Category Archives: Kabala

Dostlar Arasındaki İlişkiler

Bir grup içindeki dostlar arasındaki ilişkiler dışsaldır, ancak içsel hale gelmelidir.

Bu ilişkiler ihsan etme formunu aldıkça, o ölçüde Yaradan’ın var olacağı manevi bir kap haline dönüşeceklerdir.

Dostlarla Çalışmak Ne Anlama Gelir?

Bir dostla çalışmam, ondan uyanış, yükseliş, amacın önemine, Yaradan’ın yüceliğine ve Yaradan’a övgüye dair bir anlayış almaktır. O bana bunları verebildiği ölçüde, ben de O’nunla olan bağı yüceltirim. Bu, grup içindeki bağı yücelttiğim ve sonra bir şeyin diğerini tetiklediği anlamına gelir.

Ancak bir dostumda kontrol ettiğim, analiz ettiğim ve değerlendirdiğim her şey, ona karşı tüm tutumumum, sadece onun Yaradan’a karşı tutumuna uygun olmalıdır. Bana ne kadar farklı görünürse görünsün, durum böyledir.

Onun ruhuna girmemeli, onu Yaradan ile olan ilişkisi hakkında konuşmaya zorlamamalıyım. Ancak, Yaradan’a olan özlemini ifade ettiği dışsal biçim, bana onun Yaradan’ı tutkuyla arzuladığını anlamamı sağlar.

Dostlarımın etkisi altında olmak, onlarla olan bağım aracılığıyla arzularımı artırmak ve onlarla etkileşimde olmak zorundayım. Bu etkileşim iki yönde işler: benden onlara ve tersine.

Onların burada olduğunu ve buna gerçekten hazır olduklarını görürseniz, Yaradan’ın onları size getirdiğini söyleyebiliriz ve buna göre onlarla özel bir şekilde ilişki kurmalısınız. Sizin seçeneğiniz yok, ama O’nun bir seçeneği var ve O tam olarak onları seçti. Bu noktadan itibaren tüm gruba karşı tutumunuzu geliştirmeye başlayın.

Bir Dostun Değeri

Soru: Bir dostla bağ kurmak ne demektir?

Cevap: Bir dostla birlik olmak, benim Yaradan’a bağlılığı istediğim anlamına gelir. Ama ne yazık ki, sizinle bağ kurmadan bunu başaramam. Sizler de aynı farkındalığa gelmelisiniz; benimle bağ kurmazsanız, Yaradan’ı asla edinemezsiniz.

Yaradan, O’nunla bağlılık ve O’nunla benzer nitelikleri edinmek, hem sizin hem de benim hedefimizdir. Hiç kimse başkalarıyla bağ kurmadan bunu edinemez, ancak başkaları aracılığıyla edinir.

Birlik, Yaradan’ı edinmek için gerekli olan Kli’nin (kap) dostunuzun içinde bulunduğu anlamına gelir. Kli, izlenimdir, özlemdir, amacın yüceltilmesi, Yaradan’ın yüceliğidir.

Yaradan’ı övdüğünüzü, O’nu yücelttiğinizi hissettiğinizde, bunu size getirenin siz değil, dostunuz olduğunu bilin. Ancak ilhamı, dostunuza verdiğiniz kendi katkınız karşılığında alabilirsiniz. Bunu gerçekleştirirseniz, o zaman bununla Yaradan’a doğru çabalayacağınız bir Kli yaratılmış olacaktır.

Ve bir dostunuzla bağ kurup ondan Yaradan’ın yüceliğini özümsediğinizde, size Kendisi’ne olan özlemi verenin Yaradan olduğunu anlayacaksınız. Size karşı arzusunu ifade eden O’dur, O’na karşı siz değil.

İnsan Kendini Sevmeye Zorlayabilir Mi?

Rabaş, “Alıcıların Ödülüne Dair” adlı makalesinde, yasaklanmış şeyler olduğunu; ihsan etme amacıyla alınamayacak ama gerekli olduğu için izin verilen şeyler olduğunu ve ayrıca, ihsan etme amacıyla alınamayacak, emirlerin yerine getirilmesiyle elde edilen şeyler olduğunu yazmaktadır.

Buna ek olarak, izin verilen şeyler ve emirlerin yerine getirilmesi yoluyla alınan, ihsan etme amacıyla alınabilecek şeyler vardır. Kişi, performansının seviyesine göre bir ödül alır.

Peki, bu ödül nedir? Ödül, kişinin form eşitliğine ulaşmasını sağlayan eylemi en uygun şekilde gerçekleştirmesi anlamına gelir. Neden o zaman form eşitliğinin amaç olduğunu söylemiyorlar da amacın ihsan etmek amacıyla almak olduğunu söylüyorlar? Çünkü sonuç bize bağlı değildir. Sonuç, Yaradan’ın kanunundan gelir, oysa eylem bize bağlıdır.

