Daily Archives: Temmuz 4, 2025

Şamati’yi Hissetmek

Soru: Baal HaSulam ve Rabaş, bize Şamati makaleleri şeklinde bir hazine bıraktılar. Bağımızı güçlendirmek ve birbirimizi daha fazla hissetmek için bu makalelerle daha derin çalışmayı nasıl öğrenebiliriz?

Cevap: Önce bir makale okuyun ve ardından grubun içinde erimek için çaba gösterin. Ardından, başka bir makale okuyun ve bir kez daha grubun içinde kaybolun. Bu şekilde dönüşümlü olarak devam edin ve her seferinde aynı makalede veya farklı makalelerde tamamen farklı koşullar göreceksiniz. Her şey size bağlı ve her seferinde yeni olarak algılanacak, son derece yeni.

Öğretmenim Rabaş, her zaman uykudan önce içinde Şamati makalelerinin kayıtlı olduğu defteri açar, birkaç satır okur ve sonra uykuya dalardı. Bu defter her zaman onun yanındaydı.

Onun ne derece Kabalist olduğunu ve şimdi okuduğumuz bu makalelerde ne gördüğünü bir düşünün – manevi dünyanın ne anlama geldiğini bile anlamayan bizler. O zaten tüm dereceler boyunca yükselmiş ve alçalmıştı, bir piyanodaki gibi gamlarını çalıyor, manevi dünyanın tüm alanı boyunca yukarı ve aşağı hareket ediyor, şu anda okuduğumuz aynı makaleleri okuyordu.

Bu nedenle her şey birbirimizle ne kadar bağda olduğumuza bağlıdır; böylece onluya özen göstererek ihsan etme niteliğini kendimizden ifade edebiliriz. Ve bu ölçüde Şamati’yi hissedeceğiz.

Neden Planlarımız Yaradan’ı Güldürür?

Soru: Bir adamın Tanrı’ya sormasıyla ilgili bir fıkra vardır: “Tanrım, seni güldürmenin en iyi yolu nedir?” Tanrı cevap verir: “Bana planlarından bahset.”

Neden planlarımız Yaradan’ı güldürür?

Cevap: Çünkü kişi plan yaptığında, sanki geleceği planlayabilecekmiş gibi, kendisini olup bitenlerin üzerinde görür. Bu hiç de haklı bir düşünce değildir. Bu nedenle, elbette O’nu güldürür.

Soru: Gerçekçi olalım. Kişi yaz için, tatil için planlar yapıyor. Ben de o gün için bir plan yapıyorum, bugün ne yapmam gerektiğini yazıyorum vs. Buna plan yapmak denir mi?

Cevap: Woland’ın ne dediğini hatırlıyor musunuz? Bir kişi kendini gelecek için programlayamaz. Bunu yapabilmesi için en az 1000 yıl önceden ne olacağını bilmesi gerekir.

Ben herhangi bir şeyi programlayabileceğimizi söyleyemem.

Soru: Plansız yaşamak mümkün mü?

Cevap: Planlarınızı bir kenara bırakır ve bir sonraki, daha yüksek seviyenin planlarını kabul ederseniz, plansız yaşamak mümkündür.

Soru: Bunlar ne tür planlar? O zaman hangi plana göre yaşayacağım?

Cevap: Üst doğanın, Yaradan’ın planına göre yaşarsınız.

Soru: Peki bu ne tür bir plandır?

Cevap: Bu, hayal edebileceğiniz her şeyin tek bir şey olduğu anlamına gelir: O’nunla yakın temas içinde olmak.

Soru: Ve bu artık O’nu güldürmüyor mu?

Cevap: Bu O’nu güldürmez. Siz sadece bunu başarmak istiyorsunuz ve ne olacağı sizin için önemsiz. Önemli olan sadece bu planların sizde gerçekleşmesini istemenizdir.

Soru: Yaradan’ın planlarının ne olduğunu bilmekle bile ilgilenmiyor musunuz? Sadece kendinizi tamamen adıyor musunuz?

