Anlamla Yaşamak – Bölüm 2
Soru: Hayatın herkes için ortak olan tek bir anlamı olduğunu kabul etmek zor. Her insan kendi anlamını aramıyor mu?
Cevap: Görünen o ki, herkes her gün yeni bir anlam arıyor; yani bugünden haz alacak bir şey. Ama hayatın gerçek anlamı geçici olamaz: Eğer anlam tükenmişse, o zaman hiçbir anlam yoktur. Bir gün benim hayatım sona erecek ve başkalarını önemsesem bile, onların hayatı da sonsuz değil.
Hayatın anlamı ancak sonsuz olabilir. Eğer bu mevcut değilse ve yaşam süremizle sınırlıysa, o zaman ya kendimizi bazı hobilerde hayalî bir anlam bularak kandırırız ya da hiç anlam aramadan, sadece şimdiki anı yaşarız.
Soru: İnsan, hayatın sonsuz anlamını bulma gerekliliğine ne zaman gelir?
Cevap: Bu, içsel gelişime ve acının ölçüsüne bağlıdır. İnsan, hayatının anlamsız geçmesi gerçeğinden acı duymalıdır. Hayatı çok refah içinde, adeta krallar gibi olabilir; tek bir şey dışında hiçbir eksiği olmayabilir: “Peki ben ne için yaşıyorum?” Bu dünyada her şeye sahip olabilir ama bu onu tatmin etmez. Bu, insanın içsel ihtiyaçlarına bağlıdır.
Eğer kendimizi hayatın sonsuz, gerçek anlamı ile doldurmazsak, o zaman bu, beden ölene kadar bedensel seviyedeki yaşamdır. Ancak gerçek anlama yükselmek istiyorsak, bu soruya cevap veren amaçla her zaman bağda olmalıyız. Tüm evreni yöneten doğanın üst gücüyle bağ kurmalıyız. Ona ulaştığımızda, hayatın anlamını ifşa edeceğiz.
Üst güçle bağ kurun kişi, her şeyin özel bir amaç için yaratıldığını anlamaya başlar. Ve bir hedefle bağ kuran biri bu dünyada bir köke dokunursa, onu eylemlerine anlam katmak için doğru şekilde nasıl kullanacağını bilir. Bu dünyadaki her detayı doğru şekilde kullanarak, onun aracılığıyla daha yüksek anlamla bağ kurabilir.
Böylece kişi, tüm bu dünyayı kutsar ve onu bir zamanlar bu dünyanın genişlediği üst köke geri döndürür. Görünüşe göre dünyayı doğru şekilde kullanmayı öğrenir. Gerçi bu eylemler dışarıdan fark edilmeyebilir çünkü her şey kişinin niyetine bağlıdır.

