Yükselen Nesle Bir Bakış, Bölüm 3
Bir Kırlangıçla Yaz Gelmez
Soru: Kızım hâlâ çok küçük, ama ergenlik çağına geldiğinde ona ne olacağı konusunda şimdiden çok endişeliyim. Onu nasıl yetiştirmemi tavsiye edersiniz?
Cevap: Belirli bir durum için tavsiyede bulunamam, çünkü herkes herkesle bağlantılıdır. Birini diğerlerinden ayırmak imkânsızdır. Kişi, çevre yapay bile olsa toplumun ve çevrenin bir ürünüdür. Asıl sorun, yeni nesli yetiştirmek için bir programımızın olmamasıdır.
Soru: Bu, çocuk sahibi olan herkes için acı verici bir soru. Ne yapabiliriz?
Cevap: Çocukları gerçekten kimsenin umursadığını sanmıyorum. Ebeveynler sorumluluktan kaçıyor ve gençlerin sorunlarını duymak istemiyorlar. Şu anda söylediklerimi de dinlemek istemeyecekler; çünkü bunlar rahatsız edici şeyler. Hiçbir şey düşünmemek daha kolaydır, dedikleri gibi: “Çoğunluğun acısı, tesellinin yarısıdır.”
Herkes şöyle düşünüyor: “Benim çocuklarım diğerlerinden daha kötü değil. Onları farklı yetiştirirsem, yarının acımasız dünyasında yaşayamazlar. En iyisi herkes gibi olmaları.” Gerçekten de tek bir aile hiçbir şeyi değiştiremez; deyimde söylendiği gibi, “Bir kırlangıçla yaz gelmez.” Burada söz konusu olan bütün bir ülkedir.
Gelecek nesille ne yapacağımıza küresel ölçekte karar vermemiz gerekiyor. Küresel bir uzlaşıya, ne yapılacağına dair ortak bir tartışmaya ihtiyaç var. İnternette onlara verdiğimiz onca şeye rağmen çocuklar hâlâ bizim elimizde. Bu bizim sorunumuz ve bir çözüm bulmak zorundayız, çünkü onlar bizim sorumluluğumuz altında.
Bu mesele yalnızca tek bir ülke düzeyinde değil, UNESCO ve Birleşmiş Milletler düzeyinde de ele alınmalıdır. Artık bütün bu anlamsız işlerle uğraşmayı bırakıp genç nesli kaybettiğimizi fark etsinler. Eğitim nerede? Kültür nerede? Bunlardan geriye hiçbir şey kalmadı. Bu devasa kurumlar, yapmaları gerekeni hiç yapmıyorlar.
Genel ve küresel bir eğitim programına ihtiyaç vardır. Sonuçta ne interneti ne de ülkeleri kapatabiliriz; bu yüzden uluslararası bir yaklaşıma ihtiyacımız var. Bu konu en yüksek önceliğe sahip olmalıdır, çünkü genç nesli ilgilendirmektedir.
10, 15 ya da 20 yıl sonra onlar bizim yerimizi alacak ve hayatın sorumluluğunu bizden devralacaklar. O zaman ne olacağını bilmek istiyorsak, bugünün gençlerine, onları nasıl hazırladığımıza bakmalıyız. Ne yazık ki şimdilik iyi bir şey görünmüyor.

