Monthly Archives: Temmuz 2025

Bir Sarkaç Gibi

Soru: Sağ ve sol çizgilerin birleşmesi bir sarkaca benzer. Birinin diğerine dönüştüğü noktaya nasıl daha hızlı yönlendirebiliriz ve genişlikten bağımsız olarak, orta çizgiye dönüşmesine yardımcı olacak bir mekanizma oluşturabiliriz?

Cevap: Gerçekten de manevi yolda, bir yandan diğer yana salınan bir sarkaç gibiyiz. Önce olumsuza, sol tarafa doğru hareket eder ve içimizde egoizm birikir. Daha sonra, grup içinde çalıştıkça, inceledikçe ve dağıtımla meşgul oldukça, sarkacın sağa doğru sallanmasına neden olan üst ışığı çekeriz.

Sarkacın eylemlerimizle orantılı olarak sallanması ve bizim de onun üzerinde kontrol sahibi olmamız için genişliği nasıl artırabiliriz? Bu yalnızca onluda başarılabilir. Başka bir yolu yoktur.

Eğer Yaradan’a benzer olmayı arzu ediyorsak, bu grup içindeki karşılıklı etkileşimimiz yoluyla olmalıdır. Bunun için en az iki kişiye ihtiyaç vardır: biri diğerinin egoizmine karşı çalışır, bu da kişinin kendi egoizmine karşı çalışması anlamına gelir. Sonuçta, biri karşıma çıkar çıkmaz egoizmim tetiklenir. Aksi takdirde, tamamen hayvansal bir koşuldayımdır ve yalnızca bedensel tatmin arayışındayımdır.

Ancak kendim gibi biriyle karşılaştığımda ve aramızda kıskançlık, haset, rekabet veya çeşitli karşılıklı ilişkiler gibi duygular ortaya çıktığında gerçek egoizm harekete geçer. İşte bu sayede ilerleyebilirim.

Bu süreci hızlandırmanın tek yolu bir grup içinde, bunun bizim kolektif mücadelemiz olduğunu anlayarak hareket etmektir.

Grubu Ne İleri Götürür?

Soru: Ortak duygularımızın grubu ileriye taşıdığını söyleyebilir miyiz?

Cevap: Bizi ileriye götüren şey, tam da en merkezi nokta olan, dengemizin noktası olan, içinde Yaradan’ı ifşa etmeye çabaladığımız birliğimizdir.

Dinamik dengeyi korumak için birlikte birbirimize ihsan etmek ve birbirimizden almak istediğimizde, onlumuzdan sürekli yükselen bir platform inşa ederiz.

Bu süreçte bazıları sol çizginin egoizmini deneyimlerken, diğerleri sağ çizginin ihsanını deneyimler. Bu şekilde, bu hareketlere bağlı olarak değişen ve yükselen bir disk üzerindeymiş gibi sürekli yükseliriz. Ancak anahtar, hepimizin birleştiği diskin merkez noktasıdır. Yaradan’la olan bağımız aracılığıyla bu birlik içinde O’nu ifşa ederiz.

Yaradan’ın ifşa edildiği yerde, kısıtlama (Tzimtzum), perde (Masah) ve Yaradan’la çarpıcı bir bağ (Zivug de Hakaa) yardımıyla bir Partzuf inşa etmeye başlarız. Tüm bunlara bizim hakim olmamız gerekiyor.

Bütünsel Destek

Soru: Bazı dostlar 20 yıldır bu yolda ama ben bir yılı aşkın süredir bu yoldayım. Hepimizin “vermek uğruna vermek” için bir araya geleceğini söylüyorsunuz.

Ne deneyime ne de dostlarımın duygularına sahipsem bunu nasıl anlayabilirim?

Cevap: Kendinizi bu işe dahil olan insanların arasına yerleştirmelisiniz; bunun için çalışın ve çabalayın, o zaman akıntının sizi alıp ileriye taşıyacağını hissedeceksiniz.

Soru: Küresel bir ideolojik grubumuz var. Onların desteği yaklaşan kongrede “ihsan etmek için ihsan etme” seviyesine ulaşmamıza nasıl yardımcı olacak?

