Daily Archives: Aralık 15, 2025

Bir Kabalistin Aklı

Yorum: Çok geniş bir zihne sahipsiniz, ancak insan beyni tüm evreni bu kadar geniş bir şekilde algılayıp hissedemez. Sizin içinizde bilgelik var.

Cevabım: Bu, manevi edinimin bir sonucudur, dünyevi seviyede zeki olmam değil. Dünyevi seviyede, Newton ya da Einstein değilim.

Soru: Peki bu engin bilginiz nereden geliyor?

Cevap: Gerçek şu ki, tamamen farklı bir arzu hacmine sahibim. Arzumun içinde, bu dünyada olan her şeye küçük çocukların oyunu gibi bakıyorum. Dünyamızı, tüm hacmiyle, tüm bağlantılarıyla yukarıdan aşağıya ve aşağıdan yukarıya bütünüyle kolayca kavrayabileceğim bir seviyede görüyorum. Benim için bu, bir sandviçe benzer.

Onun dört bölümden: cansız, bitkisel, hayvansal ve insan seviyelerinden oluştuğunu görüyorum ve bunların birbirleriyle nasıl etkileşime girdiğini ve insan seviyesinin sonunda yukarıya, manevi dünyaya yükselecek şekilde giderek nasıl geliştiğini ve diğer tüm seviyeleri de beraberinde yukarı çektiğini görüyorum.

Bunu tamamen spekülatif olarak, görsel şekilde görüyorum; ama bunu, içimde manevi bir Kli, manevi bir arzu geliştirmiş olduğum için görüyorum. Aksi hâlde, böylesine geniş bir hacimde ve böylesine net olarak, yukarıdan aşağıya göremez ve tabiri caizse onu bu şekilde yönlendiremezdim.

Dünyamızda, ‘birisi şöyle söyledi,’ ‘birisi böyle düşünüyor,’ ‘şuna göre,’ ‘buna göre’ gibi ifadelere dayanan çok fazla bilgi taşıyan, üstün zekâlı bilim insanlarıyla konuştum. Bilgi yığını içinde boğuluyorlar, onu sindiremiyorlar. Çünkü onlar bilgiye dayanırlar ve bu yüzden onlar için zordur.

Soru: Ama diğer insanların tüm koşullarını göremezsiniz, değil mi? Her şeyi bir tabaktaymış gibi görmek için her zaman her yerde değilsiniz.

Cevap: Evet, doğayı genel olarak görüyorum. Elbette tüm koşulları, tüm değişimleri, her insanın başına gelen ve yaşadığı her şeyi bilmiyorum. Sadece genel gelişim planını biliyorum. Ben bunu bizzat yaşadım ve bu nedenle başkalarının nelerden geçmesi gerektiğini anlıyorum; çünkü bireyin yolu ile bütünün yolu tamamen aynıdır.

Tüm dönüşümlerin ve değişimlerin doğasını biliyorum ve bu yüzden, bu benim için bir sır değil. Bir insanın özel koşullarını bilmem; başka birine bakıp ne düşündüğünü söyleyebilen, Wolf Messing gibi bir medyum değilim.

Bu arada, Kabala (dünyamızda birtakım duyu ötesi numaralar yapmak, çeşitli gösteriler gerçekleştirmek, yirmi basamaklı kesirleri, sayıları toplama gibi) böyle yetenekler hiç vermez. Geçmişi ya da geleceği bireysel anlamda görmeyi sağlamaz; yalnızca tüm gelişimin genel sistemini verir. Bu sistemin içinden nasıl geçtiğinizi hissedersiniz ve şu anda nelerden geçmekte olduğunuzdan, bunun nasıl gelişmesi gerektiğini anlarsınız.

Kişisel ruhlara girmezsiniz. Ve neden buna ihtiyaç var ki? Başkalarında ne görebileceğim ne fark eder ki?

Soru: Yani, yaşadığınız koşulları hatırlıyorsunuz ve sadece bu sayede bir insanda neler olup bittiğini mi anlayabiliyorsunuz?

Cevap: Elbette, sadece kendi deneyimimden ve sadece bugün bulunduğum dereceye bağlı olarak. Eğer bana bu derecenin üzerindekiler hakkında bir şey sorarsanız, sadece tahmin edebilirim; emin değilim, kesinlikle emin değilim.

