Daily Archives: Eylül 4, 2025

TES Kime İfşa Olur?

Soru: Kişi, TES’i (Talmud Eser Sefirot, On Sefirot’un Çalışılması) almak için değil, ihsan etmek için çalışmaya nasıl çabalayabilir?

Cevap: Bunun hakkında sürekli düşünün. Şu anda başka bir tavsiyem yok.

Soru: TES kime ifşa olur? Bunun hakkında düşünen kişiye mi, yoksa sabırlı olana mı? Yaradan’ın ifşa olması için gerekli olan başlıca nitelik nedir?

Cevap: En önemlisi, Yaradan’a benzer olmaktır.

Köke Özgü Olmayan Arzular

Soru: Dalda, kökte var olan her şeyin iyi olduğunu inceliyoruz. Bu da, ıslah yolundan geçtiğimizde kökümüze ait olan her şeyi kalibre ettiğimiz anlamına gelir. Peki, köke özgü olmayan arzular ve hazlar nereden geliyor? Sonuçta onlar da varlar.

Cevap: Ve daha da fazlası olacak. Ancak bununla hemfikir olmalıyız, kontrol edin ve bunların yoktan var olmadığını göreceksiniz.

Yavaş yavaş onları bilecek, onlara aşina olacak ve onları ıslah etmenin nasıl mümkün olduğunu hissedeceğiz.

Manevi Çalışma İle İlgili Sorular – 250

Soru: Utanç korkuyu takip eder mi?

Cevap: Utancın gelişimi, bizi Yaradan’dan farklı olduğumuz hissine götürür.

Soru: Yapmamız gereken doğru çalışma, birçok düşüncemizi “Bir, Tek, Birleşik” düşüncesi içinde ifşa edip hepsini oraya geri mi getirmektir yoksa çok sayıda düşünceden tek bir düşünceye mi varmalıyız?

Cevap: Şu anda bunun önemi yok. Öyle ya da böyle. Her halükarda, Yaradan’ın ve O’nun tüm yaratılanlara yönelik tutumunun bize ifşa olduğu, birleşik bir duruma doğru ilerliyoruz.

Soru: Utanç benim kullandığım bir yöntem midir, yoksa ışığı almak için bir Kli’ye mi dönüşür?

Cevap: Işığı almak için bir Kli’dir.

Yukarıdan Gelen Yaradan’ın Bir Parçası

Soru: Yaradan’ın bu “Yaradan’dan ayrılmış kişinin içindeki ruh” parçası nedir?

Cevap: Yaratılanın, haz alma arzusuyla aldığı, Yaradan’ın ışığıdır. Bu sayede yaratılan, Yaradan’dan tamamen ayrılır ve bu ayrılığı hisseder.

Yaradan’a Benzer Hale Gelmek

Soru: Yaratılanlar birbirlerinden ayrıldıklarında doyuma ulaşamayacakları söylenir. Fakat bu koşulda bile aniden büyük aydınlanmaların ve büyük hazların ortaya çıktığını görüyorum. Örneğin, çok deneyimli bir dost bile onluya karşı çıkıp “Bu benim fikrim. Maneviyatı bile bırakmaya hazırım ama fikrimden ayrılmayacağım” diyebilir. Böyle bir aydınlanma nereden gelir?

Cevap: İnsan egoizminden.

Soru: Fakat sistem öyle işliyor ki, doyum yalnızca yukarıdan aşağıya gelirken, egoizm en alt noktadır. Kendi başına bir haz nereden gelir?

Cevap: Bu, tam olarak böyle değildir. Mesele şu ki, doldurulma arzusu egoizmle yani aşağıda olanla ilişkilidir; doldurma arzusu ise üst olanın arzusudur. Bu noktada birbirlerinden ayrılırlar. Fakat aşağıda olan yani yaratılan, kendi gücüyle üst olana, Yaradan’a ulaşamaz. Bunu yapmanın bir yolu yoktur.

Bunu başarabilmesinin tek yolu, Yaradan’dan kopup yalnızca kendi ihsan etme arzusuyla çalışması yani Yaradan’a benzer hale gelmesidir.

Üst Gücün Etkisi Altında

Soru: Yaradan’ın ışığını nasıl güçlendirebilir veya toplayabiliriz?

Cevap: Yaradan’dan gelen ışığın eylemlerini öğrenerek ve konuşarak, O’na daha da yakınlaşır ve bizi daha fazla etkilemesi için, O’nu uyandırırız. Gittikçe O’na daha benzer hale geliriz ve sonra biz de değişiriz. O’nu daha iyi anlamaya başlarız. Buna, yaratılanlara üst ışığın ifşası denir.

İçimizdeki her şey, üst gücün etkisi altında gerçekleşir. Bu güç, arzularımızı değiştirir ve bu arzular geliştikçe, eksikliklerimizi daha fazla hissetmeye başlarız. İşte öğrendiğimiz şey budur.

Yaradan’ın Cevabını Duyun

Soru: Yaradan’dan Hisaron (eksiklik) talep ettiğimizde, O’nun bizi duyduğundan eminiz; ancak bazen O’nun cevabını hissedemeyiz. Böyle bir durumda ne yapılmalıdır?

Cevap: Eğer Yaradan’ın cevabını hissetmiyorsanız, bu, arzularınızı henüz O’nun seviyesine yükseltmediğiniz anlamına gelir.

İçinizde ortaya çıkan ve gelişen arzuların daha da derinlerine inmeniz gerekir, o zaman Yaradan’ın cevabını duyacağınız dünyaya gireceksiniz.

