Category Archives: Kabala

Nihai Hedefi Unutmayın

Soru: Önce kendimizi Yaradan’a yönelttiğimizi ve ancak ondan sonra O’nu edinmek için dostlarla çalıştığımızı söylüyoruz. Ama pratikte, metoda göre bunun tam tersi olur. Önce kişinin bir dosta karşı tutumuyla ilgili emirler, sonra da Yaradan’a.

Cevap: Eylemin sonu orijinal planın içindedir. Sürekli olarak nihai hedefi korumalısınız ve yol boyunca yaptığınız her şey, sadece bir araçtır. Bu nedenle, nihai hedefi düşünmüyorsanız, ara eylemleriniz yanlış yöne gidebilir ve ters sonuç verebilir.

Baal HaSulam bu konuda yazarken komünizmden, Kibbutzim’den ve insanlığın “komşunu kendin gibi sev” kuralını, On Emir’i ve benzerlerini kullanarak kendi yararına yaratmaya çalıştığı her şeyden bahseder. Sonuç, sadece kötülük ve yıkım oldu. Bunun nedeni, nihai amacın tam olarak bu emirlerin verildiği ve tüm yaratılışın gerçekten var olduğu amaç olmamasıdır.

Cansız, bitkisel ya da hayvansal seviyelerin ötesindeki herhangi bir şeyi, Yaradan’la birleşmeyi edinme niyeti olmadan kullanırsanız, o zaman en küçük eylem bile çevredeki gerçekliğe zarar verir.

Ve eylem ne kadar büyük ve önemli olursa, size getirdiği zarar da o kadar fazla olur. Sonuçta, tüm gerçeklik, yalnızca özgür seçiminizi insan olarak adlandırıldığınız yerle birleştirebilmeniz ve böylece tüm gerçekliğin bir kez daha Yaradan ile birleşmesi için yaratılmıştır.

Maneviyatta Eylem

Soru: Maneviyatta eylem nedir?

Cevap: Maneviyatta eylem, artık Yaradan’la bağ içinde olmak istediğiniz yeni bir arzunun ifşa olmasıdır. Burada istediğiniz herhangi bir örneği verebilirsiniz.

Soru: Diyelim ki bir dostuma kahve getirdim yani onun arzusunu yerine getirdim. Buna Yaradan uğruna bir niyeti nasıl ekleyebilirim?

Cevap: Niyetinizi dostunuza kahve ile birlikte verirsiniz. Bunu ona madde olarak, onun için yaptığınız şey olarak aktarırsınız ve hepsi bu kadar. O da bu kahveyi alarak, bunu aranızdaki bağı korumak ve artırmak için yaptığı niyetine sahip olabilir. O zaman bu, bu şekilde gerçekleşir.

Korku Duygusunu Ne Yok Eder?

Soru: Dün tam bir ihsan etme içindeymişsiniz gibi görünmesine rağmen, bedenin manevi çalışmadan hiç tat almadığı bir duruma gelirsek, kendinizde korku uyandırmanın bir anlamı var mıdır?

Cevap: Hayır, bunu deneyebilirsiniz ve buna tutunmanın ne kadar imkânsız olduğunu göreceksiniz, zira gerçek korku yukarıdan gelir.

Soru: Ama eğer bu duruma düşersem, bununla mücadele etmenin doğru yolu nedir?

Cevap: Dua edin. Size başka bir şey söyleyemem.

Soru: Bu durumda okumak için en faydalı kaynaklar hangileridir?

Cevap: Her ne çalışıyorsak. Bu öncelikle korku duygusunu siler.

“Yükü Çeken Bir Öküz Ve Yükü Taşıyan Bir Eşek Gibi”

Soru: Yaradan için çalıştırdığımız öküz kimdir?

Cevap: Sadece kendisi için çalışmak isteyen ve her hareketinde sadece kendisi için kazanç arayan kalbimizdir.

Soru: İşlediği toprak da bir kalp ama egoist bir kalp mi?

Cevap: Evet.

Soru: Kalbimizi ihsan etme içinde çalışmaya nasıl yönlendirebiliriz? Yani çalışmamızda bu boyunduruk ne olacak?

Cevap: Kendinizi, tüm sorularını Yaradan’a yöneltmek ve bir cevap almak istediği söylenen kişinin yerine koyun. Bu, onun arzusudur. Şimdi tek soru şudur: arzusunun cevabını alır mı, almaz mı? Eğer alamazsa, ne yapmalıdır?

İlk olarak şöyle denir: “Yükü çeken bir öküz ve yükü taşıyan eşek gibi.” Bu, kişinin manevi çalışmasına bu şekilde yaklaşması gerektiği anlamına gelir. Eğer kişi “Yükü çeken bir öküz ve yükü taşıyan eşek gibi” koşuluna ulaşırsa, bu doğru bir tutum olacaktır. O zaman Yaradan, ihsan etme uğruna ona kesinlikle güç verecektir. Ve böylece kişi devam edecektir.

Merdivenin Basamakları Hakkında Sohbetler, Kısım 64

Tora’yı Tarihi Bir Hikâye Olarak Okumak Neden Yasaktır? Neden Tora’daki En Sert Yasak “Kendiniz İçin, Bir Put Veya Benzetme Yapmayın” Yasağıdır?

