Monthly Archives: Haziran 2026

Bir Bozukluğu Nasıl Islah Ederim?

Soru: Bir bozukluğu nasıl ıslah edebilirim?

Cevap: Bir bozukluğu, onu bir yardıma dönüştürerek ıslah edersiniz. Bir zamanlar bunu nasıl yaptığınızı hatırlamıyor musunuz? Bir mahkeme çağrınız vardı, ve sürekli bundan korkarak yaşıyordunuz. Polis memurundan korkuyordunuz ve pek çok tatsız şey yaşadınız. Bu Yaradan’ın tekliğine karşı bir problemdi.

Peki engelin özü nedir? Her şeyi polis memuruna mı yoksa Yaradan’a mı bağlı yapmak? Burada “Ben kendim için değilsem, kim benim için?” ve “O’ndan başkası yoktur” prensipleri devreye girer. Önemli olan bu prensiplerin ne zaman ve nasıl sıraya konulacağıdır.

Nihayetinde, bu bozukluğun arka planına karşı olarak, kendinizi bu sıkıntının içinde mevcut olan ve O’nunla olan bağınızı güçlendirmeniz için bunu size veren Yaradan’ın yönetimiyle ek bir bağa yönelik olarak ıslah etmeniz gerekiyordu.

Bu gerçekleşti mi? Bunun ne kadar yardımcı olduğunu hissettiniz mi? Aynı şey grup çalışmasındaki tüm bozukluklar için de geçerlidir. Bir kişi maneviyat yolunu takip ettiğinde, kendisine mahkeme, toplumsal baskı, toplum yasalarından gelen baskı gibi şeylerle bağlantılı olanlar da dâhil olmak üzere pek çok sıkıntı gönderilir, çünkü bunlar açıkça Yaradan’ın elindedir.

How Can I Correct a Disturbance?

Manevi Çalışmanın Üç Koşulu

Bir grupta manevi çalışma için üç koşul vardır.

Birincisi, “kendine bir Rav yap.” Rav (öğretmen), bana yön veren, benden daha üstün bir kişidir. Onun söyledikleri benim yolumu belirler. Yön verirken, her zaman bir öğrenciye belli bir miktar özgürlük vermeli, bazen zayıf, bazen kafası karışık görünmeli, bazen de kendisiyle çelişmelidir. Bu, öğrenciye çeşitli engeller, çeşitli şüpheler ve öğretmenin haklı olup olmadığına dair düşünceler verir; bu da öğrenciye “kendin için bir Rav yap” eylemini gerçekleştirmesi için alan bırakır.

İkincisi, “kendine bir dost satın al.” Tıpkı benim gibi, benimle birlikte aynı süreçten geçen insanlar bulmalıyım, ve onlara yaptığım yatırım sayesinde onlardan güç kazanacağım. Dostlarıma yönelik çaba yatırımı yaptığım için, bu güçler benim olur — onları satın aldım; onları edindim.

Üçüncüsü ise “herkesi erdem ölçeğine göre yargıla”dır. Bu, birçok insandan engeller gördüğümde, bunu Yaradan’ın temsilcilerinden geldiği şeklinde yorumlamam gerektiği anlamına gelir; bunlar ruhumun Yaradan’a doğru aşamalı gelişimine yönelik çeşitli olaylarla kafamı karıştırmak içindir.

Dolayısıyla, önümde “kendine bir Rav yap” prensibine göre hareket etmem gereken bir öğretmen var; “kendine bir dost satın al” prensibine göre beraber çalıştığım dostlar var; ve dışsal çevre, tüm dünya, erdem ölçeğine göre yargıladığım diğer herkes vardır, aslında kendileri hiçbir eylemde bulunmazlar, ama Yaradan onlar aracılığıyla beni etkiler. Dolayısıyla, onları eylemlerinde suçlu veya erdemli karakterler olarak değil, yalnızca kuklalar olarak görüyorum.

Three Conditions of Spiritual Work

Maddesel Engellere Karşı Duyulan Korku

Soru: Ya aynı engel tekrar tekrar ortaya çıkarsa ve giderek şiddetini artırırsa?