Baal HaSulam Ve Rabaş’ın Öğretileriyle “Beslenmek”

Soru: Baal HaSulam, ARİ’nin başlattığı ruhun ıslahına ne eklemiştir?

Cevap: ARİ’nin kendisi hiçbir şey yazmamıştır. Yazanı, öğrencisi Marhu (Chaim Vital) idi ve yazıları ARİ’nin ölümünden sonra üç nesil boyunca yayımlandı.

Baal HaSulam, ARİ’nin tüm öğretilerini açıkladı ve sistematik hale getirdi. Ondan önce, ARİ’nin öğretisi yapılandırılmış bir şekilde düzenlenmemişti ve bu yüzden onu doğru bir şekilde çalışmak mümkün değildi. ARİ’yi çalışmaya başlayan birçok kişi sonunda Ramak’ın eserlerini çalışmaya yönelirdi.

Baal HaSulam’ı keşfedene kadar ben de Ramak’ı çalıştım. Ramak’ın kitapları açık ve düzenli olduğu için ARİ yerine Ramak’ı çalışmayı tercih eden birçok Kabalist gördüm.

ARİ’nin yazıları yapılandırılmış değildi. Baal HaSulam onları sistematik hale getirdi, detaylandırdı, açıkladı ve düzenledi: üç çizgi, birinci ve ikinci kısıtlamalar, Yaradan ve yaratılan varlık, dünyaların tanımları, Sefirot, Partzufim, NRNHY, KHB, ZON ve hatta Elan kitabında üst dünyaların diyagramlardan oluşan bir koleksiyon bile oluşturdu.

Her ne kadar daha sistematik hâle getirebileceği bazı bölümler eksik olsa da (örneğin Adam HaRishon ve BYA’nın saf olmayan dünyaları), bunlarla ilgilenmemeyi tercih etmiş gibi görünüyor. Baal HaSulam olmasaydı, ARİ’nin metoduna sahip olamazdık. ARİ’yi anlamak imkânsız olurdu.

Bugün diğer Kabalistleri okuduğumuzda, onları yalnızca Baal HaSulam’ın çalışmalarına aşina olduğumuz için anlayabiliyoruz. O olmasaydı, kafamız karışırdı.

İster Hasidizm, ister Ramak, ister Agra üzerine kitaplar olsun, ne okursanız okuyun, bunları yalnızca Baal HaSulam’ı çalıştığınız için anlarsınız. Rabaş’ın makaleleri olmasaydı, bizden ne istendiğini ve Yaradan çalışmasının gerçekte ne anlama geldiğini anlayamazdık.

Birbirlerini tamamlayan bu iki Kabalist; Baal HaSulam ve RABAŞ olmasaydı, ıslah metoduna doğru bir yaklaşıma sahip olamazdık.

Hatanızı Bulun

Soru: Yaradan’la bağ kurduğumda, hayatımdaki her şey dağılıyor ve dibe vuruyorum. Bu neden oluyor?

Cevap: Yaradan’la nasıl bağ kurduğunu ya da bunun neden bir düşüşe yol açtığını bilmiyorum. Genel olarak bu, kişinin önceki koşulundan daha yüksek bir seviyeye yükselmesine yol açmalıdır.

Bu nedenle, kendinize bazı örnekler vermelisiniz; böylece hatalarınızı göreceksiniz. Örneğin: Yaradan ile şu ankinden daha fazla bağda olmak ne anlama geliyor, bunu nasıl yapıyorsunuz ve bunu yaparken neler hissediyorsunuz?

Merdivenin Basamakları Hakkında Sohbetler, Kısım 130

Toplumu Geliştirme Konusunda Nasıl Endişelenebiliriz?

Ne kadar bu bize bağlı olsa da, elimizden geldiğince kendimizi hazırlamalı ve harekete geçmeliyiz. Dostlarımız arasında olup bitenlere karşı duyarlı olmalıyız. Belki de eksik oldukları her şey zaten onların arasında var, ama onlar bunu görmüyor veya hissetmiyorlar, tıpkı insanların bacakları arasında dolaşan ve etrafındaki değişen koşulların farkında olmayan bir kedi gibi. Bu nedenle, her şeyden önce, toplumumuzda olan biten her şeye karşı duyarlılığımızı uyandırmalı, dostlarımızdan etkilenmeli ve onları göz ardı etmemeliyiz.

Duyusal reseptörlerimizin, toplum için hayranlık uyandırabilecek şeylere karşı son derece duyarlı olmasını sağlamalıyız. Bunu başarmak için şunları yapmalıyız:

1) Kabalistik metinleri okuyarak, Kabalistik müzik dinleyerek vb. kendimizi uyandırmalıyız.

2) Hassasiyetimize rağmen, toplumdan, dostlarımızın bizim için “performans sergilemelerini”, yani duyularımızı harekete geçirecek şekilde davranmalarını, böylece onların eylemlerini duyularımızla algılayabilmemizi, onları görebilmemizi ve duyabilmemizi ve dostlarımızın gizli erdemli kişiler gibi kalmamalarını, talep etmeliyiz. Onların eylemlerini görünür kılarak, onlardan etkilenebiliriz.

Aslında bu davranış bir nevi yalandır, ancak bu yalan sayesinde amaca ulaşırız. Bu nedenle, insanların birbirlerinin önünde rol yapmaları önemli değildir. Yahudilikte ve Hasidizm’de, herkesin dostlarına nasıl dua ettiklerini ve nasıl davrandıklarını göstermeleri gelenekseldir, çünkü birbirlerinden bu şekilde öğrenirler. Ancak Kabala’da bu, içsel bir koşula ulaşmak için yapılır.