Daily Archives: Kasım 26, 2025

İhsan Etme Işığında Her Şeyi Edinirsiniz

Soru: İnsanın gerçekliğe yaklaşımındaki içsel değişim, almaktan ihsan etmeye geçiş, ona neden şimdiki zamanı, geçmişi ve geleceği sınırsızca edinme yeteneği verir?

Cevap: İnsanın içinde ifşa olan ışık, ihsan etme niteliği, her şeyi kapsar çünkü bu, tüm doğadaki tek güçtür; doğanın kendisidir.

Işık, bizleri, yaratılanları yönetir, zira bizden başka hiçbir şey yaratılmamıştır. Onun içimizdeki sürekli artan ifşası, zamanın, mekânın ve hareketin ötesinde her şeyi ifşa eder.

Bu nedenle, ihsan etme niteliğini ifşa ederek, kişi O’nun (Yaradan’ın) tüm eylemlerini başından sonuna kadar bilir. “O’nu ifşa eden bir yaratılan olmadan, Yaradan yoktur.”

Yaratılanın üzerinde etki eden ihsan etme niteliği, Yaradan’dır. Beni yaratan bu nitelik içimde hüküm sürmeye başladığında, bu, Yaradan’ı ifşa ettiğim anlamına gelir. İçimdeki ihsan etme arzusunun, ihsan etme niyetinin, ihsan etme niteliğinin hâkimiyeti, Yaradan’ın bana ifşasıdır.

Bu ifşa, ben kendimi ihsan eden biri haline geldiğim ölçüde gerçekleşir. Peki, Yaradan’ı ifşa ettiğimi nasıl söyleyebilirim? O’nu hâlâ ifşa eden bu “ben” kimdir? Bundan, içimde henüz Yaradan’ı ifşa etmemiş niteliklerin hâlâ var olduğu sonucu çıkar.

Fakat daha sonra, her şeyi tümüyle ifşa ettiğimde, artık “Ben” ve “O” arasında bir ayrım kalmaz. İçimde sınırsızca hüküm süren yalnızca ihsan etme niteliği vardır, başka hiçbir şey değil.

Sonunda, bizi motive eden gücün yerini biz alırız. Kendimiz onu değiştirmek isteriz, böylece sürekli alma düşünceleri yerine, yalnızca nasıl ihsan edeceğimi düşünürüm.

Gerçekte, sadece almak uğruna çalışmaya alışkınımdır ama bunda iyi bir şey yoktur. Bu, kendimi kurtaramadığım bir alışkanlıktır.

Baal HaSulam, ihsan etme arzusuna geçişin yalnızca psikolojik bir zorluk olduğunu söyler. Çünkü ihsan etme arzusunun içinde, haz alınacak ve geliştirilecek çok daha büyük olasılıklar vardır. Ancak biz, almak uğruna hareket etmeye alışkınız ve bu yüzden hareket etmeye devam ediyoruz.

Bu nedenle, alışılmış doğamıza aykırı olarak, içimizdeki yönetici programın yerini alacak şekilde dış bir gücü, yani saran ışığı harekete geçirmeliyiz. Buna “Oğullarım Beni yendi” denir.

Yaradan’la Birleşin

Soru: Yaradan’la birleşmenin mümkün olduğuna inanıyor musunuz?

Cevap: Öğretmenlerim bunun hakkında yazıyorsa, o zaman ben de buna inanırım.

Soru: Bu duruma ulaşan birine dair örnek var mı?

Cevap: Peki bu size ne kazandırır? Zaten göremezsiniz.

Soru: Sadece anlamak istiyorum.

Cevap: Bu bizlere anlamak için değil, sadece hissetmek için verildi.

Yorum: Uğruna çabalamam gereken şeyi hissetmek istiyorum.

Cevabım: Bunu hissetmek için çalışmanız gerekir.

Soru: Peki Yaradan’la birleştiğimizde bunu hissedecek miyiz?

Cevap: Elbette.

Manevi Çalışma İle İlgili Sorular – 273

Soru: Kişi, çalışmadan önce Yaradan’a olan inancını nasıl pratik olarak güçlendirebilir?

Cevap: Aklınızda ve kalbinizde ortaya çıkan tüm engellerin, karmaşanın üstesinden gelmeye ve böylece Yaradan’a olan inancınızı güçlendirmeye çalışmalısınız.

