Sürekli Yaradan’ın Varlığı İçinde Yaşamak: Gerçekliği İfşa Etmek
Şu anda başımıza gelen her şey, üst güç tarafından düzenlenmektedir. Bizim görevimiz, Yaradan’ın bu boş alanı O’nun nitelikleri, güçleri, niyetleri ve eylemleriyle doldurmamız için bize yer açtığını hissetmeye başlamaktır. Buna, kendimizi içinde bulduğumuz gerçeklikte Yaradan’ı ifşa etmek denir.
Uzakta başka dünyalar yoktur. “Dünya”- (arzumuz) denilen tek bir gerçeklik içindeyiz. Bu arzuda, Yaradan’ın niteliklerini ifşa etmemiz gerekir. Tüm bu gerçeklik, ıslah etmemiz gereken arzumuzdur ve o zaman dünya Yaradan’ın nitelikleriyle dolacaktır. O’nu bu şekilde ifşa ederiz: “O’nun eylemlerinden O’nu bileceğiz” arzumuzun içinde, dışarıda bir yerde değil.
Yani gerçekliğimde hissettiğim her şeyin, sadece arzumun içinde gerçekleştiğini anlamamız gerekir. Bana, ben ve bu dünya varmış gibi geliyor ama aslında her şey arzunun içinde gerçekleşiyor. Bütün mesele arzunuzu Yaradan’ın varlığıyla dolacak şekilde nasıl değiştireceğiniz ve ıslah edeceğinizdir.
Soru: Gerçekliği Yaradan’ın varlığıyla doldurmak ne anlama geliyor?
Cevap: “Ben”imi hissettiğim bir nokta dışında, tüm gerçeklik Yaradan’dır. Başka hiçbir şey yoktur. O’ndan başkası yok ve bizler üst gücün içindeyiz. Soru şu ki, bunu nasıl ifşa edeceğiz? Bu bir gerçeklik algısı (ifşası) meselesidir.
Üst gücün ifşası, kendimizi gizlilik içinde bulduğumuz gerçeğiyle başlar. Bizim noktamız, üst derecenin AHP’ında (onun alt arka kısmında) bulunur.
Tüm dünya, tüm ışıktan boşaltılmış olan üst derecenin AHP’ıdır, onun ters tarafıdır ve bu nedenle dünyada Yaradan’ın varlığını hissetmeyiz. Ama eğer kendimizi bu dünyaya göre kısıtlarsak, anne karnındaki bir fetüs oluruz ve üst olan, bizim üzerimizde çalışmaya ve bizi büyütmeye başlar.
Kendini kısıtlamak demek, şu anki dünya algınız yerine, Yaradan’ı ve üst derecenin ters tarafını hissetmek demektir. Bu, benim tüm davranışımı değiştirecektir. Sonuçta, üstte olduğumu bilseydim nasıl davranırdım? Muhtemelen O’nun önünde kendimi tamamen feshederdim; tek sorun şu ki O’nu hissetmiyorum.
Peki, üst neden Kendisini kısıtladı ve O’nu hissetmeme izin vermedi? O bana seçme özgürlüğü vermek istiyor ki böylece ben Yaradan’ı hissetmeden, sanki O beni dolduruyormuş gibi davranayım! Yani, evde yalnız olan bir çocuk gibi davranmıyorum, sanki ebeveynlerim yanımdaymış gibi iyi ve doğru davranıyorum.
Soru: Gerçekliği Yaradan’ın nitelikleriyle doldurmak ne demektir?
Cevap: Bu, ihsan etme niteliğine mümkün olduğunca yakın olmak demektir. Biz egoistlerden beklenen ilk eylem kısıtlamadır. Egomu kısıtlarım, her zaman üstteki gibi olmaya çalışırım ve sanki tüm dünyayı O dolduruyormuş gibi davranırım.
Buna, “Kendimden başka kimse bana yardım etmeyecek.” denir. Üst gücü hissetmiyorum ama sanki yanımdaymış gibi davranıyorum. Kendi haline bırakılmış bir çocuk gibi değil, sanki ebeveynlerim evdeymiş gibi davranıyorum. Anlaşılan kendi içimde manevi bir program oluşturmam gerekiyor.
Ama bunu nasıl yapacağımı bilmiyorum, bu yüzden üst güçten talep ediyorum ve O da benimle oynamaya başlıyor.
"Kabala ve Hayatın Anlamı" Yorumlar RSS Feed