Bu, Rabaş’ın sevgi hakkındaki soruyu açıklamasına benzer: Buna müdahale edemediğimiz halde, nasıl olur da kendimizi Yaradan’ı sevmeye veya “komşunu kendin gibi sevmeye” zorlayabiliriz? Kalbimi birini sevmeye nasıl zorlayabilirim?

Bizim dünyamızda bu, çaba göstererek başarılabilir — birine kendimi adadığımda, ona değer verdiğimde, onu önemsediğimde. Bu, bir çocuğu büyütmek için evine alan ve ona yatırım yaptığı için onu tamamen kendi çocuğu gibi gören insanların örneğinde açıkça görülür.

Ona yatırım yapmadan önce, ona karşı hiçbir sevgi hissetmiyorlardı — ne doğal, içgüdüsel sevgi, ne de doğanın üstünde bir sevgi. Ancak kendilerinden bir parçayı ona yatırdıktan sonra, o, onlar için çok önemli hale gelir, çünkü onun içinde olan kendilerinden bir parçayı severler ve bu sevgiden çocuk için bir sevgi doğar.

Aynı şey bizim için de geçerlidir: Almak ve onu birisine aktarmak arzusunda olduğumuzda, aramızda bir bağ oluşur. Ve maneviyatta, tamamen yabancı birini, ihsan etme amacıyla sevmek istediğimizde (almak amacıyla değil, çünkü o zaman hayvansal bir duygudan bahsediyor oluruz), bu farklı bir yasadır, çünkü şöyle denir: “Efendin Tanrını sev.”

İhsan Etme İle Özdeşleşmek

Yaradan’ın benim sevebileceğim bir görüntüsü, bir formu yoktur. Onun formu, onun yasasıdır, haz verme yasasıdır. Bu ihsan etme formunun kendini kıyafetlendime şekli, benim sevmem gereken ve kendimi özdeşleştirmem gereken şeydir. Buna Yaradan’ı sevmek denir. Bunu nasıl yapabilirim?

Mucizevi güçler kullanarak çeşitli Segulot’u uygulayarak Yaradan’ı sevebileceğinizi söylerler. Segula nedir? Sonuçla doğrudan bir bağı olmayan bir çaba sarf etmeyi içerir; sonuç, ihsan etme niteliğine duyulan sevgidir.

Bu eylemler, yalnızca üst güç tarafından gerçekleştirilebilecek bir sonuca yol açar. Yani, bunları gerçekleştirirseniz hem nicelik hem de nitelik olarak yavaş yavaş büyük bir güce dönüşürler. Ardından, bu yasaya uygun olarak, sizde ihsan etme arzusu doğar ve bu koşulu sevmeye başlarsınız. Bu, Yaradan’ı sevmektir.

Kabalistik Sürü Yasası

Soru: Anne kurt ava çıktığında, bakıcılar onun yavrularını gözetir ve onlarla oynar. Sürüdeki yavrulara karşı tutum en şefkatli şeydir. Her yetişkin, onlarla yiyeceklerini paylaşmaya, onlarla oynamaya ve onlara avlanma veya hiyerarşi kurallarını öğretmeye her zaman hazırdır. Kurt sürüsünün bu kadar birleşik ve etkili olmasının nedeni tam da budur.

Bu bir yetiştirme süreci mi? Bu bütün toplumun sadece kendi çocuklarına değil, başkalarının çocuklarına da bakmaya başladığı bir süreç mi? Kendi çocuğumdan nasıl kopabilirim? Burada, başkasının çocuğuna baktığım, bütün sürünün ona baktığı söyleniyor. Bu hangi durumda mümkün olabilir?

Cevap: Hepinizin tek bir bütün olduğunuzu anladığınızda. Bunlar Kabalistik ilkelerdir.

Soru: Kesinlikle! Bu olmadan yok olurum, değil mi?

Cevap: Evet.

Soru: Komşumun çocuğu benim için kendi çocuğum kadar mı önemli?

Cevap: Evet.

Soru: Bu bir insan için çok gerçekçi görünmüyor. Ama böyle olmalı, değil mi?

Cevap: Elbette böyle olmalı!

Dünya Vasıtasıyla Yaradan’ı Görmek

Soru: Her şeyi, her şeyi yaratan tek güce bağlamayı istemek doğru bir arzu mudur?

Cevap: Evet, bu doğru bir niyettir. Etrafımda gördüğüm her şey, Yaradan’ı keşfedebilmem için bana kasıtlı olarak sunulan dünyanın bir resmidir.