Soru: İnsan, Yaradan’ın arzusunun ne olduğunu nasıl hissedebilir?

Cevap: Ne arzuladığınızı netleştirin. Nihayetinde Yaradan’ın arzuladığı şeye varacaksınız, çünkü “Yaradan ne arzuluyor?” sorusu aslında “Yaradan benden ne arzuluyor?” sorusudur.

Soru: Bir dostumuzun Tora’da bulunan çareleri çıkarmasına nasıl yardımcı olabiliriz?

Cevap: Bir dosta yardım etmek, ona yakınlaşmak ve onu ortak bir çalışmaya dahil etmek anlamına gelir. O zaman bunun size ne kadar hızlı yardımcı olduğunu göreceksiniz.

Soru: Bilinçaltı ve beden üzerinde kontrol sahibi olmak için ışıkla nasıl çalışabilirsiniz?

Cevap: Her dersi bizimle birlikte çalışmanız, ardından tek başınıza konuyu ayrı ayrı işlemeniz ve sonrasında çalışmanızdan kalan soruları çözmeniz gerekiyor. Başka bir şey değil.

Yaradan’la Konuşmak

Soru: Bazen dostlarımızdan talep ettiğimizde, talebimizin egoistçe olduğunu ve onları istemek için hiçbir arzu duymadığımızı fark ettiğimiz durumlar olur. Ama isteriz çünkü kişinin her zaman Tora ve emirleri, hatta Lo Lişma’yı uygulaması gerektiği yazılmıştır. Bu doğru bir çalışma şekli midir?

Cevap: Gerçekten de Yaradan’la her zaman “Lo Lişma” ve ardından “Lişma” koşulu içnde iletişim kurmaya çalıştığımız bir durumda olmamız gerekir.

Soru: Bu koşullara bir şey eklemek mümkün mü?

Cevap: Her insan kendisi için gerekli gördüğü şeyi ekleyecektir.

Üst Dünyayı Algılamaya Kendimizi Nasıl Hazırlanırız?

Bedenin doğası öyledir ki, başkalarındaki erdemlerden çok kusurları görür. Bu yüzden bilgeler şöyle demiştir: “Herkesi haklı çıkarmaya çalışın.” Yani, mantık dahilinde bir dostumun haklı olmadığını görsem bile, onu haklı çıkarmaya çalışırım. Ve dostumun erdemlerini mantık dahilinde bile görebiliyorsam, bu daha da iyidir.

Sonuçta, bir başkasının haklı olup olmadığı benim için önemli değildir ve aslında bunu gerçekten yargılamak imkânsızdır. Benim için önemli olan, kendimi manevi dünyaya göre ayarlamaktır. Eğer tüm dostlarımın erdemli, nazik ve saygın insanlar olduğunu düşünüyor ve onları sanki Yaradanmış gibi yüce görmek istiyorsam, o zaman kendimi buna göre ayarlarım, üst dünyaya dair görüşümü, algımı düzeltirim.

Bu nedenle, dostumun erdemlerini mantık dahilinde görüyorsam, bu, kendimi doğru görüşe zaten ayarladığım anlamına gelir. Eğer bunu görmüyorsam, o zaman sanki onu haklıymış gibi görmeye ve hayal etmeye çalışmalıyım, çünkü bu “sanki” aracılığıyla maneviyatı, gerçeği görmeye yaklaşırım.

Dostlarımızı, her birinin kendi yolunda, yüce olarak görmek arzu edilir. Her insan bende olmayan niteliklere sahiptir. Sürekli olarak onlarda yalnızca olumlu nitelikleri ararsam bu, “Kolomb’un gemisini” görmeme, maneviyatı görmeme yardımcı olacak.

Böyle yaparak, egoizmimi azaltır ve bana dışsal olan nitelikleri yüceltirim. Ve bu sayede maneviyatı yüceltirim çünkü şu anda benim için sıfırdır, çünkü onu hissetmem veya anlamam. Eğer dostumu gözümde yüceltirsem, maneviyatı algılama yeteneğimi de artırırım.

Hayvansal Önyargılarımız

Yorum: Dünyayı “iyi-biz” ve “kötü-onlar” diye ikiye ayırmak, insan doğasının bir parçasıdır ve birçok çatışmanın kaynağıdır.

