Daily Archives: Eylül 20, 2025

Kimin Kararı?

Soru: Işığın dördüncü safhadan ayrılması ve ardından ilk üç safhayı tekrar doldurması, ışığın mı yoksa Kli’nin mi kararıydı?

Cevap: Çalıştığımız materyalden, bunun Kli’nin kararı olduğu açıkça anlaşılıyor. Işık, Kli’yi etkiler, onu doldurur ve kendi doğasına uygun olarak değişmeye zorlar.

Çalışmamıza, ışık kavramı ve Kli’nin ne olduğu ile başlıyoruz. Ardından Kli’nin farklı kısımlarının nasıl yavaş yavaş değiştiğini, kişinin kendisinin ne kadar değiştiğini ve kendisinde belirli nitelikleri uyandıran ışığa tamamen uyum sağladığı bir duruma nasıl ulaştığını öğreniyoruz.

Yaratılışın Uzun Rüyası

Tüm bu gerçeklik, hem üst hem de altta olanlar, ıslahın sonundaki nihai koşullarıyla, tek bir düşünceyle ortaya çıkmış ve yaratılmıştır. Bu tek düşünce, tüm işlemleri gerçekleştirir; o tüm işlemlerin özü, emeğin amacı ve özüdür. Nahmanides’in yazdığı gibi, “bir, eşsiz ve birleşik” olan, başlı başına mükemmelliğin ve aranan ödülün ta kendisidir. (Baal HaSulam, On Sefirot’un Çalışılması, Cilt 1, Bölüm 1, “İç Gözlem”).

Her şey, yaratılış amacı olan: “yaratılanları memnun etmek” için yaratılmıştır. Buna, tüm yaratılanlar, tüm eylemleri ve onların tüm hisleri, yaratılanların uyanışını ve ıslahın sonunda Yaradan’la tam bir eşitliğe ulaşmaları dahildir Tüm bunlar, yaratılanlar tarafından, sanki içlerinde değişimler gerçekleşiyormuş gibi, içinden geçtikleri bir süreç olarak deneyimlenir.

Ama gerçekte, hem yaratılanlar hem de onlarla gerçekleştirilen tüm eylemler, tüm hisler, içinden geçtikleri koşullar, ortaya çıkan tüm dünyalar, Sefirot ve Partzufim – bize görünen bu büyük gelişim sürecinin tamamı- yaratılışın amacında, Yaradan’ın düşüncesinde zaten mevcuttur; ondan başka hiçbir şey yoktur! Başka hiçbir şey yoktur; O’nun düşüncesinde var oluruz ve onun içinde tüm bu gelişim sürecini yaşarız. O’nun düşüncesinin içinde yaşarız!

Bu nedenle, dünya bu tek düşünceyle var oldu, yaratıldı ve düzenlendi ve dünya bu düşüncede son ıslahına ulaşacaktır. Her şey yalnızca Yaradan’ın amacında, yani ışığın, O’nun iyilik vermek ve mutlak iyilik koşuluna getirmek istediği yaratılanlarla ilişkisinde mevcuttur.

Ve bize sanki bağımsız olarak var oluyormuşuz, bazı eylemlerde bulunup çabalıyor, dua ediyormuşuz, yukarıdan bir cevap alıyormuşuz ve tüm dünyaları, Partzufim’i, Sefirot’u, uçsuz bucaksız alanları fethediyormuşuz gibi gelir. Ancak tüm bunları yaratılışın amacına uygun olarak hayal ederiz.

Elbette bu, var olmadığı düşünülen dünyamızda bile, çalışmalarımızı ve çabalarımızı hiçbir şekilde azaltmaz. Baal HaSulam, gözlerimiz açıldığında, o zamana kadar sanki bir rüyada olduğumuzu anlayacağımızı söyler.

İleriye Doğru Tek Bir Hareket

Soru: Yaklaşan kongre, özellikle tek bir duada gerçekleşecekse, bize zamanın hızlanmasında ne sağlayacak? Her bir dostun katılımı ne kadar önemli?

Cevap: Önemli olan, dostlarla bağda olmak, birbirimizi anlamaya çalışmak ve birbirimizi desteklemek için aynı eylemleri gerçekleştirmektir.

Bu şekilde, yavaş yavaş, bugünümüzün ve geleceğimizin ileriye doğru tek bir harekete bağlı olacağı bir koşula geleceğiz. Yani, grup içindeki koşulumuza bir bütün olarak, bizi bir derece daha hızlandırabilecek ve ilerletebilecek bir tür aracın içindeymişiz gibi bakacağız.

Birbirinizi Kalplerinizle Hissedin

Soru: Onluda birçok eylem gerçekleştiriyoruz, ancak bunlar gerçekten manevi zamanımızı hızlandırıyorlar mı? Yoksa duaya gelene kadar manevi zaman motorumuz henüz harekete geçmemiş ve hızlanmamış mı oluyor?

Cevap: En önemli şey duanızdır; her biriniz duanıza içinizden ne kadar yatırım yaparsanız, sonunda ortak bir arzu ve ortak bir niyet doğar. İşte sonucu getirecek olan tam da budur.

Birbirinizi kalplerinizle hissetmeye çalışın. Bu yeterlidir.

Merdivenin Basamakları Hakkında Sohbetler, Kısım 150

Para Tutkusu Olmadan İnsan Nasıl Büyük Bir Tüccar Olabilir?

Günümüzde, finansal konularla ilgilenenlerin kendilerini tamamen bu konuya adamaları gerekiyor olabilir. Ancak bu mümkündür. Maneviyat ve maddesellik arasındaki başa çıkmanın zorluğu, bariyere kadar devam eder. Bariyere kadar bölünmüş durumdayız. Ya burada ya da orada olabiliriz ama aynı anda ikisinde birden olamayız. İkisini birbirine bağlayamayız.

Bariyeri aştığımızda, maneviyatı ve maddeselliği karşıtlar olarak değil, biri diğerinin üzerinde kıyafetlenmiş olarak görürüz. Maneviyatı, maddesel dünya aracılığıyla görürüz ve o zaman tüm maddesel eylemler manevi bir karakter kazanır ve aralarında hiçbir çelişki kalmaz. Maddesellik artık maneviyatı hiç rahatsız etmez. Aksine, dünyevi meselelerle ne kadar çok meşgul olursak, kendi manevi eylemlerimizi onlar aracılığıyla o kadar çok görürüz.

Dışarıdan bakıldığında materyalist ve hayvansal bir şey yapıyormuşuz gibi görünebilir, çünkü yapılan şeyi niyet belirler ve niyet görünmezdir. Bu nedenle buna “gizli olanın bilgeliği” denir. Birinin diğerinin içinde kıyafetlenmesi sayesinde, büyük ıslahlar yapabiliriz ve aslında maddesellik ile maneviyat arasında hiçbir çelişki yoktur.