Cevap: Evet.

Soru: Bir insan böyle yaşayabilir mi?

Cevap: O’nun planlarını gerçekten kontrol edecek misiniz?

Soru: Ben gerçekten yapamam. Ancak yine de, bunu telaffuz etmek bile birileri için korkutucu olabilir. Ya O’nun şöyle planları varsa…

Cevap: Her neyse, bunlar zaten üst planlar.

Soru: Yani bir üst planın önünde benim tamamen iptal olmamla mı ilgili?

Cevap: Evet.

Soru: Bu Yaradan’ı güldürüyor mu?

Cevap: Yaradan sevinir.

Soru: Beni neden böyle “büktüğünü” söyleyebilir misiniz?

Cevap: Planlarınızı bilinçli olarak değiştirmek isteyesiniz diye.

Soru: Yani ruhumu alıp bastırıyor muyum?

Cevap: Evet.

Soru: Tüm bunların benim gururum olduğunu, şu anda genel olarak gururdan bahsettiğimizi söyleyebilir miyim?

Cevap: Elbette.

Yorum: Ve Yaradan ondan şunu istiyor…

Cevabım: Kendi başına çıkarmasını istiyor.

Yorum: O’nun üzerimizde gerçekleştirdiği operasyon pratikte anestezisizdir.

Cevabım: Kişi kendisinde kötü olan ve kendisine müdahale eden şeyin bu olduğunun farkına varmalıdır.

Soru: Peki burada ağrı kesici yok mu? Acıya katlanmak gerekli mi?

Cevap: Evet.

Soru: Hangisi daha önemli: sonucun kendisi mi yoksa planlama süreci mi?

Cevap: Elbette her ikisi de diyebilirim. Ancak asıl önemli olan hala sonuçtur.

Soru: Örneğin planlar suya düştüğünde. Pek çok insanın planları suya düşer ve bugün bunların pek çoğu suya düşmüş durumda. Bir kişi buna verdiği tepkiden daha farklı bir tepki verebilir mi? Bir şekilde daha sakince.

Cevap: Bu onun hazırlığına bağlıdır. Eğer tüm planlarının gerçekleşmeyeceği ve onları Yaradan’ın planlarıyla değiştirmek zorunda kalacağı gerçeğine önceden hazırlanmışsa, o zaman bunu sakince atlatacaktır.

Soru: Yani, ben planlıyorum ama olacak olan Yaradan’ın istediği şey mi?

Cevap: Evet.

Soru: “Planlıyorum” cümlesinin doğru başlangıcı bu mudur?

Cevap: Bir kişinin plan yapması gereklidir. Ancak her halükarda gerçekleşecek olanın kendisinin değil Yaradan’ın planları olduğuna kendini ikna etmelidir.

Soru: Yani ben istediğimi yapacağım ve Yaradan’ın karar verdiği gibi mi olacak?

Cevap: Evet.

Soru: Bu şekilde mi yaşamalıyız? Bu doğru bir mesaj mı?

Cevap: Evet. Her zaman şunu eklersiniz: “Eğer Yaradan isterse.”

Neden Kongrelerde Toplanıyoruz?

Soru: Kişi kongrede doğru ve gerçek duaya nasıl ulaşılabilir?

Cevap: Kongreye katılan herkes neden geldiklerini ve Yaradan’dan ne talep edeceklerini anlamalıdır. Ben kongreye diğerleriyle öyle bir bağ içinde olmak için geliyorum ki, bu bize Yaradan’la aramızdaki duvarı yıkabilecek ortak bir güç versin.

Bu nedenle kongreye başkalarıyla birleşmek, onlardan etkilenmek ve bunu ne kadar iyi yapabildiklerinden, nasıl yönettiklerinden ve getirdikleri güç ve fırsatlardan ilham almak için geliyorum. Çok uzaklardan gelmiş, istekli, içine hapsolduğumuz kabuğu kırmak için bir şans olduğunu anlayan dostlar görüyorum.

