Yaradan benim ıslah olmuş niteliğimdir. Yaradan, yaratılan varlığın içinde ifşa olur ve bu nedenle İbranice’de ona “Bo-reh” – “Gel ve Gör” denir.
Islah olmuş halime, ıslah olmuş benliğime ulaşmalıyım; ıslah olmuş niteliklerimi göreceğim ve onlara “Yaradan” diyeceğim.
Yaradan’ı sadece kendi içimde, ıslah olmuş algı kaplarımın içinde ifşa ederim. Kendimin dışında hiçbir şey hissetmem. Tüm gerçekliği, var olan her şeyi, kendi içimde, hislerimde algılarım. Bu nedenle Zohar Kitabı, tüm dünyaların ve onları dolduran her şeyin, Yaradan da dahil, kişinin içinde olduğunu söyler. Çünkü bunlar yalnızca onun kendi içinde hissedilir. Her şeyin dışarıda, benden öteymiş gibi görünmesi sadece bana öyle gelir.
Bu illüzyon kasıtlı olarak verilir: “dışarıda” ve “içeride” hissiyatları arasındaki gerilim sayesinde, dünyayı, kendimi ve Yaradan’ı hem dışarıdan hem içeriden görebilme yeteneği kazanırım ve yaratılışı O’nun gibi algılayabilir hale gelirim: yaratılıştan önce, yaratılış sırasında ve sonrasında, gelecekteki “üst koşullarda”.
Manevi algı, “diğer insanların” arzularını hissetmeye dayanır; bu arzuları onlara ihsan etmek ve sevmek arzusuyla kendime bağlarım. Bu şekilde, arzum büyür. Ve diğer arzularla birleştiğim ölçüde, giderek daha geniş bir gerçekliği ifşa ederim.
Bizim dünyamızda, Asiya dünyasını ifşa ederiz, çünkü her insan kendi içinde, kendi benliğinde ve bu nedenle de egoisttik arzusu içinde kilitlidir.
Eğer Yaradan’a olan özlemde benimkine benzer arzuları olan bir grupla bağ kurmaya başlarsam, bu bağın ölçüsüne göre Yetzira dünyasını ifşa ederim. Çevreyle bir dereceye kadar tek bir arzuda birleşmişimdir ve bunun içinde “Yaradan” olarak adlandırılan, edindiğim ihsan etmenin ölçüsünü ifşa ederim.
Islah olmuş arzum içinde ifşa ettiğim olgulara ışık denir ve onun daha derin kaynağı Yaradan’dır. Sonra daha büyük bir egoist arzu, ‘ben’ bende ifşa olur. Ve bunun üstünde, grupla birleşme çabamla Beria dünyasını edinirim.
Bu şekilde tüm beş dünyayı ifşa ederiz. Baal HaSulam, “Kabala Bilgeliğine Giriş”te tüm dünyaların bir insanın içinde olduğunu yazar. Bu nedenle Kabala bilgeliği, Yaradan’ın yaratılana, yaratılanın içinde, onun ıslah olmuş arzularında (algı organlarında) ifşasıdır.
İhsan etme niteliğini ifşa ederek, onun kaynağını, yaratıcısını da ediniriz. Bu en içsel edinim, bizim Yaradan diye adlandırdığımız şeydir.
Filed under: Kabala, Maneviyat, Yaradan -
En İçsel Edinim için yorumlar kapalı