Monthly Archives: Temmuz 2025

Duaya Uyum Sağlayın

Soru: Onluda birlikte bir dua oluşturduğumuzda, bu hala Yaradan ile kişisel bir diyalog kurduğunuz zamanki kadar içsel hissettirmiyor. Kabalistler duaları birbirleriyle tartışıp oluştururlar mıydı, yoksa bu modern bir uygulama mı?

Cevap: Kabalistler birbirleriyle sık sık konuşurlardı, ancak sadece bir sonraki dereceye yükselme hakkında.

Soru: Kalbinizden gelen dua onluda ifade ettiğimizle aynı hizada mı olmalıdır?

Cevap: Evet, kişinin birden fazla duası olamaz.

Soru: Diyelim ki dostlarım için, dünya için, bilgeler için gerçekten dua etmek istiyorum ve bu benim yalnızken uyandırabildiğim gerçek acım. Bunu onlu içindeki diyalogda hemen ifade edemiyorum. Yalnızca bir kelime yığını olarak sonuçlanabilecek bir şeyler yazmak yerine önce duaya uyumlanmaya çalışmalı mıyım?

Cevap: Evet, onludaki dostlar arasında ilerlemek için, Yaradan için, aralarında yukarıdan bir yanıt uyandıran bir bağ için açık, birleşik bir özlemin olduğu bir koşula ulaşmalıyız.

Soru: Kabalistler kendilerini dua için nasıl hazırlarlardı? Bizim için sanki metinleri okuyup sonra da sanki apaçık bir şeymiş gibi hızla duaya geçiyoruz. Ancak hazırlık en önemli kısımdır.

Cevap: Hazırlık budur. Bir müzik aletini akort etmek gibidir: eğer doğru akort edilirse, melodi ahenkli olacaktır.

Hata Yapmaktan Korkmayın

Soru: Bir kişinin hem iyi hem de kötü bir eğilimi olduğu ve bedeninin belirli bir emri yerine getirmeyi kabul edip etmediğini test etmesi gerektiği söylenir. Manevi yolda beden (kötü eğilimimiz) her zaman iyi eğilime karşı çıkar. Onun rızasını kazanmak ne anlama gelir?

Cevap: Emri yerine getirmeyi gerçekten istiyormuş gibi biraz çaba göstermeli ve bunun yaratılışın doğasıyla ne kadar çeliştiğini hissetmelisiniz. Sonra bundan geri adım atın ve Yaradan’dan aynı eylemi gerçekleştirmenize yardım etmesini talep etmek için güç bulun.

Soru: Peki ya eylemi gerçekleştirirsem ve hata yaparsam?

Cevap: O zaman bir hata yapmışsınızdır. Bu, Yaradan’dan size hatalı olduğunuzu, kötü bir eylemde bulunduğunuzu, hatta belki de Yaradan’a karşı korkunç, berbat bir eylemde bulunduğunuzu, ama şimdi bunu fark ettiğinizi ve bundan derin pişmanlık duyduğunuzu açıklamasını isteyebileceğiniz anlamına gelir. Böyle bir durumda, eylem sanki hiç olmamış gibi silinir.

Soru: Onlu çalışmasında sık sık bazı dostlar birliğe doğru belirli bir eylemde bulunmayı kabul ederken, diğerleri bunun yanlış olduğuna inanır. Harekete geçmenin ve eylemin doğru olup olmadığını görmenin daha iyi olduğu gerçeği bize nasıl rehberlik edebilir?

Cevap: Uygulamada gerekli olduğuna inandığınız her şeyi yerine getirmelisiniz. Eylem yanlış, verimsiz veya Yaradan’ın iradesine aykırı olsa bile, yine de ondan çok şey öğreneceksiniz. Bu nedenle, hiçbir koşulda kendinizi geri tutmamalısınız; yapabileceğiniz her şeyi yapın.

Onluları Nasıl Güçlendirebiliriz?

Onluları nasıl güçlendirebiliriz? Bunun ancak ortak dersler ve ortak çalışma ile başarılabileceğine inanıyorum.

Ortak ders, derse bağlanmak, onu kendi aranızda tartışmak ve herkesin birlikte çalıştığı ortak bir alan yaratmak anlamına geliyor.

Ama en önemlisi kolektif dağıtımdır. Materyalleri yazdığınızda, işlediğinizde, tercüme ettiğinizde ve çeşitli kaynaklarda yayınladığınızda, aranızda bir bağ yaratmış olursunuz. Bu şekilde Yaradan sizinle tek bir organizma olarak ilişki kurar.