Cevap: Aynı engel her seferinde yepyeni bir şekilde geri dönemez. Bize sadece aynı engelmiş gibi gelir.

Örneğin, bir dava iki ya da üç yıl sürebilir, ve kişi sanki sürekli aynı kapalı döngü içinde sıkışıp kalmış gibi hisseder. Ancak bu aynı engel değildir. Aynı dış koşuldur, ancak her seferinde arzuların boyutu ve biçimi değişir; sadece biz bunu algılayamayız.

Aslında, bu şekilde olması çok iyidir. Bu, Yaradan’ın yaratılan varlıkla olan bağını güçlendirmek istediğine dair çok açık bir işarettir. O, görünüşte korkunç olan şeylerin korkusunu ona gönderir ve hatta bunu yoğunlaştırır.

Bu, “Kapının arkasında bir ayı var, dikkat et!” denildiğinde korkan küçük bir çocuğa benzer. Kişi tüm dünyaya korkuyla bakar ve “Ne olacak?” diye düşünür. Entelektüel olarak anlasa da, hissettikleriyle ilgili hiçbir şey yapamaz. Çok korkar.

Yalnızca Yaradan ile olan bağ, bu hayvansal korku hissini tatlandırabilir ve onu farklı bir yöne taşıyabilir. Ancak bu yine de insan seviyesinde değildir, henüz bağın gerçek anlamda incelenmesi için yeterli değildir.

Fear of Material Obstacles

Kişi Bir Dosttan Nasıl İlham Alabilir?

Yorum: Bana iyi davranan bir dosttan ilham almak kolaydır. Ama ara sıra bana kötü davranan bir dosttan ilham almak zordur.

Cevabım: Zorlukla tahammül ettiğim ya da belki de hiç tahammül edemediğim dostlar var. Neredeyse hiç fark etmediklerim de vardır; beni ne kızdırırlar ne de memnun ederler. Ve son olarak, aralarında bulunmaktan hoşnut olduğum, harika ve neşeli hissettiklerim vardır. Peki hangisini kazanım hedefi olarak görmeliyim? Ne de olsa şöyle denir: “Kendine bir dost satın al.”

Buna evrensel bir yanıt vermek mümkün değil. Ancak şu şekilde söyleyebilirim: her seferinde neler yapabilecek kapasitede olduğunuzu göreceksiniz, ve işte yapmanız gereken de bu. Kimse size özellikle nefret ettiğiniz, grupta olmasına rağmen birlikte olamadığınız kişiye odaklanmanız gerektiğini söylemeyecektir. Bu doğru değil. Aksine, her seferinde hissettiğiniz kadarıyla çaba sarf edebileceğiniz dostlarla birlikte olmalısınız.

Ancak bu, birine “hamle yapmak”, ona ihsanda bulunmak, onunla birleşmek, ve daha yakın olmak için hemen birlikte bira içmeye gitmek temeline dayanmaz. Hayır. Bir dost edinmek için çaba sarf etmek, gruba yapılan genel bir yatırımdır.

Bu, sürekli odaklandığım belirli bir kişiyle kurduğum kişisel bir bağla ilgili değildir. Bir kişinin herhangi bir anda içinde bulunduğu duruma göre, etrafındakiler her seferinde farklı görünür. Bazen manevi anlamda yükselmiş gibi iyi bir durumda olursunuz, ve sonra aniden kendinizi normalde nefret ettiğiniz kişiyi kucaklayıp öpmeye hazır bulursunuz.

How Can One Be Inspired by a Friend?

Dostların Önünde Kendinizi Nasıl İptal Edersiniz?

Soru: Kendini iptal etmenin doğru şekli nedir?

Cevap: Yaradan ile birleşmeyi edinmek istiyorsanız, gruba gelirsiniz ve ihsan etme niyetini geliştirmek için grubun güçlerini kullanırsınız. O zaman grup sizin için çok önemli hale gelir; Yaradan’ın yüceliğinin idrakine gelmek için grubun önünde kendinizi iptal edersiniz, ve kendinizi iptal etme yolunda ortaya çıkan engelleri ıslah etmek sizin için ek bir güç haline gelir.

