Monthly Archives: Eylül 2025

Hâlâ Elde Edecek Çok Şeyimiz Var

Soru: Bilgiden duyulan utanç duygusu, mantık ötesi inanç içinde yükselişimize bir şekilde katkıda bulunuyor mu?

Cevap: Muhtemelen evet. Ancak bu şimdi değil, bir sonraki, daha yüksek seviyelerde ortaya çıkacak. Arzularımızdan, koşullarımızdan utanacağız.

Soru: Ve bu şekilde mantık ötesi inançla yükselecek miyiz? Yoksa hâlâ başka parametrelere mi ihtiyacımız var?

Cevap: Hâlâ ihtiyacımız olan daha çok şey var. Bu yüzden, çalışmaya devam edin.

Dualar Neden İşe Yaramaz?

Soru: Duaların binlerce yıldır var olduğunu, insanların binlerce yıldır dua ettiğini söylüyorsunuz. Yanlış mı dua ediyorlar? Çünkü gerçekten pek mutlu değiliz ve çok paramız da yok.

Cevap: Binlerce yıldır, gerçek ıslahın ne olduğunu nihayet anlayacağımız noktaya doğru yavaş yavaş olgunlaşıyoruz. Ve bu, hiçbir şey istememek, elimizde olanı kullanmaktır. Dünyayı ıslah etmemiz için tüm koşullar mevcut ve bunlar, birbirimizle sevgiyle ilişki kurmakta yatıyor. Eğer bunu yapamıyorsanız, gerçekten yapamıyorsanız, o zaman Yaradan’a dönebilirsiniz.

Soru: Dua bu mudur?

Cevap: Evet, başka istenecek bir şey yoktur. Bizlere, Senin bizimle ilişki kurduğun gibi, başkalarıyla da sevgiyle ilişki kurma yeteneği ver.

Adam Harishon’un Ruhu İle İsrail’in Ruhu Arasındaki Fark

Adam HaRishon’un ruhu, üst güç tarafından sönük, zar zor parlayan bir mum gibi yaratılmıştır. Bu bir küçüklük durumudur (VAK) ve bu nedenle Adem hakkında, bir melek gibi kötü eğilimlerden arınmış, “sünnetli olarak doğduğu” söylenir. Bir melek, cansız, bitkisel ve hayvansal seviyelere aittir.

İsrail, aşama aşama düşüşle, parçalamadan geçmiş bir arzudur. İsrail, sonsuzluğun ışığının alma arzusuna girmesi ve onu büyütmesi nedeniyle, muazzam bir egoizme sahip olur.

Beyaz ışıktaki küçük bir siyah nokta, sonsuz ışığın tam büyüklüğüne kadar genişler. O, ışıkla aynı güce sahip olmalıdır; Ay, tıpkı Güneş gibi parlamalıdır.

Klipot Olmadan İlerleme Olmaz

Soru: Yozlaşmanın kökü, alma arzusunun kendisi mi, yoksa alma arzusuna bağımlılığım yani onun emirlerini bilinçli veya bilinçsizce yerine getirmem mi?

Cevap: Hayır, alma arzusunun kendisi tüm Klipot’un, tüm yanlış eylem ve niyetlerin temelidir.

Soru: Klipot’un gizlilik yarattığı söylenir. Bu, sonuçta onların gerekli olduğu anlamına mı gelir?

Cevap: Elbette gereklidirler. Arzularımızın, niyetlerimizin ve eylemlerimizin hangi durumlarda yanlış olduğunu bize gösterirler. Dolayısıyla, Klipot olmadan ilerleyemeyiz.

Işığın her eylemi için, bir Klipot eylemi vardır.

Merdivenin Basamakları Hakkında Sohbetler, Kısım 138

Erkek Ve Dişi Neden Her Biri Kendi Türünden Değil De Birlikte Erkek Ve Dişi Yavrular Doğurur?

Erkek ve dişi, birlikte hem erkek hem de dişi doğurur çünkü her derece her iki tarafı da içerir. Çiftleşmeleri sayesinde bir sonraki dereceyi üretirler. Bir sonraki derecede, erkek ve dişi arasında yine bir bölünme olur, iki karşıt taraf, “O’na karşı bir yardım”, ta ki birbirlerine tutundukları bir ıslah bulana kadar ve birleşmeleri yoluyla başka bir dereceyi, bir sonraki koşulu doğururlar. Girdiğimiz her yeni koşulda, erkek ve dişinin bu iki karşıt unsurunu keşfeder ve onları birleştirmeye başlarız.

İçimizde “dişi” (dişi arzular) olarak adlandırılan anlayışları buluruz. Bu arzuları “erkek” adı verilen, bir eylem olan hedefe doğru ıslah ederiz. “Erkek” içimizdeki Yaradan’ı, ihsan eden parçayı ifade eder. İkisi arasında bir çiftleşme (Zivug) yaparız ve böylece bir sonraki koşullarını doğururuz. Bir sonraki koşulda da aynı süreçten geçeriz. Bunlar geçirdiğimiz içsel reenkarnasyonlardır. Sadece birkaç saat boyunca bir derste oturabilir ve nesilden nesile, ebeveynlerden çocuklara binlerce reenkarnasyondan geçebiliriz ve bunların hepsi içimizde gerçekleşir.

Merdivenin Basamakları Hakkında Sohbetler, Kısım 137

Çalışmamızdaki “Atzilut Dünyası” Kavramı Nedir?

