Daily Archives: Eylül 22, 2025

Gücümüz Dahilinde

Soru: Yaratılanın, Yaradan ile alma arzusu aracılığıyla bağ kurduğunu söylediniz. Peki, bu arzu aracılığıyla, kişi ihsan etme arzusuyla nasıl bağ kurabilir?

Cevap: Bu iki tür arzu, hem bizim aramızda hem de bizimle Yaradan arasında birbirine bağlıdır. Bu nedenle, alma arzusu aracılığıyla, yaratılan Yaradan’ı yani O’nun bize ihsan etme arzusunu etkileyebilir. Bu bizim çalışmamızdır

Bu, ipliğin bir ucu gibidir: bizden Yaradan’a uzanır ve bu bizim gücümüz dâhilindedir, bizim elimizdedir.

Arzularınızı Netleştirin

Soru: Yaradan’ın ışığını alma arzusunun, yaratılanın özü olduğu söylenir. Peki, Yaradan’ı memnun etme arzusu farklı bir şey midir? Bu bizim yarattığımız bir şey midir?

Cevap: Bu aynı zamanda yaratılan ile Yaradan arasındaki bir ilişkidir: Ya Yaradan’a ya da yaratılana göre. Bu nedenle, her ikisiyle de çalışmalıyız.

Soru: Öyleyse kişi arzusunu eğitmeli midir? Ne arzulanmalı ve hangi amaçla?

Cevap: Evet, arzularımızı saymalı ve hangilerinin bizi Yaradan’a yaklaştırdığını, hangilerinin uzaklaştırdığını ve bunlarla ne yapacağımızı bulmalıyız.

Ve böylece yavaş yavaş değişerek bir safhadan diğerine geçeceğiz.

Egonun Üstünde Mi, Egonun Altında Mı?

Soru: Kişi sıklıkla psikolojiyi işin içine katar ve içsel bir çalışmayla meşgul olduğunu düşünür. İçsel çalışma, psikolojiden nasıl ayırt edilebilir?

Cevap: Psikoloji, egoizminizle çalıştığınız, manevi çalışma ise egoizminiz üzerinde çalıştığınız zamandır.

Manevi çalışmada, başkalarının arzularını dikkate alır ve kendinizi aşmaya ve diğerlerinin içinde var olmaya çalışırsınız. Sizin için neyin önemli olduğunu tanımlayan Kabalistik çevrenin değerlerini kabul eder ve ondan aldığınız yönergeleri hayata geçirmeye çalışırsınız. Manevi çalışma, egonun üstündedir çünkü çevrenin arzularıyla çalışırsınız.

Psikolojide, kendi egonuzun içinde çalışır, kendi içinizde neyin önemli neyin önemsiz olduğunu, nasıl düşündüğünüzü ve nasıl etkilediğinizi çözersiniz.

Manevi gelişim, sürekli olarak kendinizden şüphe duymaya, ileri geri atlamaya ve böylece kendinizi incelemeye dayanır. Manevi gelişim, sürekli olarak içe dönüp kendinizi daha fazla anladığınız öz-bilgidir. Sonuçta, tüm algı sizin içinizdedir, dünyalar sizin içinizdedir, sonsuzluk dünyası sizin içinizdedir, tüm evren sizin içinizdedir.

Soru: Peki, kendi içimde bir gezegene nasıl ulaşabilirim?

Cevap: Ah! Perdenizdeki belirli bir noktanın Ay, diğerinin de Güneş olduğunu göreceksiniz. Bunlar, tıpkı bilgisayar ekranınızda bir resim gördüğünüz gibi, içinizdeki güçler tarafından içinize çiziliyor.

İçsel perdenizde, 613 güç vardır ve bunların vektörel birleşimi sizin için genel resmi çiziyor. Hepsi bu, başka hiçbir şey yok. Tıpkı şu anda konuşurken, siz beni bilgisayar ekranınızda görüyorsunuz, ben de sizi kendi ekranımda görüyorum. Kesinlikle aynı şey.

Şu anda ofisimde oturuyorum ve dışarıdaki bir düzine başka yeri görebilmemi sağlayan bir cihazım var. Bunlar benim gözlerim. Bu cihaza o kadar alıştım ki, sanki binanın dışında, koridorda, başka bir bölümde, bir derslikteymişim gibi, bedenimin bir parçası gibi hissediyorum. Bu yerlerde yaşıyorum. Bu cihaz gözlerimden ne kadar farklı? Hiç farklı değil.

Merdivenin Basamakları Hakkında Sohbetler, Kısım 152

İlerleme, Neden Önce Kötülüğe Girmeyi Ve Sadece Oradan İyiliğe Çekilmeyi Gerektirir?

Bunun birkaç nedeni var. Alma arzusunun iki niteliği vardır. Bir nitelik dinlenmeye doğru bir çekimdir ve ikinci nitelik ise hazla dolma arzusudur. Yani bizim için en iyi durum dinleniyor olmak ve hazla dolmaktır. İkisi birlikte nasıl var olabilir?

Alma arzusunu, dolumu istemeye getirmek için, içinde bir tatmin eksikliği, bir boşluk yaratmamız gerekir. İçimizdeki karanlığı görmeli, onu incelemeli, ardından gerçekte neye ihtiyacımız olduğunu fark etmeli ve ona nasıl ulaşabileceğimizi ve doyuma ulaştığımızda ne olacağını düşünmeliyiz. Karanlık koşulun içindeyken bile, onun tamamen zıt koşulunu çalışmamız gerekir, ardından zıt koşulu aldığımızda, ondan gerçekten haz alabiliriz.

Güzel bir şarkıyı ilk kez duyduğumuzda, kulağa yeni geldiği için tam anlamıyla keyif almak zordur. İyi olduğu konusunda etkilenmiş olabiliriz. Daha sonra onu tekrar duymak isteriz ve tüm sözleri ve melodileri ezberlediğimizde, şarkıdan aldığımız keyif artacaktır çünkü kap hazırdır. Şarkıyı bildiğimizde, onu duymadan bir saniye önce, ilk notadan itibaren bile keyif alırız, çünkü kaplar hazırdır ve yakında doyuma ulaşacaklardır.

Şarkı örneğinde olduğu gibi, her doyum için de hazırlık yapılmalıdır. Kap, doyuma önceden öyle bir şekilde adapte edilmiş olmalıdır ki, doyumdan önce bile bunu hissedebilir hale gelsin. Kap o kadar çok geliştirilmelidir ki, doyum gerçekten gelmeden önce bile haz mümkün olsun ve sonuç olarak, bundan gerçekten haz alırız.

Bir eksiklik hissi, verenin yüceliği, doyumun kendisinin büyüklüğü gibi duygular mutlaka olmalıdır. Pek çok koşul vardır, en önemlisi de nasıl haz alınacağını bilmektir. İşte bu, Kabala bilgeliğidir. Nasıl alınacağını bilmek oldukça karmaşıktır.