Daily Archives: Temmuz 6, 2025

Dua İçin Sebep

Soru: Yaradan’dan bir sebep olduğunda mı dua etmeliyiz, yoksa kendimiz mi sebep aramalı ve onluda dua başlatmalıyız?

Cevap: Duanın nedeni sizin birleşme arzunuzdur.

Eğer yakınlaşmak istiyorsanız ve aranızda hala büyük anlaşmazlıklar olduğunu görüyorsanız, sizi daha fazla birleştirmesi için istemeden Yaradan’a dönersiniz. En iyi dua Yaradan’dan birleşme talep ettiğiniz zamandır.

Bu durumda, bundan ne kadar yoksun olduğunuzu ve birleşmeyi gerçekleştirmek için ne kadar güç aldığınızı gerçekten hissedersiniz.

Yaradan’la böyle bir temas en doğrudan ve en güvenilir olanıdır çünkü O sizden daha fazla bir şey beklemez. Yazıldığı gibi: “Kardeşlerin birlikte oturması ne kadar iyi ve ne kadar hoştur.” Birlikte – “gam yachad” (İbranice’de “birlikte de”), burada “de” Kabalistlerin açıkladığı gibi, “Yaradan’ın da onlarla birlikte oturduğu” anlamına gelir.

Ne İçin Dua Etmeliyim?

Soru: Ne için dua edebiliriz ve ne için dua etmeliyiz?

Cevap: Her şey için dua etmeli ve sadece Yaradan’a yönelmeliyiz çünkü başımıza gelen her şeyin kaynağı O’dur. Doğrudan O’ndan gelmeyen hiçbir şey yoktur.

Yaradan bizi bir arada tutan güç alanıdır. Biz bu alanda varız ve dua ettiğimizde, arzularımızla bu alanın ve onun fiziksel güçlerinin arzusunu uyandırırız, ki bu güçler ihsan etmek için çalıştıkları için bizim için hala zorlayıcıdırlar.

Biz egoistler almak için çalışırız ve bu alan manevidir; vermek için çalışır ve bu nedenle bunu hissetmeyiz. Ancak birleşmeyi istemeye ve egoizmin üzerine çıkmaya başladığımız an, Yaradan’ın alanına bir şekilde benzer hale geliriz.

O zaman onu etkileriz ve o da bizi etkiler. Bunlar fizik kanunlarıdır. Burada doğaüstü hiçbir şey yoktur.

Bu nedenle, tek bir hücrenin çalışmasından tüm organizmaya, akrabalarımızla, dostlarımızla ve dünyayla, her şeyle ve herkesle etkileşime kadar her şeyi, her küçük şeyi isteyebiliriz.

Merdivenin Basamakları Hakkında Sohbetler, Kısım 5

Tek Kalp, Tek His ve Tek Kaynakta Neden Bu Kadar Çok Ayrım Var?

Her seviyede, aracılıklarıyla Yaradan’ı ve O’nunla olan ilişkimizi hissettiğimiz duyusal araçlarımızı gittikçe daha fazla ıslah ediyoruz. O zaman dualarımız daha samimi hale gelir.

Sadece Kongrede Değil

Soru: Onlu gruplar, onlular arasında daha yakın bağlar kurmakla ilgilenmeli mi? Ve birlikte ne yapmalıdırlar?

Cevap: Ben belirli bir onlu grubun parçasıyım çünkü Yaradan’ı ifşa etmek istiyorum. Hayatımı bir hayvan gibi kemiklerim toprakta çürüyerek ve benden geriye hiçbir şey kalmayarak sonlandırmak istemiyorum. O’nu ifşa ettiğimde, içimde sonsuzluk ve mükemmellikten bir parça ortaya çıkarıyorum ve bu parça benimle kalıyor. İşte bu kadar. Ben zaten bizim dünyamızdan üst dünyaya yükseliyorum ve bu zaten benim içimde.

Bu nedenle, bir onlu grubun içinde olduğumda, Yaradan’ı edinmek için onunla birlikte bu seviyeye ulaşmaya çalışırım ki O, onlu aracılığıyla benim üzerimde etki etsin ve ben de onlu aracılığıyla O’nun üzerinde etki edeyim. Eğer başka bir onlu gruptan ek güç kazanabileceğimi hissedersem, onlumu onlarla bağ kurmaya teşvik ederim. Bu şekilde, Yaradan’ın üzerimizdeki etkisini arttırırız.

