Daily Archives: Aralık 16, 2025

Yaradan’a Olan Mesafemizin Sebebi

Gerçekten de Yaradan’a olan muazzam mesafemiz ve O’nun arzusunu çiğnemeye bu kadar meyilli olmamızın tek sebebi var ki bu tüm ızdırap ve çektiğimiz acıların ve sınıfta kaldığımız günahların ve hataların kaynağıdır. (Baal HaSulam, “On Sefirot’un Çalışılmasına Giriş”)

Yaradan’dan neden uzak olduğumuz, neden O’nu hissetmediğimiz sorusu içimizde yanıp tutuşmalıdır.

Açıkçası, bu nedeni ortadan kaldırarak tüm ızdırap ve acıdan anında kurtuluruz ve derhal kalpte, ruhta ve yücelikte O’na tutunma ile bahşediliriz.

Baal HaSulam, Yaradan’a olan mesafemizin gerçek nedeninin, O’nu hissetme, O’nun farkında olma ve O’nu bilme eksikliğinde yattığını söyler. Sonuçta, bizler O’nu içimizde olan ve bizi yöneten Biri olarak hissetmiyoruz.

Kaderinizle Hemfikir Olun

Soru: Her zaman kaderin önünde, Yaradan’ın belirlediği şeyin önünde iptal olmaktan bahsediyorsunuz. Bunu söylediğinizde tam olarak ne demek istiyorsunuz?

Cevap: Demek istediğim; önüme konulan her şeyle bilinçli olarak hem fikir oluyorum.

Soru: Hastalıklarım ve benzeri şeylerle bile mi?

Cevap: Elbette.

Soru: Yani bunlar sizin tarafınızdan verilmiş ve benim için gerekli şeyler. Öyle mi? Peki o zaman benim acım, ıstırabım ne olacak?

Cevap: Onunla hemfikir olmak, insanın içinde huzur yaratır. Kişi kaderiyle hemfikir olur, Yaradan’la hemfikir olur, kaderine göre kendisine tahsis edilen her şeyi kabul eder.

Soru: Bu bir anestezi gibi midir?

Cevap: Evet.

Soru: Ve buna iptal olmak mı deniyor?

Cevap: Evet.

Soru: Ve kişi buna ulaşmalı mıdır?

Cevap: Öyle olduğuna inanıyorum.

Bunda Bilgeliğimiz Yatar

Yorum: İnsan nereye gideceğini bilmeden duruyor. Yolların bu tartışmasını duyuyor: birinin sonunda cehennem, diğerinin sonunda cennet var. Yine de hiçbir yere hareket etmiyor. Sanki parçalanmış gibi; hangi yöne gideceğini bilmiyor!

Cevabım: Bu bizim her saniye hissettiğimiz bir şey.

Yorum: Yani, bu yollar, sadece şu anda durup bir karar vermemle ilgili değil. Ben her zaman bu koşulun içindeyim.

Cevabım: Her zaman bunun içindesiniz.

Soru: Her zaman bir yol ayrımında mıyım?

Cevap: Evet, her an.

Soru: Peki, sonunda hangi yolu seçeceğime nasıl karar vereceğim?

Cevap: Hiçbir şeye karar vermezsiniz. Hiçbir şeye karar vermezsiniz; her şey yukarıdan belirlenir. Yönlendirilmeniz gerektiği gibi yönlendirilirsiniz. Ve bu zaten bilinir ve önceden belirlenmiştir. Öyleyse asıl önemli olan, bununla hemfikir olmak, endişelenmemek ve her şeyi düzenleyen Yaradan ile bağ kurmaktır. O, sizi elinizden tutup gitmeniz gereken yere götürecektir. Siz sadece itaatkar bir şekilde kendinizi ıslah edin, yani her an O’nunla hemfikir olun.

Soru: Öyle ya da böyle, bu yol ayrımında bir an, bir süre durup O’nunla hemfikir olup O’nun yönlendirdiği yere gitmem mi gerekiyor?

Cevap: Evet.

Soru: “Kalbin götürdüğü yere gitmek” bu mu demek?

