Çocuğun Potansiyelini Bilmiyoruz

Bir çocuk özgürce büyümelidir. Yani oturup büyüklerini dinlemelidir ancak bu onun için ilginç olmalıdır. Arkadaşlarıyla ve öğretmenleriyle daha fazla zaman geçirmelidir. Kırlara çıkmalı, küçük ve büyük makinelerle uğraşmalı ve benzeri şeyler yapmalıdır. Yani, bir çocuğu kendi yöntemlerine göre yetiştirmeliyiz.

Soru: Sizce bu, örneğin ona fizik veya cebir öğretmekten daha mı önemli?

Cevap: Bu hiçbir şey kazandırmaz. Sadece birkaç kişi bununla mücadele eder ve bu da sadece başkalarının üstünde olmak istedikleri içindir.

Soru: Yani bilgiyle en az mı ilgileniyorsunuz?

Cevap: Evet. Buna ihtiyacımız yok.

Soru: Peki az önce önerdiğiniz şey neyi başarıyor? Onu özgürleştiriyor mu, çocuğa ne veriyor?

Cevap: Benim önerim, çocuğun faaliyetlerinin doğal akışı içinde gelişmesidir. Bu durumda, herhangi bir şey icat edecektir; helikopter veya uçak değil, tamamen farklı ilkelere dayanan, bazen bizi ziyaret edenlerin muhtemelen sahip olduğunu düşündüğümüz uzay gemileri vb.

Yani, özgürlük fikirlere özgürlük verecektir, çünkü bir çocuğun içinde ne gibi bir potansiyel yattığını hâlâ bilmiyoruz. Onun içinde kocaman dünyalar var.

Soru: Özgürlükten bahsediyorsunuz. Bir çocuk için bu özgürlüğün ilkesi nedir?

Cevap: Bu özgürlüğün ilkeleri; doğayla özgürce temas kurmak, tartışmalar yapmak, sonuçlar çıkarmak, yetişkinlerle ve akranlarıyla fikir alışverişinde bulunmaktır. Tüm bunlar, insanların doğru gelişimi için hayati önem taşır. Aksi takdirde, onları bir tür küçük kare alanın içine, hatta bir küpün içine koyarsınız ve hayatlarının geri kalanında bundan kurtulamazlar. Düşüncelerini biçimselleştirirsiniz.

Soru: Böyle yaparak tüm bu ilerlemeyi durduruyor musunuz? Ama aslında bu ilerleme olağanüstü de olabilirdi?

Cevap: Evet.

Soru: Bu durum öğretmenlerden ne talep eder?

Cevap: Bu, öğretmenlerin bugünkü öğretmenlerden farklılaşmasını talep eder. Her şeyi yıllar içinde yeniden yapmamız gerekiyor. Ama çok farklı sonuçlara ulaşacağız.

Soru: Bunu fark ettiğimizde, hiç “uçurumdan atlamamız” gerektiğini anlayacak mıyız?

Cevap: Büyük bir devrim yoluyla.

Soru: Neyin değişmesi gerekiyor? Milli Eğitim Bakanlığı, biliyorsunuz, her şey burada birbirine girmiş durumda, tüm bürokratik sistem.

Cevap: Hepsinin!

Yorum: İstemeyeceklerdir…

Yorum: İsteyip istememelerinden, bunun için savaşıp savaşmamamız gerektiği konusundan bahsetmiyorum. Hiçbir şey talep etmiyorum.

Soru: Peki bu nasıl olacak?

Cevap: Bilmiyorum. Ben sadece gerçeği söylüyorum.

Soru: Düşüncelerimiz, yukarıdan değiştirilebilir mi?

Cevap: Yukarıdan her şey yapılabilir. “Yukarıdan” derken hükümeti kastetmiyorum.

Soru: Yani üst güç düşüncelerimizi değiştirebilir mi?

Cevap: Evet.

Soru: Bu hangi durumda gerçekleşir?

Cevap: Kesin bir şey söyleyemem ama bana öyle geliyor ki, sahip olduklarımızdan tamamen vazgeçtiğimizde…

Ne yazık ki, bu ögeye yorum yapma özelliği kapatılmış.

"Kabala ve Hayatın Anlamı" Yorumlar RSS Feed