Daily Archives: Eylül 4, 2025

Sonsuzluğun Dairesel Kısıtlaması

Sonra, tam orta noktadan boş bir yer, hava ve boş bir alan kaldı. Ve bu kısıtlama, o boş orta noktanın etrafında bile dengeliydi, öyle ki boşluk yer her tarafta dairesel, tamamen eşitti. Dik açılı bir kare şeklinde değildi, çünkü Eyn Sof da kendisini her tarafta eşit bir daire gibi kısıtlamıştı. (Baal HaSulam, On Sefirot Çalışması, Cilt 1, Kısım 1, Bölüm Bir, #4).

Işığın tarafından bakıldığında, hiçbir derece yoktur ve her şeyi eşit şekilde doldurur; bu yüzden Malchut, ışıktan aldığını hissederek eşit bir kısıtlama yapmıştır. Bu noktada, üst ve alt arasında hiçbir fark yoktur, derece yoktur, yalnızca kişinin kendi iyiliği için herhangi bir alıma karşı tamamen eşit bir tutumu vardır ve bu, onun içinde ifşa olur.

Kısıtlama, en küçük ve en büyük egoist arzular için aynı şekilde işler. Sanki Malchut şöyle der: “Eğer ihsan etmeye yönelmemişsen, o zaman bana ait değilsin!” ve tüm bu nitelikleri kendinden uzaklaştırır.

Bu çok incelikli bir ilkedir. Saf, küresel, son derece adil ve talepkar bir yaklaşımı gösterir ve bizlere son ıslahın (Gmar Tikkun) durumuna dair bir fikir verir. Bu ilkede en küçük şey bile eşit ağırlık taşır; bütünün en küçük parçası bile ıslah edilmemişse, sanki hiçbir şey ıslah edilmemiş gibidir.

Milyarlarca arzu olabilir, ama aralarında büyük veya küçük, üst veya alt, sağ veya sol, hiçbir ayrım yoktur. Arzunun doğası önemli değildir: biri yemek, diğeri içmek, bir üçüncüsü dinlenmek isteyebilir. Önemli olan, bunu egoistçe mi yoksa ihsan etme amacıyla mı istediğinizdir? Bu tür katı ve seçici ilkeler maneviyatta etkilidir.

Her Şey Yaradan’a Bağlıdır

Soru: Çalıştığımız alıntılardan, Yaradan’ın çağrısı sonucunda kişinin tövbeye dönmek istediği ve utanç veya aşağılık hissedebileceği anlaşılıyor. Böyle bir his, Yaradan’ın sesini mi yoksa egomun sesini mi duyduğumu kontrol etmek için bir ölçüt müdür?

Cevap: Hayır, bu tam olarak doğru değildir. Gerçek şu ki, sürekli olarak Yaradan’a dönmeli ve O’nunla sürekli bağ kurmalıyız, ancak bunun yalnızca bize bağlı olduğunu ve Yaradan’a hiç bağlı olmadığını iddia etmemeliyiz.

Hissettiğimiz her şey Yaradan’a bağlıdır. Bunlar değişmeyen durumlar olsa bile, yine de Yaradan’dan gelirler. Bunları algılar, onlara göre değişir ve bu şekilde, sürekli değişimlerimizle, O’na daha da fazla yöneliriz.

Soru: Birliğe ve başkalarının iyiliğine yönelen düşüncelerin Yaradan’dan, beni uykuya iten düşüncelerin ise egomdan geldiğini ayırt etmek doğru mudur?

Cevap: İkisi de Yaradan’dan gelir, ancak aralarında ayrım yapmalıyız.

Her Şey Işıkta Vardır

Soru: Düşünce ışık mıdır? Ona ait olmayan bir şeyi ışıktan ne zaman ayırabiliriz?

Cevap: Hayır, ışığın içinde olandan başka bir şeyden bahsedemeyiz.

Soru: Öyleyse arzu da ışık mıdır?

Cevap: Evet.

Soru: Her şey ışıktır. Peki, yaratılışın kendi kendini belirlemesi, yani Yeş mi-ayin (“yoktan var olma”) noktası da ışıkta mıdır?

Cevap: Evet, her şey ışıkta vardır.

Soru, Karanlığın Bir Parçasıdır

Soru: “Bir, Eşsiz ve Birleşik” ifadesi, “en yüce olandan daha yüce” anlayışıyla nasıl örtüşür?

Cevap: İleride TES çalışacağız ve bunun ne anlama geldiğini göreceğiz.

İnsan binlerce soru sorabilir. Asıl önemli olan, bu soruların Baal HaSulam’ın bizi yönlendirdiği aynı kanal boyunca birlikte akmalarıdır.

Soru: Yaradan’ın ışığı ürettiği ve karanlığı yarattığı söylenir. Karanlık, yani kötülük yaratılış planında gerçekten var mıdır, yoksa sadece bizim hayalimiz midir?

Cevap: Esasında, içimizde beliren her bir soru, henüz insan tarafından anlaşılamamış olan karanlığın bir parçasıdır ve bu yüzden kişi kendini böyle bir durumda bulur.

Kime Soruyorum?

Soru: “O”, sonsuzlukta var olan ışık anlamına gelir ve “O’nun Adı” sonsuzluğun ışığının içindeki yerdir, arzudur. Yaradan’a dönmek ve dostlarım adına sormak istediğimde, ne hayal etmeliyim, kime hitap ediyorum?

Cevap: Her şeyi var eden, içinde var olduğumuz, etrafımızı saran ve hissettiğimiz güce hitap ediyorsunuz. İşte siz buna “Yaradan” diyorsunuz.