyar ve görünüşe göre bu süreç insanın elinde değildir. Bunu nasıl engelleyebilir ve ışığın çembere yakınlaşmasına nasıl olanak verebiliriz?

Cevap: Bu henüz ilerimizdedir. Bu eylemleri yapamayız, bu yüzden bunları açıklamıyorum bile. Daha sonra, bunlar ortaya çıkacak ve siz de bunları çalışmalarımızdan tespit edeceksiniz.

Manevi Çalışma İle İlgili Sorular – 267

Soru: Akudim’in “bağlanmış” anlamına geldiğini söylüyoruz. Yani nitelikler doğru bir şekilde bağlandığında, doğru Kli’yi oluştururlar. Aşağıdan yukarıya yükselişimizde de doğru bir şekilde bağlanmamız gerektiğini söyleyebilir miyiz?

Cevap: Elbette.

Soru: Peki, onlunun birliği içinde bir kişi, tüm bu nitelikleri Yaradan’ın benzerliği içinde ifşa eder mi?

Cevap: Evet, aramızdaki bağda, Kli’nin doğru formunu ifşa edeceğiz.

Soru: Neden bir tek Kli içindeki onlunun düzeni, yerel bir ölçüt olarak Behina Alef, Bet veya Gimel’e göre değil de Behina Dalet’e göre belirlenir? Yani, belirleyici eksen neden alıcının köküne bağlıdır da ara koşullara bağlı değildir?

Cevap: Başka neye bağı olabilir? En önemlisi Malhut’tur. Malhut yoksa, Kli de yoktur. Malhut, Kli’deki alma arzusudur ve Kli’nin ne tür bir Kli olduğunu, Kli’nin türünü ve gücünü belirleyen tek şeydir. Tüm bunlar yalnızca Malhut tarafından belirlenir.

Soru: Kelim’in kırılması neden Akudim’de değil de Nekudim dünyasında gerçekleşti?

Cevap: Akudim’de, tüm Sefirot, sanki tek bir Kli, tek bir Zivug, tek bir ışık yayılımı içinde birleşmiş gibidir. Dolayısıyla bölünmeye gerek yoktur. Ancak Nekudim dünyasında, ışık ile onu alan Kli arasında zaten bir fark vardır. Bu nedenle Nekudim dünyasında bölünme vardır.

Psikoloji Çıkmazda

Soru: Baal HaSulam neden materyalist psikolojiye özel bir saygı duyuyordu?

Cevap: Çünkü o dünyamız seviyesinde her şeyi doğru bir şekilde açıklıyor, ancak dünyamızın diğer sorunlarıyla birlikte çıkmaza giriyor.

Mevcut psikolojimizle dünyada ne yapabiliriz? İnsanı mümkün olan her şekilde inceliyoruz, milyarlarca kaynak ve emek harcamaya hazırız, ancak yine de bir insanın iç dünyasını hayal etmediğimiz için hiçbir şey başaramıyoruz.

Psikoloji, bir insanı açmak, içine bakmak, bir bilgisayar veya bir motor gibi içine girmek ve nasıl çalıştığını, onu nasıl düzeltebileceğimi, ayarlayabileceğimi, kendime nasıl uyarlayabileceğimi, sorunlarının ne olduğunu vb. öğrenmek istediğim bir araç gibidir.

Ama aslında psikoloji bu konuda bana yardımcı olmuyor. Bu, her türlü elektronik devreden yapılmış modern bir mekanizmanın içine bir tornavida ve çekiçle girip onu anlamaya çalışmak gibidir. Bu şekilde çalışmak imkânsız.

Ancak, başka türlü davranamayız çünkü bir insana bakıp onu incelediğimiz egoizmimiz çok tek taraflı ve bayağıdır. Bu, onların teşviklerini, kaynaklarını, nedenlerini ve sorunlarını anlamamıza izin vermez. Psikolojinin çocuklar, yetişkinler, evli çiftler ve hatta hiç kimse için uygun olmadığını görüyoruz. İnsanları anlamıyor ve çözemiyoruz. Toplumumuzun temel sorunu bu: neye ihtiyacımız olduğunu bilmiyoruz.

Doğal olarak, Kabala, tamamen psikolojinin yerini alıyor. Psikoloji kendini geliştiremediği için, onu mümkün olan her yerde kullanıyor ve daha da geliştiriyor. Bu nedenle materyalist psikolojiyi memnuniyetle karşılıyoruz, ancak onu oradan Kabala alanına taşımalıyız.