Cevap: Onlara tutunmalısınız, o zaman onlar da sizi destekleyecektir.

Kalbini Değiştir

Soru: Ağladıkça, bunların kendim için döktüğüm gözyaşları olduğunu fark ediyorum ve Yaradan için ağlamak istiyorum. Bunu nasıl yapabilirim?

Cevap: Bunu yapmak için kalbinizi, arzunuzu değiştirmeniz gerekir. Ancak o zaman başkası için ağlayabilirsiniz. Aksi takdirde, tüm gözyaşlarınız kendiniz için olacaktır.

Soru: Kalbimi nasıl değiştirebilirim?

Cevap: Bunu Yaradan’dan talep etmelisiniz. Ama burada bir avantajınız var çünkü Yaradan özellikle kalplerini değiştirmek isteyenleri duyar. Talep etmeniz gereken şey budur! Sadece bunun için!

Ruh Yükselmek İçin Çabalar

Islah sürecinde ruhlar üst dünyalardaki manevi merdivenin derecelerinde yükselirler. Bu, ihsan etme giysisine bürünmüş olan alma arzusunun ıslah yoluyla yukarı doğru yükseldiği anlamına gelir.

Üst ışık arzunun bulunduğu dereceye iner. Eğer arzu kendisini tek bir bütün halinde birleşecek kadar iptal ederek ışıkla aynı hizaya getirebilirse, ışık onu daha yüksek bir dereceye yükseltir.

Böylece bir ruh, ışıkla birleşmiş ve daha da yukarıya yükselmeyi arzulayan ıslah olmuş bir alma arzusu olarak tanımlanabilir.

Merdivenin Basamakları Hakkında Sohbetler, Kısım 29

Kişi Toplumun Kendisini Etkilemesine İzin Vermeye Ne Zaman Hemfikir Olur?

Kendi gücümüzden umudumuzu kestiğimizde grubun bizi etkilemesine mecburen izin veririz. Baal HaSulam “Mektup No. 57”de şöyle yazar: “Bu dünyada insanın kendini çaresizlikte görmesinden daha mutlu başka bir durum yoktur. Bu demektir ki, çabalamış ve yapabileceğini düşündüğü her şeyi yapmış fakat bir şifa bulamamıştır.” Ancak o zaman kalbimizin derinliklerinden gelen gerçek dua için uygun hale geliriz.

Başlangıçta, doğamız başkalarının üzerimizde kontrol sahibi olmasına izin vermediğinden, dış etkiye direniriz. Hastaneye giden, yatan ve doktorların onları tedavi etmesine, ne gerekiyorsa yapmasına, yatıştırıcı vermesine, bedenlerini açmasına ve istediklerini yapmalarına izin veren ağır hasta bir kişi gibi, zorunluluktan gruba yöneliriz.

Sadece yetersizliğimizin kabulü uzlaşmayı getirir. Ondan önce direneceğiz çünkü “benliğimiz” bağımsız olarak yaratıldı ve kendini dünyada eşsiz hissediyor. Ve eğer dünyamızda gerçekten de sadece biz varsak, başka hiçbir şey yoksa, başkalarına nasıl boyun eğebiliriz ki?

Üst Bolluğun İnişi

Bu nedenle, İsrail ihsan etme eylemleriyle meşgul olduğunda, kökü yalnızca kendileri için haz almak olan dünya uluslarında bir gerileme olur. (Rabaş, Çeşitli Notlar, 371, “Yeryüzüne Konulmuş Bir Merdiven”.

Soru: Dünya ulusları için faydası nedir?

Cevap: Tüm ulusların birbirlerine daha yakın olmaları, birbirlerini daha iyi anlamaları, birlik için çabalamaları ve aynı zamanda Yaradan’ı edinebilmeleri.

Soru: Dünyanın durumu ile ilgili olarak kendimi nasıl test edebilirim?

Cevap: Sadece bunun gerçekleşmesini dileyin. Hepsi bu kadar.

