Daily Archives: Ağustos 8, 2025

Dostluk Ve Sevgi Oyunu

Yorum: Kolektif sistemin, kendimizi kandırsak bile dostluk ve sevgiyle oynar gibi her eylemimizi anladığını söylüyorsunuz. Bizi etkilemeye başlıyor ve bizi gerçekten yeniden yapılandırıyor.

Cevabım: Evet, tıpkı çocuklara davrandığımız gibi. Oynarlar, dağıtırlar, zıplarlar, koşarlar, anlaşılmaz bir dilde konuşurlar ve ne yaptıklarını bilmezler ama biz onlarla yaratılışın yetiştirilmesi gereken çok önemli bir unsuruymuş gibi iletişim kurarız. Bu şekilde gelişirler. Aynı şey bizde de olur.

Yorum: Ama biz bunu yapay olarak istiyoruz ve birbirimizi seviyormuş gibi davranıyoruz.

Cevabım: Sadece rol yaptığımızı anlıyoruz, bunu kendimizden saklamıyoruz ve diğer metotlarda olduğu gibi rol yapmıyoruz. Bu aşamada böyle olduğumuzu biliyoruz ve sürekli olarak içimizdeki egoizmin daha fazla katmanını ifşa ediyoruz.

Bununla birlikte, doğanın bütünsel olduğunu, bir tür devasa tek bir organizma olduğunu ve farkındalığımızda bu organizmanın en yüksek bütünsel unsuru olduğumuz noktaya gelmemiz gerektiğini anlıyoruz.

Dolayısıyla, bir yandan henüz bu nitelikte olmadığımızı bilerek, yine de kendimizi bilinçli olarak bu niteliğe doğru ilerletmeye çalışırız. Ve ileriye doğru olan bu bilinçli hareket bizi değiştirir.

Kongreye Bir Kurt Sürüsü Gibi Saldıralım

Bir kongreye doğru yol alıyoruz ve şu anki ana hedefimiz, daha kongreye gelmeden önce, kongreye yönelik derin ve acil bir ihtiyaç uyandırmaktır. Bunu başarmak için bağımızı güçlendirmeli ve arzumuzda birleşmeliyiz ki kongreye avına saldırıp onu parçalayan bir kurt sürüsü gibi, aynı yoğunlukla yaklaşabilelim. Kendimizi kongreye bu şekilde hazırlamalıyız.

Kendimi kongrenin tüm katılımcıları arasına arzumla entegre etmek ve herkesle birlikte kongrenin içerdiği her şeyi dışarı çıkarmak istiyorum. Her birimiz, kongredeki avdan kendi payına düşeni alacak ve tam da bunun için geldiğimizi anlayacağız. Hem erkekler hem de kadınlar bu eylemde yer alacak.

Kongre konusu etrafında birleşmek ve ondan yaşam gücü almak için, dişlerimizi ona geçirmek istiyoruz. Her birimiz bunu tüm gücümüzle kavramalıyız çünkü mütevazı davranır ve birbirimize teslim edersek, bu hiç kimseye ait olmayacaktır. Kendi payımı kendim almalıyım ama onu kendi iyiliğim için tüketmemeliyim, aksine onu Yaradan’a vermeliyim.

Gerçek inancın gücü ancak hepimizin birleştiği inanç kaynağından alınabilir ve her bir kişi yakaladığı avın bir kısmını diğerlerine verir ve bu şekilde hepimiz onu aramızda paylaşırız.

“Sessizlik Oyunu”

Soru: Sessizliğin gücü hakkında sıkça konuştunuz. Onlu içindeki sessizlik, Yaradan ile olan bağı nasıl güçlendirebilir?

Cevap: Sessizliğe önem verdiğimiz ölçüde, bu, Yaradan ile olan bağı güçlendirebilir. Bir yemek ya da birliktelik amaçlı bir etkinlik sırasında “sessizlik oyun” oynamayı deneyin.

Başka bir deyişle, sessiz kalın, düşünün ve Yaradan’a yönelik niyet enerjisini toplayın. Kendinizi dostlarınızla birleştirin, hepsini tek bir düğüm haline getirin ve Yaradan’a yöneltin. Bu çok iyi bir çalışmadır. Bunu günde en az bir kez yapmanızı öneririm.

Kendinizi Yaradan’a Yönlendirin

Soru: Kusurlarımızı kabul etme hızı, ıslah olması için dua etme hızından daha hızlıysa, bu ne anlama gelir?

Cevap: Bu, hatalarınıza daha fazla dikkat etmeniz ve mümkün olan en kısa sürede onları normal koşula getirmek için çalışmanız gerektiği anlamına gelir.