Soru: Kendi kendimi dostların önünde iptal olmaya nasıl ikna edebilirim?

Cevap: Kendimi ikna etme kapasitesine sahip değilim. Bu ancak gerekli olduğunu hissediyorsam gerçekleşir. Güvenebileceğim başka hiçbir şeyin olmadığı ve yalnızca grubun bana yolda yardımcı olabileceği bir safhaya ulaşmak yalnızca kendi çabalarımdan kaynaklanmaz.

Grupta çalışabilirim, dostlarıma yakın olabilirim ve binlerce şey yapabilirim, ama bunları amacı edinmek için yaptığımı, grubun bana yardım etmesi gerektiğini ve grupta sadece bunun için çalıştığımı aklımda biraz bile olsa tutmazsam, o zaman ne tek bir düşünce ne de tek bir netleştirme alırım. Bu yalnızca niyetimden, arzumdan bir parça getirdiğimde gerçekleşecektir. Ardından işlemeye başlayacaktır.

How to Nullify Yourself before the Friends?

Bizi Yaradan’a Yönelten Nitelikler

Kişi gururlu olduğunda ve Yaradan’ın önündeki otoritesini iptal etmeye dair hiçbir arzusu olmadığında, ve kendisinde hiçbir alçaklık olmadığını söylediğinde, aksine ne isterse onu yaptığında, ona tüm kötü nitelikler buradan gelir. Yukarıdan gelen haz ışığı, dünyayı sürdürmek için ince bir ışık olarak aydınlatır. Bilindiği gibi, “kıskançlık”, “şehvet” ve “onur” olarak adlandırılan üç nitelikle kıyafetlenir, ve bu üç nitelik de gurur niteliğine dâhildir. (Rabaş, “Çalışmada, ‘Yaradan Gururu Tolere Etmez’ Nedir?”)

Gurur kavramı, insan karakterine ilişkin yaygın bir terimdir; kişinin kendi “ben”ini hissetmesidir. Bu hissiyat için bir ıslah mevcuttur: kişiyi, kendisinin hiçbir şeye muktedir olmadığına dair bir farkındalığa getirmek. Daha ziyade, kişi bu hayatta pek çok şeye yetkin olsa da, kendi başına manevi ıslaha gelemez.

Peki kişi kendi kendini düzeltemeyeceğini anlamaya, Lişma’ya gelmeye nasıl yönlendirilir? Bu, üç niteliğin yardımıyla olur: kıskançlık, şehvet ve onur.

Çünkü insanda bulunan alma arzusu bu üç niteliğe de sahiptir, ve gelişir. Kişi geliştikçe, her seferinde alma arzusunu kontrol edemediğini, onu verme niyetiyle birleştirip sonsuzluk çerçevesi dahilinde kullanamadığını görür. Bunun üzerine pes eder ve Yaradan’dan yardım talep eder.

Bizim ilerleyişimiz, aslında, deneyip başarısız olduğumuz, tekrar tekrar boş yere denediğimiz pek çok safhayı içerir. Ve her seferinde kalplerimizde bir dua belirir, ben yapamıyorum, edemiyorum diye Yaradan’a bir yakarış. Şimdiye kadar, kendimde gerçekten hayal kırıklığına uğradığım ve ihsan etme niyetine ulaşmak istediğim bu talep, tam olarak özellikle Yaradan’a yönelmiş olarak oluşmamıştı.

Ancak yavaş yavaş, kişi kendi alma arzusu içerisinde, çevresi içerisinde bu detaylar hakkında daha fazla şey öğrenmeye başlar, ve bu amacın önemine ikna olmuş hale gelir. Görür ki, aksi takdirde yaşamı geçici, rastgele ve anlamsız olacaktır.

Bu böyle devam eder, ta ki bu yakarışın tesadüfi bir hayal kırıklığından kaynaklanan doğal bir talep olmadığını; yaşamın tüm koşullarına yönelik doğru yaklaşımı bulmak, alma arzusunu ne kadar yönetip yönetemediğini görmek, ve bu temelde Yaradan’a gerçek bir dua ile yönelmek için çeşitli yaşam koşullarına yönelik belirli bir yaklaşım olduğunu anlamaya başlayana dek.