Baal HaSulam bir turpun içinde yaşayan ve onun acısıyla beslenen bir solucan örneğini verir, tüm dünyanın böyle olduğunu düşünür. Ama kafasını dışarı çıkardığında, güneş ışığını, ışığı görür ve kuşların şarkı söylediğini duyar: “Ah, ne güzel bir dünya! Daha önce neredeydim ben?”

İhtiyacımız olan şey bu: içinde bulunduğumuz turpun kabuğunu kırmak çünkü onun ötesinde hiçbir şey göremiyoruz. Kongreye birbirimizin izlenimlerini ve ilhamlarını özümsemek ve birlikte Yaradan’a yönelmek için geliyoruz.

Manevi Çalışmada Bir Dost

Soru: Onluda bir dost ne demektir?

Cevap: Dosta “haver” denir. “Haver”, ‘hibur’ yani bağ kelimesinden gelir. Bağ, doğal arzularımızda farklı olduğumuzu ve aynı zamanda tek bir amaçta birleştiğimizi ima eder.

Diyelim ki bir Kli ve ikinci bir Kli var ve bunlar birbirleriyle bağ kuramazlar ama birleştikleri tek bir hedefe ulaşmak için çalışabilirler yani sadece Yaradan’da birleşiriz ve başka hiçbir şekilde birleşmeyiz.

Yaradan’da birleşmek, O’nunla bütünleşmek için kendi egoizmlerini iptal etmeye hazır olan egoistlere dost denir. Ya kadın ya da erkek, ama aynı cinsiyetten. Bizi sadece Yaradan birleştirebilir ve biz de bunu sadece O’ndan isteyebiliriz. Bu gerçek bir dua olmasa bile, yine de talep edebiliriz.

Eğer kişi, Yaradan’a ulaşma hedefini seçerse, o zaman bu ancak farklı arzuları tek bir hedefte birleştirerek başarılabilir. Bu nedenle en küçük grubun iki kişi olduğu söylenir.

Ancak bütün bir grup oluşturmak için on kişi olması arzu edilir. Rabaş ilk makalelerinden birinde bunu yazar, dokuz kişi değil, on bir kişi değil, tam olarak on kişi. Bu neden böyledir? Bunu direkt ışığın dört safhasının ortaya çıkışında, on Sefirot’un yapısında öğreniyoruz.

Manevi Çalışma İle İlgili Sorular – 199

Soru: Yaradan’ın sevgisini hissettiğimde neden bu bana çok ağır geliyor ve karanlıkta kalmak istiyorum?

Cevap: Bu tür zorluklar, sıkıntılar ve engeller bize kasıtlı olarak içimizde Yaradan’a karşı gerçek bir arzu geliştirmek için verilir.

Soru: Onlu olarak “gücümüzün üstünde” sınırına nasıl ulaşabiliriz?

Cevap: Birlikte. Birbirimize yardım etmediğimiz sürece tek birimizin bile Yaradan’ın en kolay, en küçük emrini bile yerine getiremeyeceğini anladığımızda.

Soru: Eğer her bir kişi kendi katkısı ölçüsünde Yaradan’ı onlunun içinde hissedebiliyorsa, grubun merkezi ve Yaradan hakkında birleşik bir hissi nasıl elde edebiliriz? Sonuçta herkes kendi kapasitesine göre katkıda bulunur.

Cevap: Fark etmez; yön aynı kalır.

Soru: Yaradan’ı memnun etme arzusunu nasıl geliştirebiliriz ki O’na memnuniyet getirebilelim?

Cevap: Bunun için O’nun hakkında düşünmeliyiz. Düşünce bu özel biçimde gelmelidir: Özellikle O’nu memnun etmek için bir şey yapacağım.