Soru: Hem farkındalık hem de dua, Yaradan ile iletişim mi demektir?

Cevap: Evet, elbette.

Soru: Her ikisinin de Yaradan’dan olduğu hissini nasıl eşitleriz?

Cevap: Hiçbir şeyi eşitlemeye gerek yok. Sadece kendinizi mümkün olduğunca Yaradan’a doğru yönlendirmelisiniz.

Zohar’ın Bizi Etkilemesine İzin Verin

Soru: Uzun bir süre Zohar Kitabı’nı kabul edemediğinizden bahsettiniz.

Cevap: Evet, bana itici geldi. Onun gereksiz olduğunu düşündüm. Sonra ışık beni öyle bir etkiledi ki, içimde bir dönüşüm meydana geldi. Öğrencilerimle hep bu örneği kullanırım.

Soru: Peki, birisi Zohar’dan bir alıntı alıp okursa, bunun onun üzerinde bir etkisi olur mu?

Cevap: Hayır, sadece kişi bu kitap aracılığıyla kendini ıslah etmek istediği ve bir şekilde ondan bir şeyler çıkarmaya çalıştığı ölçüde bir etkisi olacaktır. Ama örneğin bir dilbilimci bu kitabı incelemek ister ve herhangi bir içsel dürtü ya da talep olmaksızın okursa, çok az bir etki alacaktır.

Soru: O halde bizi etkilemesini istiyorsak, bu niyetle mi okumalıyız?

Cevap: Evet bu yeterlidir. Bununla birlikte, Zohar’ı dostlarınız aracılığıyla hep birlikte okuduğunuzda daha da iyi olur, böylece sizi etkileyebilir ve sizi bölen egoizme karşı sizi tek bir arzuda birleştirebilir.

Soru: Diyelim ki derste oturuyorum ve Zohar’ın beni etkilemesini istiyorum. Diğer herkesi de etkileyecek bir niyeti nasıl oluşturabilirim?

Cevap: Bunun bu şekilde olmasını istersiniz.

Soru: Bunların hepsini zihnimde toplayamasam bile mi?

Cevap: Deneyin. Bu deneme sizin niyetiniz, içsel çalışmanızdır. Diğer her şey önemsizdir.

Manevi Çalışma İle İlgili Sorular – 218

Soru: “Satın al ama satma” denir. Öte yandan, dağıtım yapmalı ve ihsan etmeliyim. Bu iki şey birbiriyle nasıl bağlantılı? Bu nasıl anlaşılmalıdır?

Cevap: Bu, kişinin Yaradan’la olan bağını sürekli olarak önemsemesi gerektiği anlamına gelir; bunu başka bir şeyle değiştirmeyin, sadece genişletin.

Soru: Arzuların bir hiyerarşisi olduğunu öğreniyoruz: yemek, cinsellik, aile, para, onur ve bilgi. Hangi arzu gücünün ya da hangi bağ hattının beni Yaradan’a geri getirebileceğini ayırt etmeli miyim?

Cevap: Bu size gösterilecektir. Yaradan’a ya sağ taraftaki bağ ile ya da sol taraftaki bağ ile yaklaşabilirsiniz.

Soru: Dünyamızda ebeveynlerin çocuklarına her şeyi verdiği ama çocukların sonunda onlardan nefret ettiği ya da örneğin zengin bir akrabanın herkese yardım ettiği ama herkesin gizliden gizliye onu hor gördüğü örnekler var. Yaradan ona her şeyi verdiği için, Allah korusun, kişi Yaradan’ı sevmek yerine O’ndan nefret eder hale gelebilir mi?

Cevap: Hayır, Yaradan ile bu imkânsızdır.

Bağın İki Sinyali

Soru: Hayal gücümüzü kullanmamız ve kalplerimizdeki Yaradan ile iletişim kurmamız gerektiğini söylediniz. Bunun aramızdaki bağda Yaradan’ı aramakla nasıl bir ilişkisi var?

Cevap: Bizden Yaradan’a neyin gittiğini ve O’ndan bize neyin döndüğünü tanımlayabileceğimiz Yaradan’la olan bir bağa kendimizi ayarlamayı hedefliyoruz.

Bu sadece iki sinyali içerir: Yaradan’a gönderdiğimiz sinyal ve O’ndan aldığımız sinyal. Görevimiz, almakla ilgili olanla ihsan etmekle ilgili olanı net bir şekilde ayırt etmektir.

Tüm bunlar aramızdaki bağ içerisinde gerçekleşir.

