Daily Archives: Eylül 5, 2025

Geçmişe Özlem Duymalı Mıyız?

Soru: İnsan ileriye bakmanın yanı sıra bazen geriye de bakar. Bu, nostalji adı verilen keskin bir duyguya yol açar. Bu duygunun manevi bir kökü var mıdır?

Cevap: Evet, insan geçmişe öncelikle aşina olduğu için çekilir. Ve aşina olan şey, hiçbir tehdit unsuru taşımadığı için zaten hoş ve kolay algılanır. İşte bu yüzden geçmişi severiz. Eski, naif filmlerden, kitaplardan vb.den çok hoşlanan insanlar vardır.

Şahsen, geleceğin bize aşina olması, bizi iyilikle çekmesi ve bizim için parlaması için, ileriye bakılması gerektiğine inanıyorum. İnsan geriye dönmemeli; aksi takdirde Lut’un karısı gibi bir tuz sütunu oluruz. Sadece ileriye doğru hareket etmeliyiz! Geçmişe bakarak kendimizi koruyormuşuz gibi oluruz.

Her Şey Yaradan’dan Gelir

Soru: Yaradan’a arzumla tutunabilmem adına, egoist bir şekilde bile olsa, O’nu en iyi haz kaynağı ve tüm sorunların çözümü olarak mı hayal etmem gerekiyor?

Cevap: O’nu yalnızca tek kaynak olarak hayal etmeniz gerekiyor. Şu anda düşündüğünüz, karar verdiğiniz ve kendinizi var olarak hissettiğiniz her şey bile Yaradan’dan gelir.

Soru: Peki, kötü eylemler de Yaradan’dan mı gelir: cinayetler ve savaşlar?

Cevap: Kesinlikle her şey! Ve bunların bize kötü, zararlı, korkunç eylemler gibi görünmesi, yalnızca bu eylemlere ilişkin algımızı ıslah etmemiş olmamızdan kaynaklanır.

Eğer onları farklı bir şekilde – ihsan etme niteliği açısından- değerlendirirsek, onları ihsan eden, iyi eylemler olarak görürüz.

Yaradan İle Atzmuto Arasındaki Fark Nedir?

Soru: Yaradan ile Atzmuto arasındaki fark nedir?

Cevap: Atzmuto, kesinlikle dokunmadığımız bir şeydir. Bu güç, içimizde kendini ortaya koymadan önce vardır, bu yüzden onun hiçbir özelliğinden bahsedemeyiz. Yaradan’dan bahsedebiliriz çünkü bu, biz ve Atzmuto arasında bir ara adımdır.

Soru: Ama henüz ihsan etme niteliğine sahip olmadığımız için, O da bizde kendini göstermez, değil mi?

Cevap: Yaradan’dan tamamen teorik olarak bahsediyoruz. Kabalistler, aldığımız her şeyin, uğraştığımız her şeyin sadece Yaradan’dan geldiğini söylerler.

Ama hiç kimse, Atzmuto hakkında konuşamaz: ne biz ne de Kabalistler.

Yakından Bağlantılı

Soru: “O’ndan başkası yok” ve “alanın utancı” kavramları vardır. Bunlar, birbirleriyle ne kadar yakından bağlantılıdır?

Cevap: Alma arzusu ve ihsan etme arzusu birbiriyle çok yakından bağlantılıdır ve kişinin seçimine, ne almak istediğine, kendini ve tüm evreni nasıl hissetmek istediğine bağlı olarak kişinin içinde tezahür eder.

O zaman, bunun nasıl değiştiğini ilk elden deneyimleyeceğiz.

Sonsuz Mutluluk

Soru: Egoizmin bizi sürekli gelişime itmesinde ne yanlış var? Sonuçta bu doğaldır.

Cevap: Evet, doğal ama egoizm hayattan zevk almamızı sağlamaz. Normal bir şimdi veya gelecek inşa etmemize izin vermez.

Yorum: Fakat başkalarını kullanan bazı insanlar keyif alırlar.

Cevap: Hayır, bu keyif değildir. Bu, doğal olmayan bir durumdur çünkü sadece başkalarının üstünde nasıl olunacağını düşünürsünüz.

Dünyadaki herhangi bir insanı ele alırsanız, hiçbiri gerçekten mutlu değildir. Milyonerler veya çok ünlü kişiler bile hâlâ mutluluktan uzaktır. Ve en büyük talihsizlik, sürekli kaçtığımız bu hayatın sorunları bir yana, tüm varoluşumuzun ölüme doğru bir yarış olmasıdır. Dolayısıyla, kişinin önceki tüm hayatı prensipte tamamen anlamsızdır.

Soru: Milyonerler mutsuzdur. Peki, Kabalistler mutlu mu ve ölümden kaçmıyorlar mı?

Cevap: Kabalistler, tamamen farklı bir değerler eksenine sahiptir. Hayatlarının anlamı, Yaradan’ın ifşasında ve bu ebedi, mükemmel niteliğe ait olmakta yatar. Tamamen bunun için çabalarlar ve bu arayışın neredeyse bir sonu yoktur. Fakat her an, Kabalist’e anlatılamaz, tarif edilemez mükemmellik koşulları verir.