Söylendiği gibi: “Toplum ne kadar büyükse, Kral da o kadar yüksektir.” Hepsi bu kadar. Ancak bu yalnızca, tüm çabamı harcadığım bir onlu grubum varsa ve başka bir onlunun, bir başkasının ve bir başkasının daha bize yardımcı olabileceğini görüyorsam geçerlidir. İşte bu yüzden kongrede bir araya geliyoruz.

Her gün onlu gruplar arasında etkileşime girmesek bile kongrede bu imkâna sahip oluyoruz ve birbirimizle kaynaşıyoruz. Kongredeki her ders sırasında farklı bir onlu grupta oturuyorum. Kiminle ve nasıl olduğunu bile bilmiyorum. Bu çok büyük avantajlar sağlıyor.

Her ders sırasında değişen spontane bir onlu gruptaki herkesin arzularını özümsüyorum. Başka bir deyişle, çeşitli farklı etkileri deneyimliyorum ve bu çok yardımcı oluyor.

Çeşitli onlu grupları dinlediğimde, kendimi onların içine daldırdığımda ve kongreden daha önce sahip olduğumdan tamamen farklı izlenimlerle döndüğümde nasıl etkilendiğim hakkında şimdi kişisel olarak konuşuyorum. Katılımcıların arasında oturmadan bile bunun bana ne kadar fayda sağladığını uzaktan hissedebiliyorum.

Dolayısıyla her onlu grubun diğer gruplarla bütünleşmesi çok faydalı. Bu sadece kongrede değil, günlük hayatta da yapılabilir, tercihen kendi ana dilinizde. Bir onlu grup kendi iç gücünü artırmak istediğini hissettiğinde, uyumunu koruyarak başka bir grupla bağ kurabilir.

Özgecil Parça

Soru: Bilginin egoizm içinde hissettiğimiz şey olduğunu söylediniz. Bu, inancın onun üzerine inşa etmeye çalıştığımız şey, yani ruhumuz olduğu anlamına mı geliyor?

Cevap: Evet, bilgi egoizmdir ve inanç özgeciliktir, kendim için değil başkası için hareket ettiğimde bunun tam tersi bir niteliktir.

Yaradan egoizmi birçok parçaya ayırdı, böylece ya kendi egoist parçamdan ya da başkalarının iyiliği için çalışabilirim. Bu benim özgecil parçam olur.

Eğer Yaradan kabı kırmamış olsaydı, ihsan etme niteliğine ulaşmamın hiçbir yolu olmazdı. Kime ihsan edecektim? Ancak şimdi, kendi dışımda birine ihsan etmek zorundayım. Bu diğer kişi bir zamanlar benim bir parçamdı. Adem’in parçalanmasından önce hepimiz tek bir bedendeydik. Şimdi onlar benim dışımda, bu yüzden onlardan nefret ediyor ve reddediyorum.

Ama sanki benimle birlikte tek bir arzu içinde, tek bir bedende, tek bir bütünmüş gibi onlar üzerinde çalışırsam, o zaman özgecil davranmış olurum.

Yaradan’ın Gözleriyle Hareket Edin

Soru: Bazen Yaradan’ı ifşa etmek için çabalamamız gerektiğini, bazen de mantık ötesi inançla hareket etmemiz gerektiğini söylüyoruz. Neden körü körüne gitmeliyiz?

Cevap: Mantık ötesi inançla hareket etmek, Yaradan’ın gözleriyle yürümek demektir, körü körüne değil. Manevi dünyayı egoist bakış açınızla göremezsiniz, ancak egoizmin üzerine çıkarsanız görürsünüz.

Bu nedenle, mantık ötesi inançla yürümek için koşul verilmiştir. Sadece başka bir duyu organına ihtiyacınız var ve ona yönlendiriliyorsunuz.

Duaya Uyum Sağlayın

Soru: Onluda birlikte bir dua oluşturduğumuzda, bu hala Yaradan ile kişisel bir diyalog kurduğunuz zamanki kadar içsel hissettirmiyor. Kabalistler duaları birbirleriyle tartışıp oluştururlar mıydı, yoksa bu modern bir uygulama mı?

Cevap: Kabalistler birbirleriyle sık sık konuşurlardı, ancak sadece bir sonraki dereceye yükselme hakkında.

Soru: Kalbinizden gelen dua onluda ifade ettiğimizle aynı hizada mı olmalıdır?

Cevap: Evet, kişinin birden fazla duası olamaz.

