Manevi Dünyaya Bir Asansör
Mantık ötesi inanç, sürekli geri dönmemiz gereken bir konu. Bununla ilgili olarak, yükselişler ve düşüşler yaşayacağız, tüm çalışmalarımız bu noktaya odaklıdır.
Mantık ötesi inanç, ihsan etmenin almaktan daha üstün hale gelmesidir, yani kişinin ihsan etme gücüyle yaşadığı bir koşula girmesi demektir. Doğal olarak, kişi yükselir ve tekrar düşer, ancak yavaş yavaş bu alanı, “Yaradan’ın kutsadığı alanı” fethetmeye başlar ve burada anlayış, farkındalık ve inanca tutunma arzusu içinde kalır.
Aldığım şeyi kontrol etmezsem, buna mantık ötesi inanç denir. Akıl yürütmediğim için, aldığımı doğrulamadım, sadece körü körüne inandım. Bu tür bir inanç aslında akıldan daha düşüktür; bilgi yoktur, sadece körü körüne inanç vardır. Maneviyatta bu durum inanç olarak kabul edilmez, sadece dinde kabul edilir.
Mantık ötesi inanç için, önce kendi fikrime sahip olmalı ve ona göre neler olduğunu bilmeliyim. Zarfta 1.000 dolar değil, 999 dolar, hatta sadece 1 dolar olduğunu biliyorum, ama yine de onu 1.000 dolar olarak kabul ediyorum. Bu fark, benim manevi derecemi belirler. Bu net iki noktaya sahip olmalıyım; mantık ve inanç, Malhut ve Bina.
Mantık ötesi inanç, o 999 doları tüm kalbimle 1.000 dolar olarak kabul ettiğim anlamına gelir. Elbette, bir mağazada bu şekilde davranmamalısınız, biz bu dünyadan değil, sadece manevi dünyadan bahsediyoruz. Manevi alemde, kişi mantık ötesi inançla ilerlemelidir, çünkü orada kendi anlayışımızın ötesinde, her seferinde daha da fazla Yaradan ile olan ilişkimizi inşa ederiz. Maneviyat, aklın gücüne değil, inancın gücüne dayanır.
Kabalistler’in söylediklerine dayanarak ilerlerim, çünkü kendi egoizmimin görüşüne güvenmek istemem. Üst olanla ilişkide kendimi iptal ettiğim ölçüde, üst olanın aklı ve kalbiyle birlikte ilerleyebileceğim inanç gücünü edinirim.
Maddi dünyada bu işe yaramaz, çünkü tek bir boyut vardır. Ancak manevi dünyada iki derece vardır: ben ve üstteki (üsttekinin AHP’ı). Üsttekinin AHP’nın görüşünü takip ederim. Kendimi üstteki görüşe dahil ederim ve ona bağlı kaldığım için onunla birlikte yükselebilirim. Bu, ancak onun inancım haline gelen görüşünü kabul ettiğim için mümkündür.
Aşağı ve yukarı dereceler arasındaki fark budur. Yukarıdakinin algısında (Kelim) orada 1.000 dolar vardır; benim algımda ise 999 dolar. 1 dolar eksik olduğunu, cebimde 1.000 dolar değil, 999 dolar olduğunu biliyorum, hissediyorum ve anlıyorum. Ama üstte olanın Kelim’inde 1.000 dolar var ve ben içimdeki o boşluğu üst olanın gücüyle dolduruyorum, O’nun sayesinde kendimi bütün hissediyorum.
Mantık ötesi inanç hakkında şöyle denir: “Gözleri var ama görmezler; kulakları var ama duymazlar.” Benim gözlerim, kulaklarım, kalbim ve zihnim var; ben zeki biriyim; kendi seviyemde her şeyi anlıyor ve hissediyorum, “sadece gözlerimin gördüklerine göre yargılıyor”, sağlam bir şekilde ayaklarımın üzerinde duruyorum.
Ama soru şu: Kendimden daha yüksek bir seviyeye nasıl yükselebilirim? Ne tür bir asansörle? “Ben” durumundan “Ben + 1” durumuna yükselmek için, duygularımı ve aklımı daha yüksek bir seviyedeki duygular ve akıl ile değiştirebileceğim asansör nerede?
Bunun için, mantık ötesi inançla gitmeliyim.
Yukarıdan, bana sürekli boş bir alan ifşa edilir ve ben bu alanı inançla doldurmalıyım. İnançla doldurduğumda, bu alanın akılla dolduğunu hissederim. Sonra yine karanlık açılır, inançla doldurulması gereken boş bir alan.
Ve bu inanç gücüyle, bir sonraki dereceye yükselirim ki bu da yine akıl olur.
Bizler böylece büyürüz: İbur–Yenika–Mohin (embriyo–emzirme–olgunluk), her seferinde yükselir ve bize ifşa olan karanlığı ve boşluğu, üstümüzde, bir sonraki derece olarak algılarız.
"Kabala ve Hayatın Anlamı" Yorumlar RSS Feed

