Daily Archives: Eylül 28, 2025

Arzunun İçindeki Tüm Dünya

“Yer” nedir? Yaratılan varlığın içindeki alma arzusu, bolluk ve oradaki ışık için “Yer” dir. (Baal HaSulam, On Sefirot’un Çalışılması, Cilt 1, Bölüm 1 “Kelimelerin Anlamlarına İlişkin Soru Tablosu”).

Arzudan başka sınırları olmayan hiçbir şey yoktur. Onu diyagramlarda, yukarıdan Yaradan’dan veya aşağıdan yaratılandan yayılan bir daire, bir kare, bir üçgen olarak tasvir ederiz. Ancak bu, arzunun ıslah edilmeye, ışığı almaya uygun olan kısmını göstermek için benimsediğimiz bir kuraldır.

Yaratılan orijinal arzuda sınırlar yoktur. Hiçbir yerde bitmez. Yaratılışın tamamı arzudur; arzu olmadan “yer” kavramı yoktur. Yer, arzu tarafından yaratılır.

Dolayısıyla mesele yalnızca yerin ıslahıyla ilgilidir ve ıslahın ölçüsüne göre bu yer, dairelere (İgulim), düz çizgilere (Kav Yosher) veya diğer biçimlere bölünür. Ancak arzunun kendisi, tıpkı sonsuzluk dünyasının Malhut’u gibi sınırsızdır.

Bu nedenle, manevi çalışmada, arzunun yeri konusunda yaratılanla sürekli ilişki kurmak, yani her şeye doğru açıdan ve ıslah perspektifinden bakmaya çalışmak olağanüstü bir önem taşır.

Eğer her şeyin yalnızca “yer”, yani arzu olduğunu anlarsam, o zaman gerçekliğin tüm seviyelerinde -cansız, bitkisel, hayvansal, insan- yalnızca arzuya bakarım. Ve bu arzular bana aittir, ancak egom onları bana ait olmayan, dışsal olarak resmeder. Ego üzerinde çalışmak, tam da bu arzuları kendimle bir araya getirmekten, yeniden birleştirmekten ibarettir.

Bu şekilde, bu parçalardan Yaradan’ın ve tüm üst gerçekliğin ifşası için “yer”i toplarım. Bu, içimde ifşa olur ve benden başka hiçbir şey yoktur. Gerçekliğin tüm algısı tamamen bu kavrama yani yere bağlıdır.

Bu dünyanın yeri nedir? Üst dünyadan aşağıya, ondan daha aşağıda, daha eksik olan niteliklere doğru ortaya çıkan ve bu dünyanın yerini yaratan bir kıvılcımdır. Yani bu, dünyamızın içinde var olduğu bir arzu yaratmıştır.

Bu dünyanın sınırlarını ne belirler? Sadece arzu! Üç boyutlu uzayımız ve evrenin sınırları bağlamında bunu açıklamak çok zordur. Evrenin bulunduğu bir “yer” ve onu dolduran şey yani o yerin içeriği vardır. Ancak tüm bunlar yalnızca arzuyla ilgilidir. Kişi dünyanın “geometrik” algısından tamamen kopmalıdır; o zaman kafa karışıklığı yaşamamak ve özünde önümüze çıkanı algılamak çok daha kolay hale gelir.

Tek ihtiyacımız olan arzumuzu ıslah etmektir. Tüm gerçeklik içimizde, duyularımızdadır ve bizden başka hiçbir “yer” yoktur. Yer, bizim arzumuzdur!

Bizim Gerçekliğimiz Kesinlikle Nesnel Mi?

Soru: Dünyamızda, ölçebildiğimiz dış nesnelerle, sözde nesnel bir gerçeklik nasıl var olabilir?

Cevap: Gerçekliğin resmini, hayvansal bir haz alma arzusuyla algılayarak yaşamaya alışkınız ve maneviyat hakkında da aynı şekilde düşünüyoruz; onun kendi başına var olduğunu ve içimizdeki değişimlere bağlı olmadığını düşünüyoruz.

Bu, algımızın göreceliliğini hissedene ve onun niteliklerimize bağlı olduğunu anlayana kadar devam eder.

İnsanlık, yavaş yavaş dünyanın tüm vizyonunun, gözlemcinin niteliklerine bağlı olduğu gerçeğinin farkındalığına doğru ilerliyor. Kuantum fiziğinde bilim insanları, bir deneyin sonuçlarının da gözlemciye bağlı olduğunu söylüyor. Ancak düşüncenin madde üzerindeki etkisini ölçmenin bir yolu yok.

Genel olarak, tüm bunların göreceli olduğuna, insanın niteliklerine bağlı olduğuna karar verene kadar, her şey yavaş yavaş anlaşılmaz hale gelir. Her şey gözlemleyip gözlemlemediğime, düşünüp düşünmediğime değil, düşünen ve gözlemleyen bu kişinin kim olduğuna, niteliklerinin ne olduğuna bağlıdır.

O zaman, bilim insanının niteliklerine bağlı olmayan sıradan bilimden, öncelikle kendi niteliklerine dikkat etmesi ve ancak ondan sonra maddeyi araştırması gereken araştırmacıya geçeriz. Bu da zaten bir Kabalisttir.