Daily Archives: Kasım 20, 2025

Yaradan’ı İfşa Etmek İçin Bir Enstrüman

Çevremde olan her şey ile hemfikir olmamalıyım, çünkü gördüğüm her şey egoist duyularım aracılığıyla algılanıyor. Yine de tüm bunları doğru bir şekilde kullanarak kendimi doğru yola yönlendirmek isterim.

Gerçekliği değiştirmek ya da olduğu gibi bırakmak istemem; algımı, duyularımı değiştirmek isterim, böylece tek bir güç, tek bir enerji, tek bir niyet, tek bir kaynağın ifşa olduğu gerçek resmi görebileyim.

Yaradan’ı doğrudan ifşa etmek için çabalamam, daha çok O’nun ifşa olması için gerekli aracı (Kli) elde etmek için çabalarım. Çünkü benden on kilometre uzaktaki bir şeyi nasıl görebilirim? Dürbüne yani bir araca ihtiyacım var. Yaradan’ı ifşa etmek için gerekli araç ise aramızdaki bağdır. Tüm çabalarımızı yönlendirdiğimiz yer burasıdır.

Birlik olup odaklandıkça, görüşümüzün netliği artar. O zaman, bulanık bir resim yerine, milyarlarca insan, hayvan ve bitki yerine, tek bir gücü ve tek bir kaynağı giderek daha net görmeye başlarım.

Yukarıdaki ışık mutlak bir dinginlik içindedir; ihtiyacımız olan tek şey, onu ifşa etmek için bir araçtır (Kli), nitelikleri ışığın kendisininkine benzeyen bir araç.

Onlu ve dünya grubu, içlerinde bulunan kişiyi korur, tampon görevi görür, dış sarsıntıları yumuşatan bir koruma görevi görür, tıpkı onlunun gizli Sefirot’u gibi.

İnsan her koşula nasıl doğru tepki vermeli? Neler olduğunu anlamıyorum, ne yapacağımı da bilmiyorum. Önemli olan, mümkün olduğunca gruba entegre olmak ve bu enstrümanı kullanmak, kendimi diğerlerine göre sürekli ayarlamaktır.

Onlu içindeki tek bir Sefira olsam da, onu tüm yapıya göre ayarlarım ve sonra benden ne beklendiğini anlarım. Tıpkı bir gitar telinin diğerleriyle karşılaştırılarak ayarlandığı gibi, ben de sürekli olarak gruba göre kendimi ayarlamalıyım; aksi takdirde koşulum değişmeyecektir.

Dostlarım kendimi onlara göre doğru şekilde ayarlamama yardım ettikten sonra, ben onları yükseltmeliyim. İşte asıl çalışmam burada başlar. Bu, sürekli bir değişim ve etkileşim sürecinin gerçekleştiği canlı bir sistemdir.

Manevi Dünyaya Bir Asansör

Mantık ötesi inanç, sürekli geri dönmemiz gereken bir konu. Bununla ilgili olarak, yükselişler ve düşüşler yaşayacağız, tüm çalışmalarımız bu noktaya odaklıdır.

Mantık ötesi inanç, ihsan etmenin almaktan daha üstün hale gelmesidir, yani kişinin ihsan etme gücüyle yaşadığı bir koşula girmesi demektir. Doğal olarak, kişi yükselir ve tekrar düşer, ancak yavaş yavaş bu alanı, “Yaradan’ın kutsadığı alanı” fethetmeye başlar ve burada anlayış, farkındalık ve inanca tutunma arzusu içinde kalır.

Aldığım şeyi kontrol etmezsem, buna mantık ötesi inanç denir. Akıl yürütmediğim için, aldığımı doğrulamadım, sadece körü körüne inandım. Bu tür bir inanç aslında akıldan daha düşüktür; bilgi yoktur, sadece körü körüne inanç vardır. Maneviyatta bu durum inanç olarak kabul edilmez, sadece dinde kabul edilir.

Mantık ötesi inanç için, önce kendi fikrime sahip olmalı ve ona göre neler olduğunu bilmeliyim. Zarfta 1.000 dolar değil, 999 dolar, hatta sadece 1 dolar olduğunu biliyorum, ama yine de onu 1.000 dolar olarak kabul ediyorum. Bu fark, benim manevi derecemi belirler. Bu net iki noktaya sahip olmalıyım; mantık ve inanç, Malhut ve Bina.

Mantık ötesi inanç, o 999 doları tüm kalbimle 1.000 dolar olarak kabul ettiğim anlamına gelir. Elbette, bir mağazada bu şekilde davranmamalısınız, biz bu dünyadan değil, sadece manevi dünyadan bahsediyoruz. Manevi alemde, kişi mantık ötesi inançla ilerlemelidir, çünkü orada kendi anlayışımızın ötesinde, her seferinde daha da fazla Yaradan ile olan ilişkimizi inşa ederiz. Maneviyat, aklın gücüne değil, inancın gücüne dayanır.

Kabalistler’in söylediklerine dayanarak ilerlerim, çünkü kendi egoizmimin görüşüne güvenmek istemem. Üst olanla ilişkide kendimi iptal ettiğim ölçüde, üst olanın aklı ve kalbiyle birlikte ilerleyebileceğim inanç gücünü edinirim.

Maddi dünyada bu işe yaramaz, çünkü tek bir boyut vardır. Ancak manevi dünyada iki derece vardır: ben ve üstteki (üsttekinin AHP’ı). Üsttekinin AHP’nın görüşünü takip ederim. Kendimi üstteki görüşe dahil ederim ve ona bağlı kaldığım için onunla birlikte yükselebilirim. Bu, ancak onun inancım haline gelen görüşünü kabul ettiğim için mümkündür.

Aşağı ve yukarı dereceler arasındaki fark budur. Yukarıdakinin algısında (Kelim) orada 1.000 dolar vardır; benim algımda ise 999 dolar. 1 dolar eksik olduğunu, cebimde 1.000 dolar değil, 999 dolar olduğunu biliyorum, hissediyorum ve anlıyorum. Ama üstte olanın Kelim’inde 1.000 dolar var ve ben içimdeki o boşluğu üst olanın gücüyle dolduruyorum, O’nun sayesinde kendimi bütün hissediyorum.

Mantık ötesi inanç hakkında şöyle denir: “Gözleri var ama görmezler; kulakları var ama duymazlar.” Benim gözlerim, kulaklarım, kalbim ve zihnim var; ben zeki biriyim; kendi seviyemde her şeyi anlıyor ve hissediyorum, “sadece gözlerimin gördüklerine göre yargılıyor”, sağlam bir şekilde ayaklarımın üzerinde duruyorum.

Ama soru şu: Kendimden daha yüksek bir seviyeye nasıl yükselebilirim? Ne tür bir asansörle? “Ben” durumundan “Ben + 1” durumuna yükselmek için, duygularımı ve aklımı daha yüksek bir seviyedeki duygular ve akıl ile değiştirebileceğim asansör nerede?

Bunun için, mantık ötesi inançla gitmeliyim.

Yukarıdan, bana sürekli boş bir alan ifşa edilir ve ben bu alanı inançla doldurmalıyım. İnançla doldurduğumda, bu alanın akılla dolduğunu hissederim. Sonra yine karanlık açılır, inançla doldurulması gereken boş bir alan.

Ve bu inanç gücüyle, bir sonraki dereceye yükselirim ki bu da yine akıl olur.

Bizler böylece büyürüz: İbur–Yenika–Mohin (embriyo–emzirme–olgunluk), her seferinde yükselir ve bize ifşa olan karanlığı ve boşluğu, üstümüzde, bir sonraki derece olarak algılarız.