The Qualities That Aim Us at the Creator

Kötü ve İyi Kıskançlık

Soru: Dostumun Yaradan’la olan ilişkisinde bende eksik olan bir şeyi gördüğümde, içimde kıskançlık, arzu ve ihtiras gibi duygular uyanır mı?

Cevap: Hayır! Negatif ve pozitif kıskançlık, şehvet ve ihtişam vardır. Bir başkasında iyi bir şey görürsem, bunu görmeseydim daha iyi olurdu diye düşünebilirim, böylece acı çekmem. Ne de olsa onda iyi bir nitelik gördüğümde bu beni kötü hissettirir.

Ya da iyi bir şey görürüm, ve bu bende onu edinme arzusu uyandırır. O zaman bana elde edilebilecek bu özel hazları görme fırsatı verene minnettar olmalıyım. Daha önce dünyada böyle şeylerin var olduğunu bile düşünmüyordum. Bu iyi kıskançlıktır.

Kötü kıskançlık ise iyi durumda olan insanları gördüğüm halde onlar gibi olmayı yeterince arzulamadığım zamandır. Yani, sarf etmem gereken çabanın, elde edeceğim hazdan çok daha fazla olduğunu düşünürüm. Amaç, araçları gerekçelendirmiyor.

Başka bir deyişle, tembelim. Buna tembellik denir. Ve acı çekmemek için, onların da buna sahip olmamasını isterim. Ya da bunu gördüğüm için sinirlenirim ve şimdi kıskanırım. Her şey tersine döner. Daha yüksek bir seviyeye ulaşmak için çabalamak yerine, bu insanların benim seviyemin altında olmasını isterim. “Birçok kişinin acısı, tesellinin yarısıdır.” Onlarda daha az, bende daha çok olduğunda, ruh halim hemen düzelir.

Her şey kişinin amacına bağlıdır—kıskançlık, onur ve şehvet gibi nitelikleri nasıl kullanmak istediğine göre. Kişi, ya amacın önemi onu zorladığı için bunların yardımıyla yükselmek ister, o zaman da bu nitelikleri faydalı, etkili ve yapıcı bir biçimde kullanır.

Ya da tam tersi olabilir, bir başkasında gördüğü her şeyi yok etmek ister çünkü rahatlık onun için gelişmekten daha önemlidir. Henüz çektiği acı mevcut durumu terk etmek istemesine yetecek kadar güçlü değildir. Her şey, yapılan hesaba ve içinde bulunduğumuz durumdan ne beklediğimize bağlıdır.

Durumu bir düşünün. Burada bulunanların yarısının uyuduğunu ve geri kalanının da umursamadığını görüyoruz. İçlerinde, “ölümün bu hayattan daha iyi olduğu” bu koşuldan kurtulmak için yakıcı bir arzu yok. Onlara sorun: “Bir sonraki safhanızda durgunluk ihtimalinin bulunmadığını görmek ister misiniz?” Cevap vereceklerdir: “Şey… deneyebiliriz, belki daha iyidir.”

Ancak bunu beklediklerini ve her şeye hazır olduklarını, çünkü bu olmadan ilerleme olmayacağını söyleyecek olanlar da vardır. Dolayısıyla her şey ön hazırlığa bağlıdır. Grupta, uğruna var olmaya değecek bir fikir, bir amaç olmalıdır.

Bad and Good Envy

Gerçek Bir Dua Ne Zaman Ortaya Çıkar?

Duadan önce gelen bir dua vardır; bu, doğru ihtiyaçlara sahip olabilmem ve kendi durumumu gerçeğin ışığında görebilmem için yaptığım bir taleptir. Ancak bundan sonra gerçek bir dua ortaya çıkar.

Kişi kendi “Kli”sini ıslah için hazırlamıştır; ardından ıslah gerçekleşir, yani ışık gerçekten kişiye etki eder ve kişi, ihsan etme niyetini alır.