Yorum: Bu arada, psikoloji okumuş veya okumaya devam eden birçok kişi Kabala ile ilgileniyor.

Cevabım: Elbette, gelecekte tüm psikologların ve filozofların Kabala çalışmaya geleceğinden eminim çünkü burada psikolojinin cevaplayamadığı soruların cevaplarını bulacaklar.

Kendini İyi Toprağa Emanet Eden Tohum

Soru: Kişinin kendisiyle ilgili düşüncelerden kurtulmasına hangi eylemler yardımcı olabilir?

Cevap: Beni kendimle ilgili düşüncelerden gerçekten ayırabilecek tek eylem, gruba dahil olmaktır. Bağlandığım çevrenin içsel gücünü ortaya çıkarana kadar elimden gelen her şeyi yapmalıyım; o zamana kadar başka hiçbir şey yardımcı olmayacaktır.

İlk başta çevreyi kuru kuma düşmüş bir tohum gibi algılarım. Ama sonra bunun, büyümemi besleyebilecek belirli mineraller ve nem içeren bir toprak olduğunu görmeye başlarım. Bu “nem”, egoizmimi yumuşatabilecek ve ihsan etme niteliğini arzulamaya başlamamı sağlayacak niteliktir. Ve “mineraller”, gelişimim için besin sağlayabilecek Hohma ışığıdır. Bu şekilde, çevreden Hassadim ve Hohma ışıklarını almaya başlarım ve kendimi onun önünde yok saydığım ölçüde büyürüm.

O zaman, kendimi çevrenin önünde iptal etmenin egoistçe de olsa faydalı ve doğru bir karar olduğunu anlarım. Şimdilik bu, egoizmimden kaynaklanır. Henüz özverili bir şekilde ihsan etmeye niyetim yoktur. Onların önünde kendimi iptal etmek isterim ki böylece onların çevresinden beslenip büyüyebileyim. Eğer büyüme yalnızca ihsan etme yoluyla mümkünse, o zaman ihsan etmeyi düşünmeye hazırımdır. Ama şimdilik, bu hâlâ kendi çıkarım için bir hesaplamadır.

İhsan etme niteliğini edinmek ve veren olmak isterim. Bu, özel bir egoizm türüdür; manevi dünyaya doğru götüren bir egoizmdir. Kendimiz için hiçbir hesaplama yapmadan, gerçek ihsan etmeye ulaşana kadar, bu tür giysileri yol boyunca birçok kez değiştirmemiz gerekecektir. Bu arada, bunun ne olduğunu bilmiyoruz. Sadece ıslah eden ışık bize bu şekli verebilir. Ve yol boyunca, her biri bir öncekinden daha kurnaz ve egoist olan ve hepsi nihai forma zıt olan birçok formu değiştireceğiz.

İlk başta iyi ilerliyormuşuz, ihsan etmeye çoktan yaklaşmışız ve neredeyse manevi dünyaya girmişiz gibi görünür. Sonra aniden tüm bunların hâlâ gizli bir kabullenme olduğu ortaya çıkıyor. Bu şekilde gelişmeye devam ederiz. Önemli olan, çevreden sürekli destek almak, kendimizi onun önünde iptal etmek ve yolda olduğumuz için hiçbir durumdan korkmamaktır.

İhtiyaç duyulan şey, kolektif bir duadır; yani düşüncelerim ve arzularım grubun içsel düşünceleri ve arzularıyla aynı olsun, grubun derinliklerine dalayım ve herkesle tek bir akıntıda öyle bir akmak isteyeyim ki, nereye giderlerse gitsinler, kendimden hiçbir eleştiri almadan ben de gideyim. Buna kolektif dua denir. Herkesin istediğini ben de isterim.

Benim için toplum dışsal bir şey değil, grubun içsel arzusudur; ancak daha sonra aynı gücün tüm dışsal insanlarda da etkili olduğunu keşfedeceğim.

Özetle, doğru şekilde ilerlemek istiyorsam, gruba katılmak için elimden gelen her şeyi yapmalı, dış görünüşe değil, içsel düşüncelere ve arzulara bakmalı ve onlarla birleşmeye çalışmalıyım. Kolektif duanın anlamı budur. Bu toplum neyi arzuluyorsa, neyi hedefliyorsa, ben de onlara katılır ve aynısını arzularım.