İhsan Etme Işığında Her Şeyi Edinirsiniz
Soru: İnsanın gerçekliğe yaklaşımındaki içsel değişim, almaktan ihsan etmeye geçiş, ona neden şimdiki zamanı, geçmişi ve geleceği sınırsızca edinme yeteneği verir?
Cevap: İnsanın içinde ifşa olan ışık, ihsan etme niteliği, her şeyi kapsar çünkü bu, tüm doğadaki tek güçtür; doğanın kendisidir.
Işık, bizleri, yaratılanları yönetir, zira bizden başka hiçbir şey yaratılmamıştır. Onun içimizdeki sürekli artan ifşası, zamanın, mekânın ve hareketin ötesinde her şeyi ifşa eder.
Bu nedenle, ihsan etme niteliğini ifşa ederek, kişi O’nun (Yaradan’ın) tüm eylemlerini başından sonuna kadar bilir. “O’nu ifşa eden bir yaratılan olmadan, Yaradan yoktur.”
Yaratılanın üzerinde etki eden ihsan etme niteliği, Yaradan’dır. Beni yaratan bu nitelik içimde hüküm sürmeye başladığında, bu, Yaradan’ı ifşa ettiğim anlamına gelir. İçimdeki ihsan etme arzusunun, ihsan etme niyetinin, ihsan etme niteliğinin hâkimiyeti, Yaradan’ın bana ifşasıdır.
Bu ifşa, ben kendimi ihsan eden biri haline geldiğim ölçüde gerçekleşir. Peki, Yaradan’ı ifşa ettiğimi nasıl söyleyebilirim? O’nu hâlâ ifşa eden bu “ben” kimdir? Bundan, içimde henüz Yaradan’ı ifşa etmemiş niteliklerin hâlâ var olduğu sonucu çıkar.
Fakat daha sonra, her şeyi tümüyle ifşa ettiğimde, artık “Ben” ve “O” arasında bir ayrım kalmaz. İçimde sınırsızca hüküm süren yalnızca ihsan etme niteliği vardır, başka hiçbir şey değil.
Sonunda, bizi motive eden gücün yerini biz alırız. Kendimiz onu değiştirmek isteriz, böylece sürekli alma düşünceleri yerine, yalnızca nasıl ihsan edeceğimi düşünürüm.
Gerçekte, sadece almak uğruna çalışmaya alışkınımdır ama bunda iyi bir şey yoktur. Bu, kendimi kurtaramadığım bir alışkanlıktır.
Baal HaSulam, ihsan etme arzusuna geçişin yalnızca psikolojik bir zorluk olduğunu söyler. Çünkü ihsan etme arzusunun içinde, haz alınacak ve geliştirilecek çok daha büyük olasılıklar vardır. Ancak biz, almak uğruna hareket etmeye alışkınız ve bu yüzden hareket etmeye devam ediyoruz.
Bu nedenle, alışılmış doğamıza aykırı olarak, içimizdeki yönetici programın yerini alacak şekilde dış bir gücü, yani saran ışığı harekete geçirmeliyiz. Buna “Oğullarım Beni yendi” denir.