Üstelik tüm deneyimim bana bunun kesinlikle yanlış olduğunu söylüyor. Öte yandan, bana: “Ne düşünüyorsunuz: şöyle mi yoksa böyle mi olacak?” derseniz, size her şeyi söyleyebilirim ve yine de bu öngörülemez olacaktır.

Doğa Koruyucu Perdesini Kaldırmaya Başladı – Bölüm 4

Doğa bizi bir kısıtlama yaratarak korur; yani doğa üzerindeki etkimiz, sadece içsel gelişimimiz ölçüsünde ortaya çıkar. Merhametli bir yargıç gibi ceza verirken, sadece suçları değil, aynı zamanda onları anlama ve fark etme yeteneğimizi de hesaba katar.

Doğa, adeta olumsuz etkilerimizi filtreler ve onları milyarlarca kez azaltır. Sonuç olarak, doğaya yalnızca çok az etki ederiz ve bunu da belli bir biçimde, sadece ondan öğrenmek ve gerçekten onu etkilediğimizi anlamak için yaparız.

Her şeyden önce, insan, insan seviyesinde doğanın ayrılmaz bir parçası olmalıdır; yani diğer insanlarla olan ilişkilerinde, herkesin tek bir beden olduğunu anlamalıdır. Kişi kendi ıslahını sağlamalıdır ve yalnızca çevreyi (cansız, bitkisel ve hayvansal) korumanın kendisine yardımcı olacağını ummamalıdır. Bu en temel noktadır.

Tüm atıkları “geri dönüşüme” yani yeniden kullanıma göndersek ve hatta tüm Atlantik Okyanusu’nu atıklardan temizlesek bile, bu doğayı kurtarmamıza yardımcı olmayacaktır. İnsanın doğayla bütünsel ilişkisi, düşünce ve arzu seviyesinde ifade edilir—doğa üzerindeki asıl etkimiz budur.

Doğada, evrensel bütünsel bağ yasası işler, çünkü doğa Yaradan’dır! Bir kurt bir koyunu öldürüp yese bile, bunu doğanın emriyle yapar; doğa ona hasta canlıları öldürmesini söyler.

Ormandaki tüm kurtları yok ederseniz, tüm hayvanlar hastalanır ve tüm orman yok olur. Doğada herkes başkaları için yaşar. Bunu farkında olmadan içgüdüsel olarak yapar. Kurt, hasta hayvanları yemek için yaşadığını bilmez.

Ama insanların hayatta kalmak için birbirini yemelerine gerek yok. Birbirlerine sadece egoizmleri yüzünden zarar veriyorlar.

Doğayı fiziksel seviyede “korumak” yerine, ondan doğanın tüm parçalarının var olduğu içgüdüsel doğru bağı öğrenmemiz gerekir. İnsan toplumunu da aynı yasalara dayandırmalıyız. Hayvanların fiziksel eylemlerle yaptıklarını, bizim manevi eylemlerde inceleyip yerine getirmemiz gerekir.

İnsanların düşünce ve arzuları, alt seviyelere; cansız, bitkisel ve hayvansal dünyalara bir uygulama olarak yansıtılır. Bu nedenle, insan toplumunu bütünsel bir biçimde inşa etmeli ve doğaya, bir parçası olduğumuz genel bir sistem olarak ele almalıyız.

Doğaya tepeden ya da yandan bakmak yerine, doğanın tamamının üst güç, Yaradan olduğunu ve insanlığın onun ayrılmaz bir parçası olması gerektiğini hissetmeliyiz. Doğru katılımımızla, doğanın tamamı dengeye girecektir.

Doğadaki tüm dengesizlikler, insana kendini dengeye getirmesi için gösterilir. O zaman insan, doğaya olan etkisinde, her şeyin nasıl dengeye geldiğini görecektir. İnsan kendini ıslah ederse, Dünya bir Cennet Bahçesi’ne, mükemmel bir sisteme dönüşecektir.

Bunu yapmazsak, doğa bizi acımasızca eğitecektir ki son zamanlarda gördüğümüz de bu.