Bu, Yaradan’ın bizim dualarımıza, yakarışlarımıza, övgülerimize veya kutsamalarımıza gereksinim duyması değildir. Aksine, bunlar aracılığıyla her tür arzudan, ıslah edilmiş bir duruma ilişkin durumumuzu tanımlarız.

Ve eğer gerçekten her bir niteliğin ıslahına ulaşmak istiyorsak, o zaman bu Kli’mizi hazırladığımızın bir işaretidir, öyle ki içinde her bir arzu için, ihsan etme uğruna bir niyet ortaya çıkabilsin.

Ancak, eğer arzum henüz doğru niyete ihtiyaç duymuyorsa, o zaman onunla çalışamam. Kişi ancak bu niyetin gerekliliğinin bilincine vardığı ölçüde, o arzuyla çalışmaya başlayabilir; aksi takdirde bu bir zorlama olacaktır, ve maneviyatta zorlama yoktur.

When Does a True Prayer Arise?

Yaradan’ın Eylemlerini İfşa Etmek

Soru: Lo Lişma’dan Lişma’ya (Yaradan rızası için) niyet değişimi ne zaman gerçekleşir? Mahsom’dan sonra “yakıtım” değişiyor mu yoksa hâlâ “kendi iyiliğim için” niyetiyle mi hareket ederim?

Cevap: Mahsom’dan sonra kişinin “yakıtı” değişir. Mahsom’dan önce içinde bulundukları çift ve tek gizlilikten çıkarlar ve Yaradan’ın ifşasına gelirler. Kurtuluş ve sürgün arasındaki fark nedir?

Kurtuluş, Yaradan’ın varlığının, tüm realite üzerindeki üst yönetimin hissedilmesidir. Ancak bunu hissetmiyorsanız, o zaman sürgündesiniz demektir (aslında şu anda bulunduğunuz yer). O’nu dinleyebilir, düşünebilir ve tasvir edebilirsiniz, fakat O’nu gerçekten hissetmezsiniz. Dolayısıyla, bu his hayatınızın yönünü belirlemez.

Ancak Yaradan’ı hissetmeye başladığınızda, O’nun haricinde başka hiçbir gücün işlemediğini hissedersiniz. Ve Firavun ve diğer tüm “karakterler”, Yaradan’ın hem içsel hem de dışsal olarak size olan her şeyi belirlediği ve düzenlediği faktörlerdir. Ve tüm bunlar böylece, bu değişimlerin idraki yoluyla, kalpteki tek noktanın gelişebilmesi içindir. Kalpteki nokta, ruhun (Nefeş) başlangıcıdır.

Hem içsel hem de dışsal olarak başınıza gelen her şeyin yalnızca O’nun eylemleri olduğunu nasıl ifşa edeceğinizle ilgili olarak şöyle denir: “İki ışık, iç ve saran, Kli’yi su gibi parlatır. Böylelikle, Kli inşa edilir.”

Reveal the Actions of the Creator

Kitlenin Seviyesine Göre

Soru: Çoğu zaman soru soran kişi aslında başkalarının yararı için sorar. Böylelikle onlar da böyle bir soruya sahip olduklarını fark ederler. Sizden nasıl daha derin bilgi alabiliriz? Bir kişi soru sorarken nasıl bir uyum içinde olmalıdır?

Cevap: Bu bana ya da soran kişiye bağlı değil, orada bulunanların, hatta internet üzerinde uzakta olanların genel seviyesine bağlı. Dinleyici kitlesini hissettiğimde, bunun için çalışırım; bu, konuştuğum seviyeyi ve hatta materyali sunma tarzımı belirler.

Eğer karşımda çoğunlukla kadınlar oturuyorsa, onlarla erkeklerle konuştuğumdan daha farklı konuşurum. Eğer dinleyiciler yeni öğrencilerden oluşuyorsa, doğal olarak yumuşak ve anlaşılır bir dil kullanarak, sanki küçük çocuklara ders verir gibi konuşurum. Uzun süredir birlikte olduğum öğrencilerim gibi, daha hazırlıklı bir dinleyici kitlesi için konuşma kısa, net ve keskin olur.

Based on the Level of Audience