Eğer maneviyat yerine maddeselliği hayal edersek, o zaman maneviyatı edinemeyiz. Bu, Yaradan’a ya da dünyaya zarar vermez ama Tora’yı bir roman gibi okuyan, hayvani bir seviyede kalırız. Bu yasağın nedeni budur. Bu yüzden Tora’yı Yaradan’ın isimleri olarak görme zorunluluğu vardır, zira sadece bu yaklaşım bizi amaca götürür.

Musa, Tora’yı bir hikâye şeklinde yazmıştır çünkü ifade etmek istediği anlamı aktarabilecek başka bir dili yoktu. Diğer tüm yazı biçimleri (Haggadah, Midraş, Halacha ve Kabala dili) Musa’nın ifade etmeye çalıştığı tüm nüansları ve detayları ifade etmeyi çok daha zor, neredeyse imkânsız hale getirir. Bu nedenle, öykülerin ve mecazların dilini kullanmıştır.

Merdivenin Basamakları Hakkında Sohbetler, Kısım 63

Tora’ya Neden “Tanrı’nın İsimleri” Denir?

“Tanrı’nın isimleri” ışığın kabı nasıl giydirdiğini ve kabın ışığın niteliklerini nasıl deneyimlediğini ifade eder. Örneğin, “O merhametli olduğu için siz de merhametli olmalısınız” sözüyle ilgili olarak, eğer kendimizi merhametli olmak için ıslah edersek, o zaman Yaradan’ı da merhametli olarak hissederiz. Buna kutsal ismi , “Merhametli”yi edinmek veya onu ifşa etmek denir.

Tora, Yaradan’ı deneyimlememizi sağlayan içimizdeki ışıklardan oluşur. Yaradan ışığın bütünüdür ve biz bu bütünlüğü ıslah derecemize göre aşamalı olarak alırız.

Eğer Tora’nın tamamını – tüm ışıkları birlikte – alırsak, Yaradan’ın bütünlüğünü hisseder ve O’nu tam ve bütün olarak deneyimleriz.

Yaradan Aramızdaki Bağda Edinilir

Soru: Yaradan’a ulaşmak için bir dosta ihtiyacım olması ne anlama geliyor? Ona bir arabulucu, bir rehber, bir araç olarak mı ihtiyacım var?

Cevap: Yaradan sadece insanlar arasındaki bağda ifşa olur ve bu bağ eksiksiz olmalıdır. Yakınınızda birleşebileceğiniz bir dostunuzun olması iyidir ama yine de aranızdaki bağda Yaradan’ı edinebileceğiniz on kişilik bir gruba ihtiyacınız vardır.

O zaman onlunun bile yeterli olmadığını keşfedeceksiniz. Grubunuzun etrafında kendinize çektiğiniz dış çemberler de olmalıdır çünkü Yaradan’ı hissetmenin genişlemesi, her biriniz onlu aracılığıyla dünyadaki tüm ruhların ıslahına ulaşıncaya kadar diğer ruhların çekilmesiyle mümkündür.

“Oğullarım Beni Yendi”

Soru: “Oğullarım Beni yendi” Kabalistik ilkesi ne anlama gelir?

Cevap: Yaradan içimizde çeşitli egoist nitelikler uyandırır ve birbirimizle doğru bir şekilde çalışarak, özgecil eylemler ve tutumlar geliştiririz. Bunu yaparak, Yaradan’ın içimizde uyandırdığı egoizm üzerinde çalışmaya başlarız.

Sonuç olarak, doğru içsel çalışma yoluyla, özel anti-egoistik güçler edinir ve kendi başımıza hareket etmeye başlarız.

Manevi Yaşam İçin Bir Formül: Ben, Grup, Yaradan

Dostlarınızda güçlü bir maneviyat arzusu görmüyorsanız, çevreden etkilenmiyorsanız, ihsan etmek için ilham almıyorsanız, o zaman kendiniz buna yatırım yapmıyorsunuz demektir. Kendinizi dostlarınıza yatırım yapmaya başlayın ve karşılığında onların da sizi nasıl etkilemeye başladığını göreceksiniz.

Bu çok basit bir formül! Grupla bağ kuruyorum ve birlikte birbirimizi etkilemeye başladığımız bir koşula ulaşıyoruz.

O zaman çemberimiz, maneviyata yönelik tüm arzularımızın, kalpteki tüm noktaların birleştiği ve bunların üzerinde anti-egoist bir perdenin oluştuğu manevi bir kap (Kli) haline gelir: karşılıklı ihsanımız.

Şimdi, hepimiz birbirimizi etkilerken, bunu Yaradan’a ihsan etmek için yapıp yapmadığımızı incelemeliyiz. Eğer evet ise, o zaman bir perdemiz ve yansıyan ışığımız vardır. Ve hemen, niteliklerimizin benzerliğine uygun olarak üst kuvvet bize ifşa edilir.

Ben → Grup → Ruh – tüm formül budur!

Herhangi Bir Koşul Olmaksızın Birleşme

Soru: Dua etmeye devam ediyoruz ama her geçen gün daha da ayrıştığımızı görüyoruz. Neden işler bu şekilde yürüyor?

Cevap: Çünkü birleşme ihtiyacından başka hiçbir şeye sahip olmadığınızı çok kesin bir şekilde netleştirmeniz gerekiyor. Bunu gerçekten hissettiğinizde, gelecekteki durumunuz önünüzde belirecektir: herhangi bir koşul olmaksızın herkesle bağ kurmak. Başarmanız gereken şey budur.