Soru: Dünya grubumuzda iki ya da üç milyon öğrenci var. Sekiz milyar insanı ışığa doğru çevirebilir miyiz?

Cevap: Elbette yapabiliriz. Başaracağımıza eminim; aksi takdirde bu konuda zaman kaybetmezdim.

Başkalarını Doldurmaktan Gelen Haz

Soru: Yaradan, O’ndan bir şey aldığımda bundan haz alıyor. O’nun niteliklerine nasıl eş olabilirim?

Cevap: Yaradan bizi doldurmaktan haz alır. Bu nedenle, her birimiz kendimizin de başkalarını doldurmaktan haz alacağı bir koşula gelmeliyiz.

Soru: Yaratılanları onlardan alarak sevindirebilir miyiz?

Cevap: Bunu henüz yapamayız.

Soru: Ama bir insanın iptal olduğunu, bana kazanç sağladığını gördüğümde haz duyuyorum. Ben de aynı şekilde haz alabiliyorum.

Görünüşe göre hazzımız sadece birbirimize vermek değil, aynı zamanda birbirimizden almak mı?

Cevap: Evet.

Atalar Tarafından Yapılan Dualar

Soru: İbrahim, İshak ve Yakup’un dua yapmaları ne anlama gelir?

Cevap: İbrahim, İshak ve Yakup olarak bilinen atalarımız üç dua yapmışlardır. İbrahim zorunlu olan sabah duasını başlattı. İshak da zorunlu olan ikindi duasını başlattı. Yakup ise isteğe bağlı olan akşam duasını yapmıştır; ister dua edersiniz, ister etmezsiniz.

Bilmemiz gerekenler bunlardır; diğer her şey bu dualar üzerinde pratik yaparak ve çalışarak gelecektir.

Soru: Sabah ve öğleden sonra nasıl dua edilmelidir? Dualar bir dua kitabından mı okunmalıdır?

Cevap: Evet, dua kitabında yazıldığı gibi okuyun. İdeal olan, tüm onlu ile dua etmektir.

Soru: Sürekli dua etmeyi hedeflememiz gerektiğini söylüyoruz. Fakat sabah, ikindi ve akşam duaları olarak bölünmüşse, aradaki zamanlar ne olacak?

Cevap: Bu vakitlerde kendi başınıza dua edin.

Manevi Çalışma İle İlgili Sorular – 212

Soru: Bedensel hazları reddetmek çok kolaydır, özellikle de onlardan artık hiçbir tat almadığınız zaman. Ancak maneviyattan alınan haz o kadar büyük ki, bir insanın bundan nasıl vazgeçebileceğini hayal bile edemiyorum. Kişi manevi hazları kendisi için değil de Yaradan için olacak şekilde nasıl sınırlandırabilir?

Cevap: Kişinin kendisi için hazları nasıl reddedeceğini ve arzularını sadece Yaradan için nasıl yönlendireceğini birçok kez çalıştık. Özetlediğim gibi bu sırayla çalışın.

Soru: Dengeyi korumak için orta çizgide ne inşa edilmesi gerekiyor? Sonuçta, bize fazladan yirmi gram arzu verilirse, buna karşı koyamayız.

Cevap: Denge denen şeyi korumak için yalnızca ihsan etmeyi düşünmelisiniz.

Soru: Yemek, yansıyan ışığı alma anındaki manevi bir eylemdir. Varoluş için gerekli ışık miktarını nasıl hesaplayabiliriz?

Cevap: Böyle bir ölçü yoktur.

Soru: Yaradan’a bağlanmamız gerektiğini söylediniz. Bu nasıl yapılabilir?

Cevap: Yaradan’dan öyle güçlü bir bağ talep edin ki, O’ndan asla ayrılmayasınız.

Soru: Her zaman kafam karışıyor: yemekten haz almalı mıyız, almamalı mıyız? Yemeği hazırladığımızda ve Yaradan’a bizi bir araya getirdiği için teşekkür ettiğimizde, bu yemekten haz almalı mıyız?

Cevap: Kesinlikle.