Kafa Karışıklığı Bizi Bunalttığında

Soru: Yaradan, doğru olanı seçebilmemiz için kafamızı karıştırmak amacıyla bize bazen gereksiz arzular mı gönderiyor?

Cevap: Eğer böyle yapıyorsa, bu da bir yardımdır.

Soru: Bu kafa karışıklığından nasıl doğru bir şekilde çıkabilir ve bunu O’na yaklaşmak için kullanabiliriz?

Cevap: Geçecektir. Böyle pek çok koşuldan geçeceksiniz ve sonunda her şey açıklığa kavuşacak.

Kafanız mı karışık? Karmakarışık düşüncelerinizi yazın ve bize gönderin; dostlarımız bunları analiz edecek ve size cevap verecektir.

Soru: Yaradan neden hata yapmamıza izin veriyor?

Cevap: Islah edecek bir şeyimiz olsun diye.

Geleceğin Toplumu: Ekonomik Islah

Tüm dünya için ekonomik ıslah garanti edilmeden önce, dünya dini konularda ıslah edilmemelidir. (Baal HaSulam, Son Neslin Yazıları)

Özgecil bir sistemi benimsemeye karar veren bir devlet, ne yapacağını ve vatandaşlarını nasıl etkileyeceğini, yani bu değişim yoluyla herkese arzu edilen yolu göstermek için kendisini bir yönde veya başka bir yönde nasıl ayarlayacağını anlamalıdır.

Baal HaSulam bu ekonomik bileşenin o kadar önemli olduğunu vurgulamaktadır ki, bu bileşen olmadan etik ilkelerde ilerlemenin mümkün olmadığı bir temel haline gelecektir.

Sonuç olarak, bir kişi belirli bir ekonomik duruma ulaşana kadar, maddi ihtiyaçları endişelerini meşgul edeceğinden, manevi meseleler hakkında düşünemeyecektir.

Işık Karanlığı Yarıp Geçer

Soru: Sevgiyi ifşa etmek için çabaladığımızda, nefret de ortaya çıkar. Bu da bizi korkuya ya da felç hissine sürükler. Bundan sonra ne yapmalıyız?

Cevap: Yaradan’ın karşınızda olduğunu ve bunu size sunduğunu hayal ederseniz, o zaman neden korku duyasınız ki? Kişinin sevgiyi sevdiği gibi nefreti de sevmesi gerektiği söylenir. Buna “size vuran sopayı öpmek” denir.

Gerçek şu ki, karanlık olmadan ışık olamaz. Bu nedenle manevi ifşaya doğru ancak çeşitli olumsuz izlenimler biriktirerek ilerleyebiliriz. Ve onları topladığımızda ve kendimizi olumsuz izlenimlerle yeterince zenginleştirdiğimizde, o zaman “Yaradan” veya “ışık” olarak adlandırılan olumlu izlenimleri ifşa edebileceğiz.

Bu noktada, karşılaştığımız küçük olumsuz etkilerden dolayı umutsuzluğa veya güçsüzlük duygusuna kapılmamak için bizi destekleyecek bir gruba ihtiyacımız vardır. Tüm bunların bize Yaradan tarafından ifşa edildiğini anlamalıyız. O bize karanlığı ekler ki daha sonra ışığı ifşa edebilsin, çünkü ışığın ifşası çok büyük bir karanlık gerektirir. Söylendiği gibi: “Işığın faydası karanlık aracılığıyla ifşa olur.”

Dolayısıyla, kişinin tüm duyguları, arzuları ve dürtüleriyle egoist olduğunu fark ettiği çok derin bir karanlık gereklidir. Kendilerini bir hırsız, bir yüzsüz, her şeyi “kendi çıkarları için” yapan biri olarak görürler ve sadece kendi çıkarları için değil, başkalarına hiçbir fayda sağlamamak için de yaparlar.

Esasen kendilerini tüm kusurlarıyla, egoist zehirli havalarıyla görürler ve bundan iğrenirler. Yine de, ışığın içinde tezahür etmesi için çok daha fazla karanlığa ihtiyaç vardır.

Dolayısıyla buna hazırlıklı olmalıyız. Ve burada asıl önemli olan gruptur, çünkü grup olmadan dayanmak mümkün değildir.

Manevi Çalışma İle İlgili Sorular – 201

Soru: Lişma koşulunda sabır neye dönüşür?

Cevap: Alçakgönüllülüğe.

Soru: Her gün onluda bir dua yazıyoruz. Dünya Kli’si için toplu bir dua oluşturmak amacıyla bu duaları genel sohbette paylaşmanın bir değeri var mı?

