Monthly Archives: Temmuz 2025

Arzuların Dolumu

Soru: Yaradan ve yaratılış arasında bir kanal olduğumda, Yaradan’dan ne alırım ve başkalarına ne aktarırım?

Cevap: Yaradan’dan dolum alırsınız ve bunu başkalarına aktarırsınız. Dolum, başkalarının arzularının, birbirlerine bağlanmayı istedikleri ölçüde doldurulmasıdır.

Kabala’da sadece ihsan etme arzularının dolumundan bahsederiz, burada bir başkasına ihsan etmek istersiniz ve bunu yaparken de tamamlanmış olursunuz. Bu sizi Yaradan’a benzer kılar.

Manevi Çalışma İle İlgili Sorular – 145

Soru: Sadece niyetle mi yoksa eylemlerle de Yaradan’a memnuniyet getirebilir miyiz?

Cevap: Sadece niyetle. Eylemler önemli değildir. Alma veya ihsan etme eylemleri olabilirler. Önemli olan niyettir.

Soru: İçsel çalışmamın doğru yolda olup olmadığını nasıl anlayabilirim?

Cevap:  Yaradan’ı ve O’nun aracılığıyla tüm dünyayı sürekli olarak hissediyorsanız, içsel çalışmanız doğru yoldadır.

Soru: Kaynaklarla çalıştığımızda, niyet üzerine konsantrasyonu artırıyoruz, ancak ışığın bize girmesine izin vermiyoruz. Bu süreci kontrol etmeyi öğrenmek için niyetimizi güçlendirmemiz gerekiyor. Bunu ne zaman hissedeceğimi ne belirler? Saflık mı yoksa çabaların kendisi mi?

Cevap: Bu çabaların saflığına bağlıdır.

Soru: Yaradan’ın eylemlerimizden memnuniyet duyup duymadığını tespit etmeye çalışabilir miyiz?

Cevap: Bunu belirleyebiliriz. Yavaş yavaş bu konuda ustalaşacağız.

 

Kendinizi Hırpalamayın

Soru: Korku onları felç ettiğinde ve hiçbir şey yapamadıklarında kişi ne yapmalıdır?

Cevap: Yapılacak en iyi şeyin dostlarınızla mekanik bir şekilde iletişim kurmak olduğuna inanıyorum. Yanlarına oturun, bir şeyler okuyun, şarkılar söyleyin, hatta belki biraz içki için ve bir şeyler yiyin, her şey geçecektir.

Eğer bunu onlu bir grup içinde yaparsanız kesinlikle faydalı olacaktır. Sonunda kendi kendine geçecektir. Yaradan yavaş yavaş dağılan koşullar verir. Bunları doğru kullanmak, grup içinde gerçekleştirmek anlamına gelir.

Bu en iyi yaklaşımdır. Hiçbir şekilde oturup endişelenmemelisiniz. Bir aptalın oturup kendi etini yediği söylenir. Dolayısıyla, kendinizi hemen grubun içine bırakın.

Oturup özeleştiri yaparsanız bunun iyi bir şey olduğunu düşünmeyin. Hayır. Sahip olduğumuz her koşul, bizi grup içinde daha büyük bir birliğe götürüyorsa iyiliğimiz içindir.

Geçmişi Değil, Geleceği Düşünün

Yorum: Manevi çalışmanın, tüm koşullarımızın içinden hızlanarak geçmemize yardımcı olduğunu anlıyorum. Eğer bir koşulda bir saniye oyalanırsak, bu sadece zaman kaybıdır.

Yanıtım: Bunun hakkında düşünmenize gerek yok. Harekete geçseniz daha iyi olur. Aksi takdirde, yaşadığınız saniyelere ve ihtiyacınız olanı neden yapmadığınıza her zaman pişman olacaksınız.

Buna odaklanmanıza gerek yok. Geçmişi değil, geleceği düşünün.

Ruhun Bedenle Hiçbir İlişkisi Yoktur

Soru: İnsan bedeni, her bir hücrenin tüm organizmayı beslemek ve ona bakmak için çalıştığı, doğanın yarattığı bütünsel bir sistemdir. İnsan bedeni ve ruhu arasındaki bağlantı, doğanın ayrılmaz bir sistemi olarak nasıl ifade edilir?

Cevap: Hiçbir bağlantı yoktur ve bu bağlantıyı icat etmeye de gerek yoktur. Bu basitçe mevcut değildir! Kafanızı karıştırmak istemem ama beden bile mevcut değildir. Onu kendi haline bırakmalıyız.