Soru: Yaradan’ı keşfettiğimi nasıl anlayacağım? Herhangi bir işaret var mı?

Cevap: Tüm olguların ve nesnelerin arkasında, seni çevreleyen iyilik ve sevgi niteliğini görmelisiniz.

“Ben” Yerine “Grup”

Aramızdaki bağ nedir? Birbirimizle bir bağımız olduğu ve bunu koruduğumuz ölçüde, bu bağın içinden sonrasında dışarıdan biriyle bağ kurarız. Dahası, aramızdan sadece biri dışarıdan biriyle bağ kurar, ancak bunu tüm grubun oluşturduğu bağın içinden yapar.

Dostlar arasındaki bağın içinden bağ kurmak, her dostun kendini bu şekilde hissetmesi, tüm grubun temsilcisi olarak kendini sunması ve tüm grup olarak biriyle bağ kurması anlamına gelir.

Soru: Kendimi tüm grup gibi hissetmek ne anlama gelir?

Cevap: Bunlar zaten içsel hislerdir. Ancak grupta dostlar arasında bir bağ varsa, o zaman her birinde, “ben” yerine “grup” kavramı vardır ve “ben” yok olur. “Ben” silinir ve yerine “grup” ortaya çıkarsa, o zaman “grup” olarak adlandırılan bu nitelikle, dışardan biriyle bağ kurmuş olur.

Üzerimize Düşen Tek Şey

Kişi, dostlarını Yaradan’ın kendisi için bir araya getirdiği, kendi Kli’sinin parçaları olarak görmelidir. Ona, tam da yanında bulunan kişilerle bu eylemi gerçekleştirme fırsatı verilmiştir ve onlar gerçekten de onun çalışma alanıdır.

Onlarla bağ kurarsa, her bir dostu dünyadaki milyonlarca veya milyarlarca insanın temsilcisi gibidir. Bunu görmüyoruz, ancak bu açık hale geldiğinde, durumun gerçekten böyle olduğunu anlayacağız.

Bu nedenle, dostlara, gruba, dostların bir araya gelmesinin önemine bu şekilde yaklaşmalıyız. Kendimizden ve inşa ettiğimiz çevreden tam da bunu talep etmeliyiz.

Kendimi, sahip olduğum her şeyi almış ve hiçbir şeyim eksik değilmiş gibi görmeliyim. Çünkü “komşunu sev” kuralına göre dostlarımla olan bağımı gerçekten fark edersem, o zaman form eşitliği yasasına göre ışığın hemen görüneceği ve her şeyin ifşa olacağı bir Kli’ye sahip olacağım.

Yani, her şey sadece inşa etmem gereken Kli’ye bağlıdır. Üzerime düşen tek şey budur.

Sonsuzluğun Üzerine Yükselmek

Soru: Kabala doğru bir şekilde kullanıldığında toplum nasıl dönüşecek? Bu dönüşüm içsel ve dışsal olarak nasıl ifade edilecek?

Cevap: Her şeyden önce, tüm kitle iletişim araçları, çok sayıdaki ülkenin tek bir kararıyla yön değiştirmelidir. Her şey, kitlelere sadece birliğimizin dünyayı kurtaracağını ve doğanın üzerimizdeki olumlu etkisini geri getireceğini açıklamaya yönelik olmalıdır.

Kitle iletişim araçları, küresel topluluğun yararına hızla değiştirilebilen ve böylece gelişimimizin yönünü tersine çevirebilen bir sistemdir.

Terörün sona ermesi, hava koşulları, sağlık, toplum ve daha fazlası her alanda olumlu etkilerini hemen göreceğiz. Aniden her şeyin sakinleştiğini, dengelendiğini ve huzurlu hale geldiğini göreceksiniz: çocukların ebeveynleriyle ilişkileri, genç nesil ile ilgili sorunlar, her şey anında sakinleşecek. Muazzam egoizm, büyük kötülük ve birbirine karşı direnç aniden ortadan kalkacak. Melekler yeryüzünde yürümeye başlayacak değil, hayır; insanlar bu sistemi anlamaya başlar, onunla iç içe geçer ve ölümün üstesinden gelebileceğini hisseder.

İnsanlığa göstermemiz gereken şey şudur: “Ölümün üstesinden gelme, sonsuzluk ve mükemmellik hissine ulaşma fırsatınız var! Dışarı çıkıp geri dönebilecek misiniz, yarın nefes alabilecek misiniz?  Bunları bilmeden yaşamak yerine, bu dünyada size sunulan şey, gerçekten cennet gibi olacak bir yaşamdır.”