Bazı araştırmalar, maymunların kendi türlerinin diğer üyelerini, insanların “yeni gelenleri” yargıladığı gibi aynı önyargıyla yargıladığını ortaya koymuştur. Maymun popülasyonları, türleri içinde çeşitli sosyal topluluklar oluşturur. Yeni topluluklara göç ettikten sonra, maymunlar kendi türlerinin üyelerini, insanların “yabancılara” karşı önyargılarına benzer bir önyargıyla yargılamış gibi görünmektedir.

Önyargının doğasının, medeniyet ve kültür tarihinden daha eski olduğu ve bu nedenle insan kültürüne başvurarak önyargılı düşünceden kurtulmanın imkânsız olduğu anlaşılıyor! Hoşgörüsüzlüğün asıl nedeni, kültürel (ulusal, dini, politik vb.) farklılıkların yarattığı sorunların dışında, çok daha derinlerde yatmaktadır ve kültürel evrimin bir sonucu değildir.

Cevabım: Toplumun hiçbir sorunu, bizim seviyemizde çözülemez, ancak gelişimimizin bir sonraki seviyesine yükselerek çözülebilir. Bu da ancak bütünsel eğitimle mümkündür, çünkü bu, gelecekteki “insan” seviyemizden, mevcut “hayvan” seviyemize en yüksek gelişim enerjisini (Işık, Ohr Makif) getirir.

Sadece gelişimimizin bir sonraki seviyesine yükselmek, bizi tüm hayvansal önyargılardan kurtaracaktır ve uzlaşma, anlayış veya eşitlik elde etmeye yönelik diğer tüm girişimler işe yaramaz. Kendimize aklı başında bir şekilde bakmak daha iyidir dostlar.

Yaradan’ın Gözünden Dünya

Bir Kabalist zaten yüksek derecelerde olsa bile, diğer Kabalistlerin kitaplarını incelemesi onun için çok faydalıdır. O zaman gerçeği başkalarının nitelikleri aracılığıyla görebilir, çünkü her insan kendi bakış açısından bakar. Başkalarının manevi gerçekliği nasıl algıladığını öğrenerek, onu her ıslah olmuş ruh aracılığıyla görmeye başlar ve böylece hızla ortak ruha katılır.

Başlangıçta, ben bir dairenin içindeki bir noktayım. Kendimi ıslah ettim ve sonsuzlukla bağımı inşa ettim; dairenin merkezinden onu saran ışığa uzanan bir çizgiyi. Diğer tüm ruhlarla bağ kurdum ve böylece bu çizgiyi bir daire dilimi gibi tüm çember boyunca genişlettim. Artık, dairenin tüm düzlemi benim ıslah olmuş arzumdur. Diğer ruhlarla birleşerek kendimi tamamen ıslah ettim.

Ama bu yeterli değil. Çünkü dairem düz. Ve başka daireler, başka ıslah olmuş ruhlar var. Tüm bu daireler birleştiğinde, ortak bir merkeze sahip bir küre oluştururlar. Bu, tüm ruhların tüm ıslahlarını onların bakış açısından görmem gerektiği anlamına gelir.

Neden? Çünkü Yaradan her ruha yukarıdan bakar ve onu harekete geçirir. Ben de aynı seviyeye ulaşmalıyım. Bu nedenle kendimi her bir kişinin yerine koymalı ve onun ıslahını kendi bakış açısından, ruhunun içinden görmeliyim.

Ancak o zaman üst güçle form eşitliğine ulaşırım. Kendi düzlemimi ıslah etmem yeterli değildir. Hepsi bir kürede birleşene kadar, bir düzlemi diğerinin ardından, daire daire ıslah etmeliyim.

Bu zorunludur. Aksi takdirde, Yaradan’la benzerliği edinemeyiz. Ve böylece her insan başkalarıyla bağ kurar ve onların içinden bakar.

Ve sonra hepsi bir araya gelmelidir. Tüm bireysel küreler daha da “yuvarlak”, mükemmel bir boyutta birleşir. Ve o zaman tüm kişisel ayrımlar tamamen ortadan kalkar.

Ancak bu aşama bizim ıslahlarımızın ötesindedir.