Merdivenin Basamakları Hakkında Sohbetler, Kısım 1

Kalbin Derinliklerinden Gelen Dua

“Yarısı” yazıldığına göre, yarısından fazlasının bizden talep edilmediğini anlıyoruz; bizim yarımıza ‘dua’ deniyor. Dua, duygularımızın bir sonucu olarak kalbimizden fışkırır. Kalbimizdeki duyguyu aklımızla eleştirmeye başlamadan, onun hakkında düşünmeye ya da onu anlamaya başlamadan önce, kalbin derinliğinden kopup gelmelidir. Biz onu kontrol etmeye çalışmadan önce, kalpte saklı olan duyguya “dua” denir.

Eğer dua, bizim onu kontrol etmemizden önce geliyorsa, neden sanki dua bizim çabalarımıza ya da özgür seçimimize bağlıymış gibi bize dua etmemiz ve duaya ulaşmamız gerektiği söyleniyor?

Yanıt, bizi doğru arzuya ulaştırmaya yardımcı olan çeşitli eylemler ve araçlar yoluyla “dua” adı verilen arzuya ulaşmamız gerektiğidir. Dua bir özettir; hazırlıklarımızın sonucudur. Buna göre, her dua ettiğimizde, Yaradan’la kalbimizde belli bir tür bağ hissederiz ve Yaradan’a duamız her zaman yenidir.

Bir kişi, iki bin yıl önce Büyük Meclis’in Adamları tarafından yazılmış sıradan bir dua kitabını açabilir ve her gün aynı kelimeleri söyleyerek her gün yeni bir şey hissedebilir. Yorum o kadar çok değişir ki, dün söylenen sözler artık bugüne uymaz. Böyle bir duada, bugün söylediğimiz sözleri hiç söylememiş olduğumuzu hissederiz.

Dualarımızda hangi sözcükleri hedeflemeliyiz? Öncelikle Yaradan’ın yüceliğinden söz eden sözcükler olmalıdır. Neden? Çünkü Yaradan’ın yüceliğinde O’nun özünden -kim olduğundan ya da ne olduğundan- bahsetmeyiz; O’nun ihsan etme niteliklerden ve bu nitelikleri nasıl takdir ettiğimizden bahsederiz. Yaradan’ın ihsan etme niteliklerine ne ölçüde değer verdiğimiz, Yaradan’la olan bağımızın, yakınlığımızın ve uyumumuzun gücünü ne ölçüde ölçtüğümüzdür.

Ortak Bir Dua Nedir?

Soru: Ortak bir dua nedir?

Cevap: Ortak bir dua, çok zor bir eylemdir. Şimdilik, her birinizin kendi duygularıyla, kendi sorunlarıyla Yaradan’a kişisel olarak yönelmesi en iyisidir.

Daha sonra aynı sorunlara ve duygulara sahip olduğunuzu hissetmeye başlayacaksınız. Bunları haklı çıkarabileceğinizden ve ıslah edebileceğinizden emin olmak için, Yaradan’a birlikte dönmeniz gerekir.

Bu koşul gelecektir; yakındır. Tek bir kişiden, Yaradan’la gerçek temasa doğru sadece bir ön, küçük bir adım olduğunu göreceksiniz. O’nunla bireysel olarak, her birimiz kendi başımıza, özellikle de tam ıslahın eşiğinde olduğumuz bu safhamızda, etkileşime geçemeyiz.

Nefret Edildiğimde

Soru: Nefret edildiğinizi hissettiğinizde, içsel tepkiniz ne olur?

Cevap: Neden böyle bir tepkiye neden olduğuma bakmam gerekir.

Soru: Yani bu tepkiyi neden tetiklediğinizi mi düşünürsünüz?

Cevap: Evet.

Soru: Diyelim ki nedenini buldunuz. Sırada ne var?

Cevap: Kendimi ıslah etmem lazım.

Soru: Bu ıslah ne anlama geliyor?

Cevap: Islah, bir dahaki sefere benden nefret etmek için bir neden olmaması için, kendimi geliştirmek anlamına gelir.

