Yaradan’ın Bir Enstrümanı Olmak
Sağ çizgiye ne zaman gireceğimize, sol çizgiye ne zaman gideceğimize karar vermek zor bir çalışmadır ve gelecekte bununla meşgul olmak zorunda kalacağız.
Her birimiz, bizi yolumuzdan alıkoyan kişisel rahatsızlıklarla karşılaştığımızda, onların üzerine yükselip, bütünlüğü yeniden tesis edeceğiz. Bizler, sırayla basılıp kaldırılan bir müzik aletinin tuşları gibiyiz.
Bazen birimiz daha büyük, bir diğerimiz daha küçük olur ve sonra bunun tersi gerçekleşir. Bu şekilde, Yaradan’ın bizimle nasıl konuştuğunu, bize nasıl on piyano tuşu gibi dokunduğunu ve dilini nasıl aktardığını hissedeceğiz. Yaradan’ın çaldığı müzik aleti hâline geleceğiz.
Melodi, hem minör hem de majör tonlarda, tüm koşullarımızı ve aramızdaki çatışmaları farklı seslerden oluşan bir senfoni halinde yansıtır. Bu nedenle her melodi çok farklıdır. Kral Davud’un Mezmurlar’ına bakarsanız, ne kadar kendine özgü olduklarını görebilirsiniz. Melodilerinin ne olduğunu bilmiyor olsak bile, yalnızca sözlerinden ve ritimlerinden bile onların ses olarak ne kadar eşsiz eserler olduklarını hayal edebiliriz.
Umarım, Kral Davud’un ilahilerini, onun göksel müziğini duyabileceğimiz bir dereceye yükselebiliriz; çünkü manevi dünyada hiçbir şey kaybolmaz. Kral Davud’un Mezmurlar’ı söylediği sesini duyabileceğiz.
Yaradan, bizimle tüm birincil kaynaklar aracılığıyla, Kabalistlerin eserleri aracılığıyla konuşur; çünkü onlar Yaradan’la yapışma hâlinden, edinimden, her zaman orta çizgide yazılmıştır.
"Kabala ve Hayatın Anlamı" Yorumlar RSS Feed