Soru: Diyelim ki dostlarım için, dünya için, bilgeler için gerçekten dua etmek istiyorum ve bu benim yalnızken uyandırabildiğim gerçek acım. Bunu onlu içindeki diyalogda hemen ifade edemiyorum. Yalnızca bir kelime yığını olarak sonuçlanabilecek bir şeyler yazmak yerine önce duaya uyumlanmaya çalışmalı mıyım?

Cevap: Evet, onludaki dostlar arasında ilerlemek için, Yaradan için, aralarında yukarıdan bir yanıt uyandıran bir bağ için açık, birleşik bir özlemin olduğu bir koşula ulaşmalıyız.

Soru: Kabalistler kendilerini dua için nasıl hazırlarlardı? Bizim için sanki metinleri okuyup sonra da sanki apaçık bir şeymiş gibi hızla duaya geçiyoruz. Ancak hazırlık en önemli kısımdır.

Cevap: Hazırlık budur. Bir müzik aletini akort etmek gibidir: eğer doğru akort edilirse, melodi ahenkli olacaktır.

Hata Yapmaktan Korkmayın

Soru: Bir kişinin hem iyi hem de kötü bir eğilimi olduğu ve bedeninin belirli bir emri yerine getirmeyi kabul edip etmediğini test etmesi gerektiği söylenir. Manevi yolda beden (kötü eğilimimiz) her zaman iyi eğilime karşı çıkar. Onun rızasını kazanmak ne anlama gelir?

Cevap: Emri yerine getirmeyi gerçekten istiyormuş gibi biraz çaba göstermeli ve bunun yaratılışın doğasıyla ne kadar çeliştiğini hissetmelisiniz. Sonra bundan geri adım atın ve Yaradan’dan aynı eylemi gerçekleştirmenize yardım etmesini talep etmek için güç bulun.

Soru: Peki ya eylemi gerçekleştirirsem ve hata yaparsam?

Cevap: O zaman bir hata yapmışsınızdır. Bu, Yaradan’dan size hatalı olduğunuzu, kötü bir eylemde bulunduğunuzu, hatta belki de Yaradan’a karşı korkunç, berbat bir eylemde bulunduğunuzu, ama şimdi bunu fark ettiğinizi ve bundan derin pişmanlık duyduğunuzu açıklamasını isteyebileceğiniz anlamına gelir. Böyle bir durumda, eylem sanki hiç olmamış gibi silinir.

Soru: Onlu çalışmasında sık sık bazı dostlar birliğe doğru belirli bir eylemde bulunmayı kabul ederken, diğerleri bunun yanlış olduğuna inanır. Harekete geçmenin ve eylemin doğru olup olmadığını görmenin daha iyi olduğu gerçeği bize nasıl rehberlik edebilir?

Cevap: Uygulamada gerekli olduğuna inandığınız her şeyi yerine getirmelisiniz. Eylem yanlış, verimsiz veya Yaradan’ın iradesine aykırı olsa bile, yine de ondan çok şey öğreneceksiniz. Bu nedenle, hiçbir koşulda kendinizi geri tutmamalısınız; yapabileceğiniz her şeyi yapın.

Onluları Nasıl Güçlendirebiliriz?

Onluları nasıl güçlendirebiliriz? Bunun ancak ortak dersler ve ortak çalışma ile başarılabileceğine inanıyorum.

Ortak ders, derse bağlanmak, onu kendi aranızda tartışmak ve herkesin birlikte çalıştığı ortak bir alan yaratmak anlamına geliyor.

Ama en önemlisi kolektif dağıtımdır. Materyalleri yazdığınızda, işlediğinizde, tercüme ettiğinizde ve çeşitli kaynaklarda yayınladığınızda, aranızda bir bağ yaratmış olursunuz. Bu şekilde Yaradan sizinle tek bir organizma olarak ilişki kurar.

Kafa Karışıklığı Bizi Bunalttığında

Soru: Yaradan, doğru olanı seçebilmemiz için kafamızı karıştırmak amacıyla bize bazen gereksiz arzular mı gönderiyor?

Cevap: Eğer böyle yapıyorsa, bu da bir yardımdır.

Soru: Bu kafa karışıklığından nasıl doğru bir şekilde çıkabilir ve bunu O’na yaklaşmak için kullanabiliriz?

Cevap: Geçecektir. Böyle pek çok koşuldan geçeceksiniz ve sonunda her şey açıklığa kavuşacak.

Kafanız mı karışık? Karmakarışık düşüncelerinizi yazın ve bize gönderin; dostlarımız bunları analiz edecek ve size cevap verecektir.

Soru: Yaradan neden hata yapmamıza izin veriyor?

Cevap: Islah edecek bir şeyimiz olsun diye.