Soru: Nefret aslında egoizmin bir tepkisi midir?

Cevap: Evet.

Soru: Tamamen, kesinlikle mi?

Cevap: Kesinlikle.

Soru: Yani bugün kendi egoizminizle farklı bir konuşma yapıyorsunuz?

Cevap: Evet.

Soru: Sık sık Yaradan’ın kıskanç olduğunu söylüyorsunuz. Siz kıskanç mısınız? Öğrencileriniz sizi başka bir öğretmen için terk ettiğinde ne hissediyorsunuz?

Cevap: Tamamen kayıtsız!

Yorum: Bunu anlamak zor. Öğrenciye yatırım yaptınız, büyümesini izlediniz…

Cevap: Onu gerçeğe yaklaştırmak için elimden gelen her şeyi yaptım. Ve nihayetinde kendi yerinin öğrencilerim arasında olmadığını düşünüyorsa, bu onun hakkıdır.

Bir öğrenciyi nasıl köleye dönüştürebilirim? Bu herhangi bir yanlıştan çok daha kötü olurdu, onun özgür iradesini çalmak olurdu! İşte bu kadar! Bu neredeyse onu insan olma payesinden indirmek gibi bir şey.

Manevi Rahatsızlıklar

Soru: Tüm engelleri fiziksel düzeyde değil de manevi düzeyde, grup içinde aşmak mümkün mü?

Cevap: Evet, eğer zihinsel olarak tüm dünyayı grubun içine getirmeye ve tüm küresel, kişisel ve diğer sorunları özellikle grup içinde, onlu içinde, Yaradan’ın ifşa edilmesi gereken HaVaYaH’da çözmeye çalışırsak. O, orada gizlenmiş bir biçimde de olsa mevcuttur.

Soru: Manevi rahatsızlıklar nelerdir?

Cevap: Manevi rahatsızlıklar, dostlarımızla olan bağımızda ve Yaradan’la olan kolektif bağımızda ortaya çıkan rahatsızlıklardır. Başka hiçbir rahatsızlık yoktur. Kötü meleklerin ve diğer nesnelerin veya fenomenlerin tüm korkutucu isimleri, bizi birbirimizden uzaklaştıran, ancak aracılıklarıyla birbirimizle doğru ilişkiler kurduğumuz nitelikleri temsil eder.

Manevi Çalışma İle İlgili Sorular – 198

Soru: Geleceğin bir Kabalisti olarak, bir dostumun Yaradan’a yaklaşmasına nasıl yardımcı olabilirim?

Cevap: Her şeyden önce, siz zaten bir Kabalist olarak kabul ediliyorsunuz. Onunla olan bağınızı daha da güçlendirerek ve onu destekleyerek ona yardımcı olabilirsiniz.

Soru: Onluda, herkesi mükemmel olarak görüyorum, kusurları fark etsem bile, kendimi hemen iptal edebiliyorum. Ancak maddesel dünyada egoizm beni eziyor ve ıslah edilmesi gerekenin başkaları değil kendim olduğumu çabucak görmemi engelliyor. Bu neden böyle oluyor?

Cevap: Çünkü maneviyatta grubun desteğine sahipsinizdir.

Soru: Bize öğreten dostlarımızı nasıl “Rav yapmalıyız” ki Yaradan’la bağ kanalı olsunlar?

Cevap: Tüm dostlarınıza sanki sizden üstünlermiş gibi saygı göstermelisiniz. Onları öğretmen olarak dinlemenin hiçbir zararı yoktur.

Soru: Kaynakları çalışırken dostumuzu bir öğretmen olarak görmek zor değil. Ancak dersle ilgili sorulara gelince aramızda bir tür mücadele çıkıyor ve karar bile veremiyoruz. Onluda kararlar nasıl alınmalı?

Cevap: Sadece öğretmeninizin kim olduğuna, ne söylediğine ve ondan ne kabul ettiğinize göre.