Cevap: Evet, faydalıdır çünkü bir grubun duasının başka bir grubun duasıyla karşılıklı olarak bütünleşmesini teşvik eder.

Soru: Henüz Lişma’da olmadığımız halde, her ihsan etme eyleminin acı bir tadı var mıdır?

Cevap: Lo Lişma’da olduğunuz sürece, her ihsan etme eyleminin ya acı bir tadı vardır ya da hiç tadı yoktur.

Soru: İlerledikçe, iyi ve kötü arzuları ayırmalı mıyız, yani iyi olanlara yaklaşmalı ve kendimizi kötü olanlardan uzaklaştırmalı mıyız? Bunu sağlayan güç nedir?

Cevap: Yükselme, birleşme ve iyi, nazik ve üst bir şey hissetme arzumuzdur. Bunun için çabalamalıyız.

Siyah Noktanın Etrafında

Soru: Siyah nokta, benim “Ben”im, Yaradan’ın önünde kendini iptal eder mi? Yok olur mu yoksa siyah bir nokta olarak mı kalır?

Cevap: Neden yok olsun ki? Eğer yok olursa, ben de var olmaktan çıkarım. Bu siyah nokta her zaman kalmalı çünkü beni Yaradan’dan ayırıyor, o olmadan “Ben” yok olur.

Bu nedenle kalır, ancak bu “Ben”in etrafında Yaradan’a tam bir form eşitliği yaratırım.

Merdivenin Basamakları Hakkında Sohbetler, Kısım 4

Yaradan’a Karşı Tutuma Neden Dua Denir?

Kalbimizde hissettiğimiz tüm duygular Yaradan’dan kaynaklanır ve bu nedenle kalpteki duyguya “dua” denmez. Dua bizim Yaradan’a yakarışımızdır. İbranice “dua” (Lehitpalel) kelimesi, “yargılamak” (Lehaflil) kelimesinden gelir, yani kendi kendini yargılamaktır, duygularımızın kaynağı olan Yaradan’la olan bağımızın bir değerlendirmesidir.

Duygularımızın kaynağı iyi ve yardımsever olduğu için, duamız duygularımız ile bu iyilik ve yardımseverlik arasındaki farkı ifade eder. Kalbimizdeki kusurun boyutunu keşfederiz. Dua, kişi ile Yaradan arasındaki farkın hissedilmesidir.

Başka bir deyişle, Yaradan’ın kalbimizi doldurduğu şey ile kalbimizin hissettiği ve bizim nasıl karşılık verdiğimiz arasındaki farkı ölçecek olsaydık, kusurumuzun boyutunu görürdük. Aynı şekilde, eğer tamamen ıslah olmuş olsaydık, kendimizi tamamen iyi ve yardımsever hissederdik. Hissimiz ne kadar zıt olursa, kusurumuzun göstergesi de o kadar büyük olur.

Bu sadece kusurumuzun seviyesini değil, aynı zamanda manevi konumumuzu da gösterir. Yaradan 620 kanalın hepsinden iyilik ve yardımseverlik gücü verdiğinden, hangi kanalları daha çok ya da daha az, nerede iyi ya da kötü hissettiğimizi bilebiliriz.

Eğer ruhun tam bir resmine sahipsek, her şeyi algılar ve hissederiz, her seviyede nerede olduğumuzu biliriz ve mevcut durumumuza kıyasla ıslah olmuş durumumuzun net bir resmine sahip oluruz. Yaradan’a karşı tutumumuzu değerlendirdiğimiz tüm yönlere toplu olarak “dua” denir.

Korku Faydalı Bir Duygudur

Soru: Karşılıklı olarak belli bir dâhiliyet seviyesine ulaştığımızı hissediyoruz. Ancak bağın daha güçlü olması gerekiyorsa, korku ortaya çıkıyor, bağlanma korkusu. Bu korku ile sorumluluklarımız arasındaki bağ nedir?

Cevap: Korku çok faydalı bir duygudur. Bizi pek çok sorundan uzak tutar, hata yapmamızı, zorluklardan kaçmamızı engeller ve bunun yerine bizi bunların üstesinden gelmek ve ilerlemek için güç talep etmeye teşvik eder. Kişinin şunun farkına varması gerekir: Artık ne korkunun ne de önümdeki sorunların benim için bir önemi var. Ölmekten korkmuyorum ve artık bu şekilde yaşamak istemiyorum.

Bir koşul belirledim: Manevi yükseliş istiyorum, içinde bulunduğum egoizmden ayrılmak istiyorum. Onun üzerine çıkmayı ve ondan bağımsız hareket etmeyi arzuluyorum. Bu duygu gelecektir; size yakındır. Ona hâkim olacağız.