Cevap: Öyle denir. Düz çizginin tanımına göre. Düz çizgi, aslında her noktasında bir dönüş olan bir eğridir.

Yorum: Bunu bilmiyordum. Benim için, ilkokul birinci sınıftan beri, bu, iki nokta ve aralarındaki düz bir çizgidir.

Cevabım: Hayır. Düz bir çizgi çizemezsiniz; son noktayı bilmiyorsunuz. Ama her noktada bir dönüş yaparsınız ve bu yüzden düz bir çizgi olur.

Yorum: İnsan kendi yolunu seçmez, diyorsunuz. Yaradan onun için seçer. Ve siz her zaman çizginin, Yaradan ile hemfikir olmak olduğunu vurguluyorsunuz.

Cevabım: Evet.

Soru: Neden hemfikir oluyorum? Bu, tükenmişlikten mi, bilgelikten mi kaynaklanıyor? Burada hangisi daha güçlü?

Cevap: Çünkü bu tek doğru seçenektir. Kendimi doğaüstü bir şeye ayarlamıyorum. Özel bir karar vermiyorum. Sadece, Yaradan ile anlaşma içinde, hayatın akışına kapılmak istiyorum, çünkü o başından beri benden üstündür.

Soru: Bu bilgeliğe nasıl ulaşırız? Sürekli olarak bir şeyler seçiyoruz.

Cevap: O zaman devrimci olun. Buyurun!

Soru: Bunun boşuna bir çaba olduğu zaten açık. Kabul ettiğimde bu gerçek bir devrim mi olur?

Cevap: Yaradan ile hemfikir olduğunda olur, çünkü bu sizin doğanıza aykırıdır.

Soru: Doğamın üstüne çıkmak bu mu demek?

Cevap: Evet, hayatımız kendi egoizmimizle, kendimiz için istediğimiz şeyle bir mücadeledir. Bu nedenle, sadece böyle bir yaklaşım gerçekten rasyoneldir.

Soru: Öyleyse “Ben karar veririm” bizim içimizde mi yaşıyor? Gerçek tersine çevirme şu mu: “Sen karar verirsin, ben değil”?

Cevap: Evet, bu yüzden yukarı sıçramalı, Yaradan’a tutunmalıyız ve bu şekilde ileriye doğru uçmalıyız.

Soru: Yaradan’a tutunmalıyım, bu nedir?

Cevap: Bu, tüm evrenin doğasıdır. Her şeyi döndüren büyük bir güç, en bilge güç. Ve bizler onun içindeki küçük parçacıklarız.

Gerçekten de, üstümüzde bizi kontrol eden bir şeyin olduğunu fark etme yeteneği bize verilmiştir. Onun yönettiğini kabul etmek, bunu ifşa edebilirsek, bu bizim bilgeliğimizdir.

Yorum: Ve her zaman söylediğiniz bu ek unsur, her şeyin iyi olduğu, kabul etmesi en zor olan şeydir.

Cevabım: Eğer O yönetiyorsa ve O’ndan başkası yoksa, o zaman bize ne kalır? Yapmamız gereken en mantıklı şey O’na boyun eğmektir. Zayıflıktan değil, anlayıştan dolayı boyun eğmek.

Soru: O zaman otomatik olarak iyiye doğru ilerlediğimi anlar mıyım?

Cevap: Evet ve sonra iyiye doğru ilerleyeceğiz.

Geleceği İyi Olarak Görmek

Soru: Bir Kabalist, on yıl içinde ne olacağını tahmin edebilir mi?

Cevap: Bir Kabalist asla kehanetle ilgilenmez. O, toplumun ve insanlığın gelişim eğilimlerini açıklayabilir; bunu da ıslahımıza müdahale etmeden egoist doğamızın gidişatını göstermek için yapar.

Ve ıslaha müdahale hakkında ise, hiç kimse bunu net bir şekilde tahmin edemez; çünkü her şey sadece Kabala çalışan kişilerin özgür iradesine bağlıdır.

Bu nedenle, Kabala’yı yaymak amacıyla kitaplarını basan, çoğaltan ve dağıtan Baal HaSulam, neslin henüz buna hazır olmadığı sonucuna varmıştır.

