Kök Ve Dal Yasası

Her dalın doğasının köküne eşit olduğu bilinmektedir. Bu nedenle dal, kökteki her davranışı arzular, sever ve imrenir ve kökte olmayan hiçbir davranışa tahammül etmez ve ondan nefret eder. Bu, her dal ve kökü için geçerli olan, bozulmaz bir yasadır. Çünkü O, tüm yarattıklarının köküdür, O’nda bulunan ve O’ndan doğrudan uzanan her şey, bizim için hoş ve keyiflidir. (Baal HaSulam, On Sefirot’un Çalışılması, “İç Gözlem”)

Üst güç, Yaradan, ihsan etme niteliğidir. Biz O’nun içinde var olanları severiz, O’nun kendisini değil. Örneğin, güzel yemek yemeyi severim ama yemek yapmayı sevmem; çok para sahibi olmak isterim ama çok çalışmayı sevmem.

Bizler, Yaradan’da bulunandan haz almayı seviyoruz. Ancak bunu elde etmek için O’nun niteliklerini edinmemiz gerekiyor ama bunu yapamıyoruz; bizim için bu tamamen gerçek dışı, çok uzak ve tatsız görünüyor.

Soru: Ben ve bir dal olarak benim doğam, kökümle hangi bakımdan örtüşüyor?

Cevap: Yaradan’da iyi olan şey benim için de iyidir. Üst Işığın sunduğu tüm doyumlar benim için hoştur: O beni bu şekilde yaratmıştır. Tek sorun, niteliklerim bakımından Yaradan’ın tam tersi olmamdır.

Ne yazık ki, bu ögeye yorum yapma özelliği kapatılmış.

"Kabala ve Hayatın Anlamı" Yorumlar RSS Feed