Yaratılışın amacı ve Yaradan ile olan ilişkimiz hakkında çeşitli incelemeler yapıyoruz. Karşılaştığımız birçok sıkıntıyı “O’ndan başkası yok”a entegre etmeye çalışıyoruz. Çalışma budur: Yaradan tarafından gönderilen her türlü sıkıntıya karşı, “O’ndan başkası yok” bilincine geri dönmeliyiz. Her şey yukarıdan gönderilir, bizler böylece Yaradan’a bağlanacağız.

Ancak, bu çalışmadan hala hiçbir fayda görmüyoruz. Eyleme geçmek için mücadele ediyoruz ama yapamıyoruz. Sürekli içsel olarak savaşır, çeşitli yakarışlar ve darbelerle karşılaşır, hayal kırıklığına uğrar ve tükeniriz ve sıkıntılar gelmeye devam eder.

Bu çalışmanın belirli bir bölümünü tamamladıktan sonra, yukarıdan bir aydınlanma gelir. Tüm çabalarımızın üzerinde olan “O’ndan başkası yok” düşüncesine bağlanmamız için yardım alırız. Buna, hiçbir sıkıntının olmadığı “Atzilut dünyası” denir. “Tüm yargılar ondan kaldırılmıştır.” Yargılar altımızdan alçalır. Kalbimiz ve zihnimiz temizlenir ve birkaç dakikalığına da olsa, “O ve O’nun Adı Birdir” e bağlı kalabiliriz. Buna “Atzilut” denir.

Bu duygu içimizde yayılır ve tüm farkındalıkları bir araya getirdikten sonra, tüm sıkıntılar üzerinde, önceki tüm çabalarımızla kendimizi onun aracılığıyla gerçekleştiririz. Bu henüz ıslahın sonu değildir ama ona doğru bir koşuldur.

Geçmişe Özlem Duymalı Mıyız?

Soru: İnsan ileriye bakmanın yanı sıra bazen geriye de bakar. Bu, nostalji adı verilen keskin bir duyguya yol açar. Bu duygunun manevi bir kökü var mıdır?

Cevap: Evet, insan geçmişe öncelikle aşina olduğu için çekilir. Ve aşina olan şey, hiçbir tehdit unsuru taşımadığı için zaten hoş ve kolay algılanır. İşte bu yüzden geçmişi severiz. Eski, naif filmlerden, kitaplardan vb.den çok hoşlanan insanlar vardır.

Şahsen, geleceğin bize aşina olması, bizi iyilikle çekmesi ve bizim için parlaması için, ileriye bakılması gerektiğine inanıyorum. İnsan geriye dönmemeli; aksi takdirde Lut’un karısı gibi bir tuz sütunu oluruz. Sadece ileriye doğru hareket etmeliyiz! Geçmişe bakarak kendimizi koruyormuşuz gibi oluruz.

Her Şey Yaradan’dan Gelir

Soru: Yaradan’a arzumla tutunabilmem adına, egoist bir şekilde bile olsa, O’nu en iyi haz kaynağı ve tüm sorunların çözümü olarak mı hayal etmem gerekiyor?

Cevap: O’nu yalnızca tek kaynak olarak hayal etmeniz gerekiyor. Şu anda düşündüğünüz, karar verdiğiniz ve kendinizi var olarak hissettiğiniz her şey bile Yaradan’dan gelir.

Soru: Peki, kötü eylemler de Yaradan’dan mı gelir: cinayetler ve savaşlar?

Cevap: Kesinlikle her şey! Ve bunların bize kötü, zararlı, korkunç eylemler gibi görünmesi, yalnızca bu eylemlere ilişkin algımızı ıslah etmemiş olmamızdan kaynaklanır.

Eğer onları farklı bir şekilde – ihsan etme niteliği açısından- değerlendirirsek, onları ihsan eden, iyi eylemler olarak görürüz.

Yaradan İle Atzmuto Arasındaki Fark Nedir?

Soru: Yaradan ile Atzmuto arasındaki fark nedir?

Cevap: Atzmuto, kesinlikle dokunmadığımız bir şeydir. Bu güç, içimizde kendini ortaya koymadan önce vardır, bu yüzden onun hiçbir özelliğinden bahsedemeyiz. Yaradan’dan bahsedebiliriz çünkü bu, biz ve Atzmuto arasında bir ara adımdır.

Soru: Ama henüz ihsan etme niteliğine sahip olmadığımız için, O da bizde kendini göstermez, değil mi?

Cevap: Yaradan’dan tamamen teorik olarak bahsediyoruz. Kabalistler, aldığımız her şeyin, uğraştığımız her şeyin sadece Yaradan’dan geldiğini söylerler.

Ama hiç kimse, Atzmuto hakkında konuşamaz: ne biz ne de Kabalistler.

Yakından Bağlantılı

Soru: “O’ndan başkası yok” ve “alanın utancı” kavramları vardır. Bunlar, birbirleriyle ne kadar yakından bağlantılıdır?

Cevap: Alma arzusu ve ihsan etme arzusu birbiriyle çok yakından bağlantılıdır ve kişinin seçimine, ne almak istediğine, kendini ve tüm evreni nasıl hissetmek istediğine bağlı olarak kişinin içinde tezahür eder.

O zaman, bunun nasıl değiştiğini ilk elden deneyimleyeceğiz.