Hatta üçüncü ve dördüncü bir dünya savaşı olasılığından bile bahsetmiştir.  Ama yine de bir Kabalist, herhangi bir şeyin tam olarak ne zaman gerçekleşeceğini bilemez; çünkü özgür iradeyi belirli bir gerçeklik olarak kullanma hakkına sahip değildir. Bunu, bireyin kendisinin fark etmesine bırakır.

Böylece, bir Kabalist insanlığın doğal gelişim eğilimini tahmin edebilir. Ancak, bireyin özgür iradesi göz önüne alındığında, insanlığın bu sürece ne kadar hızlı gireceğini bilemez. Bu nedenle, spekülasyonlara girmeyecektir.

Soru: Belki Kabalistler iyi bir şey tahmin edebilir mi?

Cevap: Kabalistler, iyi bir şeyi ancak sizin iyi olmasını istediğiniz ölçüde tahmin ederler.

Yorum: Bu arada, iyi tahminler hiç okumadım. Bu garip.

Cevabım: Çünkü her şey kişiye bağlıdır! Eğer ıslah olmuşsanız, geleceği iyi olarak göreceksiniz. Eğer ıslah olmamışsanız, onu kötü olarak göreceksiniz. Ve kendi başına bir gelecek yoktur. Duyularınız ne kadar iyi ıslah olmuş ya da olmamış, bu şekilde hissedeceksiniz. Kendi geleceğinizi yaratan sizsiniz! Bu yüzden, denemeye devam edin!

Birlikte Yaşamak Yalnız Yaşamaktan Daha Kolaydır

Soru: İstatistiksel çalışmalar, daha fazla dostu olan birinin daha mutlu olma şansının daha yüksek olduğunu gösteriyor. Bu neden böyle?

Cevap: Dostların, bana mutluluktan çok daha fazla sorun getirmesi gerekirmiş gibi gelir.  Ne de olsa ruh hâllerini bana yansıtırlar ve başlarına gelen her şey için – iyi ya da kötü – endişelenirim. Bu yüzden aslında onlar yüzünden daha çok üzülmem gerekir; çünkü genellikle bir insanın hayatında sevinçlerden çok sorunlar vardır.

Ama mesele şu ki, insanlar sorunlarını gizlemeye ve başarılarından bahsetmeye meyillidirler. Bu nedenle, bana, çevremdekiler normal ve refah içinde yaşıyorlarmış gibi gelir. Ve başkaları pek mutlu olmasa bile, paylaşılan talihsizlik o kadar korkutucu değildir. Başkalarının da benimle aynı sorunları olduğunu görürüm ve artık durumumu mutluluk idealine göre ölçmem.

Başkalarından daha kötü durumda olmadığımı ve bunun hayatın ta kendisi olduğunu anlarım. Bunu verilen şekilde kabul eder ve beklentilerimi toplumda genel olarak kabul edilen seviyeye indiririm.

Ayrıca, ticari ve endüstriyel sistemlerin herkesin hayatını kolaylaştıracak şekilde inşa edildiğini görüyorum. Bu yüzden birleşip, şehirler ve fabrikalar yaratıyoruz. Birlikte bu dünyada hayatta kalmak daha kolay ve her birimizin tek başına yaşamaktan daha fazla hayatın tadını çıkarma fırsatımız var. Ormanda münzevi olarak yaşayan biri, hayatta kalırsa çok zor bir hayatla karşı karşıyadır.

Açıkçası, aramızdaki bağ bize fayda sağlıyor. Sorunlar ortaya çıktığında, bunlar paylaşılır ve herkes arasında bölünür. Toplum içinde yaşayarak, birbirimizden öğrenir ve başkalarından örnek alırız. Bu nedenle, topluma ne kadar çok dahil olursam, ondan o kadar fazla destek ve istikrar hissi alabilirim.

Hayatta olan her kötü ve iyi şey sonunda dengelenir. Sonunda toplum bana faydadan çok sorun getirse bile, bunlar herkesin sahip olduğu sorunlar olacaktır; bu yüzden onlarla hemfikir olurum.