Neyle uğraştığımızı anlamaya başlamak için, ruhumuzun yansıması algısına sahibiz. Ama biz bedenle hiç ilgilenmeyiz! Eğer bedenle ilgili bir sorun varsa, doktora gidin. Ancak ruh kendi başınadır.

Huzuru Nerede Bulabilirim?

Soru: Çaba göstermek her zaman sinirsel gerginlik ve duygusal çalkantı gerektirir mi, yoksa bu sakin bir koşulda da yapılabilir mi?

Cevap: Hayır, sakin bir koşulda herhangi bir şey yapmak mümkün değildir çünkü bizden istenen tek şey, Yaradan’a doğru ilerlemektir. Bu ilerlemede kendimizi, duygularımızı, hislerimizi bir araya getiririz. Bu nedenle, bu her zaman çabalarımızın gerilimini içerir.

Soru: Yani, iç huzur için çabalamak yanlış yöne gitmek anlamına mı gelir?

Cevap: Hayır, eğer iç huzur için çabalamak yukarı ile bağlı ise, o zaman doğrudur. Ama yukarı ile bağdan kopuksa, o zaman yanlış bir istektir. Huzur ancak bir üst dereceye dâhil olduğumuzda elde edilebilir.

Geçmiş Koşulların Yeniden Canlanması

Soru: Rabaş, çalışma ve çaba için yer olmadığında, kişinin çaba göstermesi ve geçmişten yücelik alması gerektiğini yazar. Kişi bu yücelik duygusunu nereden alır?

Cevap: Üzerinde çalışılmış ve ıslah olmuş olan geçmiş koşullarından; kişi bunları kendisinde yeniden canlandırabilir. O zaman kişi kendini aşmak ve Yaradan’a yaklaşmak için başka bir fırsata sahip olacaktır.

Soru: Bu koşuları kendi içinde nasıl canlandırır?

Cevap: Daha önce sahip olduğu ve şimdi sahip olduğu koşulları hisseder ve böylece onlarla ilerler.

Soru: Şimdi çaba göstermeme yardımcı olması gereken koşuluma geri döndüğümde, geçmişte yaptıklarımı aynen tekrarlıyor muyum?

Cevap: Hayır, pek çok farklı bileşen vardır ve bunların hepsi şimdi, diyelim ki sizinle benim aramdaki bağ denklemine dâhil edilmiştir. Bu bağ, tüm sistemi ıslah eder.

Örtülü Niyet

Soru: Kişi hazzı egoistçe, kurtulamadığı zararlı bir alışkanlık gibi algılarsa ve kendisi için haz alma ihtiyacından acı çeker ve bu acıdan kurtulmak isterse, bu yine de kendi acısını hafifletmek için kendi yararını mı hedefler?

Cevap: Her şey niyete bağlıdır. Neden almaktan kurtulmak istiyorum? Kendimi daha güzel, hoş, daha sıcak veya daha rahat hissetmek için mi? Yoksa Yaradan’a daha yakın olmak için mi almayı bırakmak istiyorum?

Ve burada da birkaç soru var. Yaradan’a yaklaşma arzunuz ne kadar egoist? Belki de gerçekten O’na dikkat etmek ve aynı zamanda bir iyilik yapmak istiyorsunuz.

Dostun Kalbini Hissedin

Bir dostun kalbini hissetmek, kendi kalbimi değil, onun kalbini hissettiğim anlamına gelir. Onun düşünceleri, arzuları ve niyetleriyle yaşıyorum, öyle ki içimde sadece onlar konuşuyor.

Ve kendime ait hiçbir şeyim yoktur. Tek bir arzum vardır, o da onların arzularını hissetmek.

Bu, ilk dokuz Sefirot‘tan her şeyi aldığı için, ana Sefira olarak adlandırılan Malchut‘un niteliğidir. Dostlarımızla olan ilişkilerimizde her birimiz Malchut‘uz.

Gerçeği Yalanlardan Daha Değerli Kılın

Soru: Gerçek, Yaradan’ın hissettiklerini hissetmek ve dünyayı Yaradan’ın gördüğü gibi görmek midir?

Cevap: Elbette.

Soru: Kişi kendini böyle bir duyarlılığa nasıl yaklaştırabilir?

Cevap: Bu yüzden çalışıyoruz. Bunca zamandır okuduklarımızı bir şekilde içimizde özümsememiz ve gerçekliği egoizmimizin üzerinde, ona karşı algılamaya çalışmamız gerekiyor ki gerçek her zaman yalanlardan daha değerli olsun.

Egonun sizin üzerinizde yükselmemesini sürekli olarak izlemeniz gerekir. Onun ne kadar üstünde olduğunuzu kontrol etmekten daha önemli bir şey yoktur.