Tüm Dünya İçin Sevgi Duygusuyla

Soru: Etrafımdaki her şey değişmeden kalırken kendimi aniden zengin hissettiğimin farkına varmak bir sınav gibi geliyor. Yaradan beni ne için test ediyor? Neden bunu yaşıyorum?

Cevap: Yaradan, sizi ve hepimizi dünyanın yönetimine ilişkin algımızın dünyanın yararına olup olmayacağı konusunda sınıyor. Bu en önemli şeydir.

Neye karşı dikkatli olmalıyız? Dünyaya ve Yaradan tarafından yaratılan her şeye karşı yanlış bir tutum. Bu dünyayı sevgi, özen ve Yaradan’ın yarattığı her şeyin sürekli gelişimi duygusuyla algılamayı arzuluyoruz. Bu nedenle, dünyaya ilişkin ifşaatımızın tüm yaratılışa yönelik bir özen ve sevgi duygusuyla ortaya çıkmasını sağlamak için çok dikkatli olmalıyız.

Merdivenin Basamakları Hakkında Sohbetler, Kısım 58

Neden Çaba Gösterdikten Sonra İlerlemek Yerine Geriliyormuşuz Gibi Geliyor?

Eğer çaba harcıyor ve gerilediğimizi hissediyorsak, bu yeni bir kabın ifşası sürecinden geçtiğimizi gösterir. Ne zaman “geriye doğru gidiyormuşuz” gibi görünür? Bu boş bir kabın ifşa olduğu zamandır. Bu, sol çizgiye girerken, yeni bir kabı ifşa ederken veya yeni Ahoraim‘i (bir sonraki manevi derecenin arka tarafı) deneyimlerken gerçekleşir. Bu olumsuz hissettirse de aslında ilerlemedir; daha sonra ıslahlar ve ışıkla doldurulacak olan artan boşluktur.

Böyle bir koşulda, sol çizgideyizdir ve daha sonra sağa geçeceğizdir. Sol ve sağın değişimi “düşüşler ve yükselişler” denilen şeyi yaratır. Ancak bunlar gerçek anlamda düşüş ve yükseliş değil, ıslahın iki aşamasıdır. İlerleme süreci böyledir – sol, sağ, sol, sağ. Solda boşlukta hissederiz ve kendimizi geriliyor olarak algılarız. Ve gerçekten de maneviyattan uzaklaşarak geriye doğru gideriz. Daha düşük kapları toplamak için aşağı indiriliriz ki bu da bu kapları bile ıslah etmeye hazır olduğumuzu gösterir.

Bu nedenle, eğer manevi çalışmalarda deneyimliysek, umutsuzluk, kafa karışıklığı veya kargaşa hissettiğimizde seviniriz. Bu karışıklık ve dağınıklık koşullarından memnuniyet duyarız çünkü bu hisler yeni kapların eklendiğine işaret eder.

Merdivenin Basamakları Hakkında Sohbetler, Kısım 57

Bir Dosttan Ne Alınabilir?

Bir dosttan hiçbir şey alınamaz. Onların çalışma veya düşünme biçimlerinden yalnızca dışsal ilham alabiliriz. Bir dostumuzdan ilham alabilmek için, onun haberi olmadan onu gözlemlememiz ve eylemlerinden bir şeyler öğrenmemiz gerekir. Örneğin, bir dostun ders sırasında sürekli yazdığını, bizim ise yazmadığımızı gözlemleyebiliriz. Daha sonra neden yazdıklarını düşünebilir ve notlarına daha sonra evde baktıklarını varsayabiliriz. Bu tür örnekler ararken, sadece olumlu yönlere odaklanmalı ve olumsuz olanları göz ardı etmeliyiz.

Ne kadar çalıştıklarına ve çabaladıklarına dikkat ederek dostlarınızı her zaman olumlu değerlendirin. Çeşitli küçük ayrıntıları gözlemleyin ve bunlardan fayda sağlayın. Buna “dostu olumlu yargılamak” denir; bu, onlarda yalnızca iyi olanı görmektir çünkü onların iyiliğinden fayda, yakıt ve motivasyon elde ederiz.

Bu nedenle, hiçbir zaman harekete geçme veya harekete geçmekten kaçınma zorunluluğumuz yoktur. Bu herkesin kişisel ıslahıyla ilgilidir. Tora hiçbir şeyi yasaklamaz; sadece kişisel manevi ilerleme için tavsiyelerde bulunur. Tüm yasaklar ve tavsiyeler kişiyi geliştirmeyi amaçlar. Bir dostu olumlu yargılamazsak, ona zaten hiçbir şekilde zarar veremeyiz ama ondan yardım veya ek güç de alamayız. Böyle bir durumda kayıp tamamen bize aittir.