Nerede Özgür Seçim Var, Nerede Yok?
RABAŞ, “Yargı Niteliğinin Merhamet İle İlişkisi” başlıklı makalesinde, nerede özgür seçim hakkımız olduğunu şöyle yazar: “Asıl iş seçimdir, yani ‘hayatı seçmek’, böylece Dvekut [birleşme] olacaktır, bu da Lişma [O’nun rızası için] demektir. Bununla, kişi Hayatların Hayatı ile Dvekut ile ödüllendirilir.” Hayatta yaptığımız tüm eylemler arasında, sadece bir eylem özgür seçim için verilmiştir.
Kendimiz üzerinde bilimsel bir inceleme yaparsak, beynimizin (ki bunun sadece yüzde ikisi kullanılıyor) karmaşıklığı da dahil olmak üzere vücudumuzun tüm biyolojik ve fizyolojik süreçlerinde hiçbir şeyin gönüllü olarak çalışmadığını görürüz. Her şey otomatik olarak işler. Beyin, düşünce süreçleri ve görünürdeki kararlar bile, verilerle önceden programlanmış bir bilgisayar gibi çalışır, başlangıç parametrelerine ve doğuştan gelen doğamıza göre işler.
Diğer canlılardan hiçbir farkımız olmadığını ve doğanın kanunlarına göre hareket ettiğimizi, yeni parametreler seçme veya ekleme yeteneğimizin olmadığını keşfederiz. Bu girdiyi alabileceğimiz bir kaynak yoktur, bunu öğretecek dışsal bir şey yoktur. “Bilgisayarımıza” giren her şey önceden belirlenmiştir.
Bu nedenle, özgür seçimimiz yoktur. Baal HaSulam, “Özgürlük” makalesinde, hayatta tek bir özgür seçim eylemimiz olduğunu açıklar: “Ve sen hayatı seçeceksin.” Diğer eylemlerin, istesek de istemesek de otomatik olarak gerçekleştiğini vurgulayarak, başka hiçbir eyleme odaklanmaya gerek olmadığını belirtir. Bu tek seçim noktasına odaklanırsak, gerçek benliğimizi inşa etmeyi başarırız.
RABAŞ şöyle devam eder: “Açık İlahi Takdir varken, seçim için yer yoktur.” Böyle bir durumda kimse yoktur. Açık İlahi Takdir nedir? Tüm gerçeklik ve yaratılmış tüm varlıklar, içsel bir plan ve programlamaya göre işler, sanki kişi yokmuş gibi.
“Bu nedenle üstteki, yargı niteliği olan Malhut’u, Eynaim’e [gözlere] yükseltti.” Bunun nedeni, açık İlahi Takdir altında seçim olmaması ve amacın, bizim bağımsız olmamız, kendimize ait bir şey kurmamız olmasıdır. Neden? Çünkü bağımsızlığımız sayesinde kim olduğumuzu hissedecek ve ne olduğumuzu bileceğiz. Kendi benliğimizden hareket ederek, Yaradan’ın seviyesine kendimiz yükselebiliriz, çünkü “O’na tutunmak” aynı seviyeye, mutlak özdeşleşmeye ulaşmak ve Yaradan ile eşit olarak birleşmek anlamına gelir.
“Bu, bir gizlenme yarattı, yani altta olana üstte olanda bir eksiklik varmış gibi geldi.” Üstte olanın gizlenmesi, bize özgür seçim hakkı vermek için tasarlanmıştır. Özgür seçim hakkı bize nasıl verilir? Bize, üstte olanın, manevi dünyanın var olmadığı ve bizim bu dünyada hayvanlar gibi, bizi izleyen kimse olmadan yaşadığımız hissi, düşüncesi gönderilir. Bu gizlilik, özellikle ilerlemek isteyenlere, yükseltmek isteyen kişilere, insan olmaları ve özgür seçim hakkı kazanmaları için verilir.
Bu gizliliğin başlangıcı, şu anki koşulumuzda hissettiğimiz şeydir. Nasıl mı? Bilinmeyeni edinmek isteyen herkes zaten bir miktar gizlilik yaşar. Üst olanın AHP’ı (üst derecenin alt kısmı) üzerimizde etki etmeye başlar, bizi gizlilik yoluyla onu aramaya çeker ve teşvik eder.
“Üst olanda Gadlut [yücelik/büyüklük] yoktu.” Bu, bizim hissettiğimiz şeydir. Böyle hissedersek, umutsuzluğa kapılırız. Çalışma bize çekici gelmez ve yol belirsizleşir. Bu, sürece çoktan girdiğimiz anlamına gelir.
“Sonuç olarak, üsttekinin nitelikleri alttakinin niteliklerinin içine yerleştirilir, yani eksiklikleri vardır. Dolayısıyla bu Kelim [kaplar] alttaki ile eşdeğerdir, yani alttaki niteliklerde canlılık olmadığı gibi, üstteki niteliklerde de canlılık yoktur.” Alt olan, üst olanın bile canlılık içermediğini algılar. Neden? Çünkü üst olan, kasıtlı olarak kendini ışıktan mahrum bırakarak, alt olana hiçbir şeyi olmadığını gösterir.
“Başka bir deyişle, kişi, Tora ve Mitzvot [emirler] cansız oldukları için, onlarda hiçbir tat hissetmez.” Bu nedenle Kabala çalışmanın tehlikeli olduğu söylenir. Tora ve Mitzvot’u uygulayan ve gerekli olan her şeyi yapan insanlar bile, düşüş koşulundayken her şeyin tatsız ve anlamsız olduğunu düşünürler, hatta bu uygulamaları küçümsemeye bile başlarlar.
Filed under: Kabala, Maneviyat, Yaradan -
Merdivenin Basamakları Hakkında Sohbetler, Kısım 74 için yorumlar kapalı