Bu dünya denen özel realitede var olan bir insanın tüm görevi, üst gücün mutlak otoritesi altında olduğunu ifşa etmek ve onunla özdeşleşmektir.
Bir insanın kendini var olarak keşfedebilmesi için, ona kötü eğilim yani üst güce zıt düşünceler ve arzular verilmiştir; bu, tüm yaratılışta Yaradan’ın birliğini onaylaması ve O’nunla bütünleşme arzusu duyması için kasıtlı olarak verilmiştir.
Kişi, kendisinde, düşüncelerinde ve arzularında üst gücün hüküm sürdüğünü ve tüm gerçekliği, yani kendisini ve çevresindeki dünyayı algıladığı tüm verileri düzenleyenin tam da bu güç olduğunu ifşa etmelidir. Aynı şekilde, onun dışında, dışsal olarak algıladığı şeyde de her şeyi belirleyen ve onun için dünyanın resmini çizen aynı güçtür.
Ve bunda da, O’ndan başkası yoktur; Yaradan, bu resmi oluşturan milyonlarca ayrıntıyla, her türlü formda kendini insana sunar.
Kişi, çok zaman alan büyük ve çok zorlu çabalarla, tüm cansız, bitkisel ve hayvansal doğa ve insanlık da dahil olmak üzere, Yaradan’dan başkası olmadığını ifşa etmelidir.
Kişinin kendisi de, her şeyi gözlemlediği ve tüm gerçeklikte Yaradan’ın birliğini onayladığı o tek noktanın dışında, Yaradan’ın tam otoritesi altındadır. Bu nokta da, yapay olmasına ve yalnızca Yaradan onu öyle yarattığı için var olmasına rağmen, Yaradan’ın dışında olmalıdır. Yine de, var olduğuna göre, kişi Yaradan’dan başka hiçbir şeyin olmadığına hükmedebilir.
Bu bizim tüm çalışmamızdır. Ve Yaradan’ın mümkün olan tüm formlarda, koşullarda, eylemlerde ve adlarda: Adonai, Elochim ve diğerleri – Bir olduğuna hükmetmek ve ifşa etmekten başka bir emrimiz yok. Bunların hepsi, yalnızca tüm gerçekliği bizim için düzenleyen üst güçten bahseder. Ve biz her koşulda bu gücü “O’ndan başkası yok” olarak ifşa eder, manevi merdivenin belli bir basamağına ulaşırız.
Filed under: Kabala, Maneviyat, Yaradan -
Yaradan’ın Birliğini İfşa Etmek için yorumlar kapalı