Soru: Yol boyunca mutlu olduğunu mu söylüyorsunuz?

Cevap: Evet, kesinlikle bir sonu yoktur. Sadece mutlusunuz. Elbette, kişi “Bir an dur, çok harikasın!” diyebilir. Fakat prensipte, tarihinizin, hareketinizin her anında, hala ebedi, mükemmel güçle temas halindesiniz.

Bu, insanın felsefesini tamamen değiştiren tamamen farklı bir algıdır. Artık insan korkudan, eksiklikten, bir şeyi hemen başarma zorunluluğundan değil, bir tamamlanma, bir mükemmellik koşulundan hareket eder.

İçinizdeki Günahkârı Ortaya Çıkarın

Soru: Ders sırasında içinizdeki günahkârı ortaya çıkarmak ne anlama gelir ve kişi bununla ne yapmalıdır?

Cevap: Çalışma sürecinde, düşünce ve eylemleri olumlu ve olumsuz olarak ayırmaya yani eylemlerimizde, niyetlerimizde içimizdeki olumlu veya olumsuz olanı netleştirmeye başlarız. Bu şekilde ilerleriz.

Soru: Şu anda içimdeki günahkârı arıyor mu olmalıyım?

Cevap: İçinizde ne bir günahkâr ne de bir erdemli insan bulamazsınız. Bunun için, çalışmaya giderek daha da derinlemesine dalmalısınız. Ve o zaman, çalışılan materyalin olumlu mu yoksa olumsuz bir forma mı ait olduğunu kendiniz hissedeceksiniz.

Merdivenin Basamakları Hakkında Sohbetler, Kısım 135

Arzuları Nasıl Yönlendirebiliriz?

Belirli bir arzunun hedefimiz doğrultusunda faydalı olup olmadığını incelemek dışında arzularımızı yönlendiremeyiz. Sadece arzuyu doldurmaktan öte bir amacımız yoksa, o zaman hayvanlar gibiyizdir: ot yemeleri emredildiğinde ot yerler; dinlenmeleri emredildiğinde uzanırlar; emre göre su içerler ve bu böyle devam eder. Bu hayvansal koşulda, yalnızca içimizde ortaya çıkan arzuyu yerine getiririz, nokta. İçgüdüsel olarak arzuları yerine getirmek dışında başka bir içsel programımız yoktur. Bu nedenle bize “cansız”, ‘bitkisel’ ya da “hayvansal” denir. “Konuşan” ya da ‘insan’ derecesinde, içimizde gerçekleşen süreçler aracılığıyla bizi “ev sahibimize” bağlayan bir hedefimiz, ek bir programımız vardır.

Rabaş, cansız, bitkisel ve hayvansal varlıklarda var olan “varoluşun sürdürülmesi” diye bir şey olduğunu açıklar. Bu, her bir varlığın nasıl yaşadığıyla ilgilidir: nasıl alma arzusuna sahip olduğu, kendini nasıl sürdürdüğü ve kendi hayatta kalması için neyi arzuladığı. Ancak bunun ötesinde bir amaç vardır: bu varoluşu özel bir koşula getirmek. Kabala bilgeliği varoluşun sürdürülmesi, herkese nasıl bir arzu verildiği ve hayvanlar gibi kendimizi nasıl sürdürdüğümüz ile ilgilenmez. Yalnızca amaca ulaşmanın yollarıyla, yaratılışın içine yerleştirilmiş olan ek içsel programla ilgilenir.

Böylece, içimize iki program yerleştirildi ve bu da bölünmüş bir kişilik yarattı. Bizim için daha iyi olacak hangi programı takip edeceğimizi bilmiyoruz. İlk program hayvansal benliğimizi korumamızı talep ederken, ikincisi amaca ulaşmamızı talep eder. O zaman arzular arasında gidip geliriz: para isteriz, sonra onur isteriz, sonra tekrar onur isteriz, sonra Yaradan’ı isteriz, sonra tekrar Yaradan’ı isteriz, sonra amacı isteriz ve eyleme geçip geçmeme konusunda ince eleyip sık dokur, sürekli olarak bir dizi dürtü arasında gidip geliriz. Tüm bunların nedeni iki programa sahip olmamızdır. Kabala’nın açıkladığı gibi: bir ev sahibi ve aynı zamanda masada yemek olduğunda, ikisi birbiriyle çelişir.

Merdivenin Basamakları Hakkında Sohbetler, Kısım 134

Arzu Nasıl Değişir?

Arzuyu değiştirmeye çalışmakla meşgul olmamalıyız çünkü bunu yapmak bizim elimizde değildir. Kişi arzularını değiştiremez. Hazırlığımız, arzuyu değiştirme arzusunun iyi olmadığını, yaratılan varlığın hiçbir şeyi değiştiremeyeceğini ayırt etmektir. Arzular, Yaradan tarafından yaratılmıştır.

Arzularımızı kendi başımıza değiştiremeyiz, hatta onların içinde bir düşünceden diğerine ya da bir arzudan diğerine geçemeyiz. Bu yalnızca yukarıdan, ışıktaki değişimler aracılığıyla gerçekleşir.