Merdivenin Basamakları Hakkında Sohbetler, Kısım 144
Manevi Çalışmadan Neden Tat Almayız?
Manevi olarak maddesellikteki aynı modele göre ilerleseydik, maneviyatı bizim için daha iyi olduğundan dolayı tercih ederdik ya da hemen ardından daha iyi olduğu için maddeselliği tercih ederdik. Böylece alma arzumuzda her ikisini de arttırırdık.
Ancak, manevi tatmini edinmiş olanlara, bunun bizim için de değerli olduğunu tavsiye edenlere inanırsak ve kendimizi bu dünyada zaten sadece geçici hazları tadabileceğimize ve maneviyata özlem duymanın daha iyi olduğuna ikna edersek, Kabala ile ilgilenen bir gruba katılır ve onlardan, bu dünyanın hazlarının peşinde boşuna koşmak yerine maneviyatla nasıl tatmin olunacağını öğrenmeye başlarız. Kendi üzerimizde beyin yıkaması yaparız ve maneviyata olan arzumuzu yoğunlaştırırız.
Bu “ihsan etmek için” düşündüğümüz anlamına mı gelir? Hayır, sürekli olarak maneviyatın bize bir şeyler vereceğini hayal ederiz, tıpkı tüm hazların bize bir şeyler vermesi gibi. Buna Lo Lişma’da büyümek denir. Lo Lişma’dan Lişma’ya nasıl geçebiliriz? Özel bir çare (Segula) ile, çünkü Yaradan uğruna kendi başımıza düşünemeyiz.
Kendimizi başka türlü kandırmamalıyız. Gerçek budur. Her birimiz yalnızca kendi çıkarımızı düşünürüz ve güzel, yüce sözler bunu değiştirmez. Bizler yalnızca kendimizi düşünecek şekilde yaratılmışız. Sadece düşünmekle kalmıyoruz, aynı zamanda tüm bedenimiz, beynimiz, hormonlarımız, muhakemelerimiz, her hücremiz ve mekanik hareketlerden biyolojik olanlara kadar her seviyedeki her şey yalnızca kendi yararımız doğrultusunda hareket edecek şekilde gerçekten programlanmış ve yapılandırılmış bir koşuldayız. Bu bizim doğamıza işlemiştir. “İhsan etmek için” diyebiliriz ama yalnızca kendi yararımız için hareket ederiz.
Bu nedenle, yalnızca özel bir çare aracılığıyla Lo Lishma’dan Lishma’ya geçebiliriz. Bu çare bize Kabalistler tarafından onların kitaplarında verilmiştir ve Kabalistlerin yazdıklarıyla meşgul olduğumuz için ve onlar manevi dünya hakkında yazdıkları için, gerçekten Tora’nın verilmesi kavramıyla meşgulüz. Tora’nın verilmesi, kendimizi manevi dünyaya giden bariyeri aşmaya hazırlayabileceğimiz yukarıdan gelen bir araçlardır.
Yani, arzumuzun sürekli büyümesi, resmin sadece bir parçasıdır. Arzumuz hayvansal hazlardan paraya, onura, bilgiye ve son olarak da Tanrısallığa doğru büyür. Ancak Tanrısallığa yaklaştıkça, özel bir ekleme olur: sadece bir arzu diğerinin yerini almakla kalmaz, aynı zamanda Tanrısallık arzusunun “ihsan etmek için” denilen ek bir form kazanması gerekir.
Bir arzunun olumlu ya da olumsuz olması önemli değildir. Her tür arzu, içimizde ifşa olan en düşük koşuldan en yüksek koşula kadar sürekli olarak büyür. Örneğin ruhumuzda bir ton arzu varsa, bize her seferinde bunun yalnızca bir kısmı gösterilir; bir gram, beş gram, başka bir on gram, başka bir yirmi gram. Sanki her seferinde arzu kutumuzda biraz daha geniş bir delik açılıyor ve giderek daha fazla arzu hissederiz.
Arzular zaten içimizde mevcuttur. Sadece yavaş yavaş ifşa olurlar ve her seferinde daha güçlü ve daha büyük arzular olarak görünürler. Aşağıdan yukarıya doğru, bu dünyadan ıslahın sonuna kadar, mutlak arzu ölçüsünde büyürüz. Ancak, bunun yanı sıra, eğer “bu dünya” denilen belirli düzlemin ötesine geçmek istiyorsak, arzu kendi yararımıza değil, Yaradan’ın yararına yönlendirilmelidir.
"Kabala ve Hayatın Anlamı" Yorumlar RSS Feed

